Hac - 103. Sayfa - Hacc
Tavaf:
Allah'ın Evi, O'nu temsil ettiğine göre kul, Kâbe'yi tavaf ederken İlâhî huzurda kabul niyazı ile dönüp dolaştığını düşünecektir. Haberlerden anlaşıldığına göre yerde Kâbe, mânevî semâlarda Beyt-i Ma'mûr'un hizâsına düşmekte, onun yerini tutmaktadır. Arşın ve Beyt-i Ma'mûrûn çevresinde melekler dönerek ibâdet etmekte, Kâbe'nin çevresinde de insanlar dönerek tavaf ibâdetini yerine getirmektedirler. Hacer-i Esved, kulların ezelde Allah'a verdikleri kulluk sözünün imzası ve mührü olarak kabul edilmiştir. Onu öpen veya geriden selâmlayan insanlar, ezelde verdikleri sözü hatırlayacak, yeminlerini tazeleyecek ve Allah'a kulluktan ayrılmayacaklarını te'yid edeceklerdir. İbn Abbâs'a dayanan bir rivâyetten anlaşıldığına göre Hacer-i Esved'i öpen, yahut selâmlayan kullar, Rableri ile tokalaşmış gibi olmaktadırlar. Erkeklerin pazularını çıkarıp üç şavtta/dolanımda koşarcasına ve çalımlı bir şekilde yürümeleri Rasûlullah (s.a.s.) ve ashâbının uygulamalarına dayanmaktadır. Hicretten sonra ashâbın Medine'de hastalandıkları ve bitkin hale geldikleri dedikodusu üzerine müşrikler Hacer-i Esved'in bulunduğu tarafa toplanmış, hicretten sonraki ilk tavaflarında Rasûlullah ve ashâbını görmek istemişlerdi. Peygamberimiz (s.a.s.) müşriklerin gözünü yıldırmak ve güçlü görünmek için zikredilen şekilde davranılmasını istemiş, bu geçici tedbir güzel bir hâtıra olarak haccın sünnetleri arasına girmiştir. Hac ibâdetini yapan her müslüman, ıztıbâ ve remel denilen bu sünneti yerine getirirken kendisini Rasûlullah ve ashâbının arasında hissetmekte ve âdetâ o günleri bu kutlu cemaat ile birlikte yaşamaktadır.
Tavaftan sonra Hacer-i Esved ile Kâbe'nin kapısı arasındaki duvara (Mültezeme) karın ve göğsü, elleri ve sağ yanağı yapıştırmak, bu şekilde ve sonra Kâbe örtüsünden veya Kâbe duvarına tutunarak duâ ve niyazda bulunmak da haccın sünnet ve âdâbı içinde yer almaktadır. Bunlardan birincisi Allah'a yakınlığı, hasret ve sevgiyi temsil etmekte, bu şekilde yapılan niyazın kabul edileceği, Kâbe'ye yapışan vücudun yanmayacağı umulmaktadır. İkincisi ise, bir büyüğe karşı suç işlemiş olan kişinin, onun eteğine sarılarak affını istemesini temsil etmektedir. Kulun, bu şekilde mânen ve mecâzen eteğine sarılarak af dilediği, yakınlık ve lütuf talep ettiği Yüce Zât'tan başka sığınacağı, dayanacağı, yalvaracağı, kulluğunu arzedeceği kimse yoktur. Duâda ısrar, Mevlâ'nın murâdıdır. Bu sarılış ve yakarış da o ısrârı gerçekleştirmektedir.
Kulun Allah'a en yakın olduğu durum, secdedir; hem bunca ikrâma şükür, hem de yakınlığı yaşamak için tavaftan sonra İbrâhim Makamında iki rekât namaz kılınır; ruh gıdâlanmış, susuzluğunu nisbeten gidermiş, fakat bunca çabadan sonra beden susamıştır. Onu da tatmin için Zemzem'in başına gidilir ve doya doya içilir, şifâ olması için duâ edilir. Sıra sa'ye gelmiştir. [1]
İslami Okul Okulların En Önemlisi