Haccın Fevrî veya Ömrî Oluşu - 10. Sayfa
Haccın Fevrî veya Ömrî Oluşu
Ebû Hanîfe, Ebû Yûsuf, Mâlikîler ve Hanbelîlere göre, hac fevrîdir. Yani, yükümlünün, gerekli şartları taşıdığı ilk yılda haccetmesi gereklidir. Haccı, yıllar boyunca geciktirirse fâsık olur ve şâhitliği reddedilir. Çünkü haccı geri bırakmak, küçük ma’siyettir. Bunda ısrar etmek, kişiyi fıska götürür. Böyle bir kimse hac yapmadan malı telef olsa, borç para alıp haccetmesi halinde, İlâhî mağfirete nâil olacağı umulur.
Haccın geciktirilmeden îfâsına, hacla ilgili âyetler delâlet ettiği gibi, şu hadisler de bunu destekler:
“Hac yapmakta acele ediniz. Çünkü sizden biriniz ölümün kendisine ne zaman geleceğini bilmez.”[1]
“Bir kimseyi hastalık, açık bir ihtiyaç, bir sıkıntı veya zâlim bir sultan alıkoymaksızın hac yapmazsa; ister yahûdi, isterse hıristiyan olarak ölsün.”[2]
“Kim kendisini Beytullahi’l-Haram’a ulaştıracak kadar azık ve bineğe sahip olduğu halde haccetmemişse onun yahûdi veya hıristiyan olarak ölmesi arasında fark yoktur. Zira Cenâb-ı Hak şöyle buyurmuştur: “Oraya yol bulabilen insanın, Allah için Kâbe’yi haccetmesi gerekir.” (Âl-i İmrân: 3/97)[3]
Şâfiîlere ve İmam Muhammed’e göre, hac ömrî (terâh)dir; yani, hac için gerekli şartları taşıyan yükümlü, bunu ilk yılda yapmak zorunda değildir. Ancak bu kimsenin hac veya umreyi, geciktirmeksizin yapması sünnettir. Çünkü tâat sayılan amelleri çabuk yapmak, hayırlı işlerde acele etmek İslâm’ın tavsiye ettiği hususlardandır. Âyette; “Ey mü’minler, hayır işlerine koşunuz, birbirinizle hayırda yarış ediniz.” (Bakara: 2/148) buyrulur. [4]
İslami Okul Okulların En Önemlisi