Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Hac - 24. Sayfa - Hacc

3- Hür Olmak:  

 

Köleye, hür olmayana, esir olana, tutukluya hac farz değildir. Çünkü hac ibadeti için hem mal ve hem de hac yapacak kadar zamanın yanında, diğer imkanların oluşması gerekir. Hac ibadetinde belli bir zamanı, belli yerlerde geçirmek zorunluluğu vardır. Tüm bu olanakların kölede, hür olmayan ve tutsak olanlarda olması düşünülemez. Şayet köle efendisiyle haccederse haccı sahih olmakla beraber, hürriyetine kavuştuğunda, imkanı oluşursa hac üzerine farz olur.

Haccın farz oluş şartlarına baktığımız zaman bu şartların bir takım hikmetlerinin olduğunu görüyoruz. Tüm bunlar, hac ibadetinin ne denli önemli bir ibadet olduğunu göstermektedir. Bu ibadeti yerine getirmek isteyen kişinin, öncelikle Allah’a iman ettiğini ve onun rızası doğrultusunda, bütün emirleri kabul ettiğini, yasakladıklarından kesinlikle kaçınacağını, taahhüt etmiş ve imzalamış olması gerekir. Haccın bir sözleşme olduğunun idraki içinde, ne gibi prensiplere uyacağını ve şartları bilinçli bir şekilde imzaladığının şuurunda olması gerekir.

Hacc için teslimiyet şarttır. Çünkü Allah biz kullarını kendi evine çağırdığında O’na Lebeyk Allahumme Lebeyk dememiz gerekir. Hazır olmayan kişi neye ve niçin Lebeyk diyeceğini nasıl anlayabilir?  Bu iş iman işidir, gönül işidir, lebeyk nidasında nelere lebeyk dediği idraki içinde olma işidir.

Buluğ çağına girmemiş kişilere, haccın farz olmaması da, bu ibadetin ne derecede ehemmiyetli olduğunu gösterir. Bu ibadet tam bir idrak ve şuur içinde hissedilerek, yaşayarak yerine getirmenin zorunluluğunu ortaya koymaktadır.

Kısacası günlük hayatımızda, bazı işlerin önem ve mahiyetini ifade ettiğimizde, muhatabımıza bu iş çocuk işi değildir diyoruz. Evet hac işi de çocuk işi değildir; aynı zamanda hac görevini kendi başına yerine getiremeyenlerin de işi değildir. Akıllı insan düşünebilen insan, kime niçin vardığını, bu kongrede üstlendiği rolün, amaçlanan hedeflerin anlam ve idraki içinde olduğunu bilir.

Hac ibadeti; özgürlüğün, değişimin ve Allah’a hicretin adıdır. Dünyanın külfetinden, hayatın problemlerinden soyutlanmamış kişi hür değildir; malı ve mülküyle, Allah’ın rızasını kazanmak için, çoluk çocuğuyla gönül bağını koparmamışsa, kişinin hürriyetine kavuşması ve özgürlüğünü elde ettiğini söylemesi düşünülemez. Hür olmayanların, akılları ve zihinleri tutsaklık esaretinde ve bağımlılık zincirlerini kıramamış olanların, hiçbir tarihte özgürlüklerini kazandıkları görülmemiştir ve asla bir değişimin önderleri de olamamışlardır.

Hür iradeyle ve herhangi bir ideolojinin tutsağı, mal ve mülkün kölesi, nefsinin esaretinde olmadığı zaman, mümin kişi o zaman hac görevini liyakatiyle yerine getirebilir.

Uzun çok uzun bir yoldayım,

Gidip de bir türlü ulaşamadığım,

Bir türlü engelleri aşamadığım,

Dağ taş ova vadilerden geçmeme rağmen, bir türlü varamadığım,

O kutlu o mutlu ve o mübarek o emin beldeye

Yüz süremedim, göz göze gelemedim,

engeller engeller, elime vurulan kelepçeyle

hür olduğum haykırılıyor,

Bir de şuna bakın! Kanadı kırılmış bir kuşa

Uçması için özgürlük hakkının verilmesi ne anlam taşır,

Hep yakınındasın ama biat elimi uzatamıyorum,

Vakfe’deyim ama bir türlü vakfe’ye duramıyorum,

Meş’ari’l-Haram’dayım, ama Allah’ı anmak için oraya varamıyorum.

Kardeşlerimle aynı siperlerdeyim

Ama vuruşmak, savaşmak için, mermiler hazırlayamıyor,

Onlarla beraber olamıyorum.

Ama onları görüyor ve onları hissediyorum!

Ne olur Ey Allah’ın davetine Lebbeyk diyenler!

Benim için de bir mermi alınız, bir taşı da benim için atınız.

Kabe’ye bir selam da benden götürünüz,

Haceri’l-Esved’i adıma İstilam ediniz,

Makam-ı İbrahim’de iki rekat namazla miraca ulaşınız,

Ne olur? Benim yerime de bir yudum zemzem içiniz,

Benim için de oraların şefaatçı olmasını isteyiniz,

Dua ve niyazlarınızda bizi de unutmayınız,

Peygamber-i Zişane, gönüllerimizin sultanına

Bir selam da bizden götürünüz.

Bedenime düşmüş bir kor ateşi gibi yanmaktayım,

Ona varamamak,

Onunla konuşamamak,

Onunla dertleşememek ne kadar elem verici Allah’ım!

Yüzümüz kıble’de,

Kabe’nin dört bir tarafında,

uçsuz bucaksız yüceliğinde,

Beyt-i Ma’mur’da,

Meleklerin etrafında pervane olduğu Kabe-i Muazama’da. [1]

 


 

[1] Mehmet Peker, Hacc Nedir?