Hac - 27. Sayfa - Hacc
a- Bedeni Yeterlilik:
Buna göre; yatalak, hasta, kör, felçli, iki ayağı kesik, binit üzerinde kendi başına duramayan yaşlı kimse, tutuklu bulunan ile zâlim yöneticilerin hac için vize vermediği kimseler üzerine hac farz olmaz. Çünkü Allah Teâlâ, haccın farz olması için “gücün yetmesi”ni şart koşmuştur.[1]
Haccın farz olabilmesinin şartlarından biri de yeterlilik şartıdır ve bunların başında ise bedenin sağlık ve afiyette olmasıdır. Hac ibadetini, Hz. Peygamber (s.a.s.) cihada benzetmiş ve kadınların cihadı sorulduğunda ise hacc yapmalarını buyurmuştur. Cihad için beden sağlığı olmadığında, kişinin savaş şartlarına uyum göstermesi düşünülemez.
Hasta olanın da, hacda yapması gereken menasikleri başkalarının yardımına ihtiyaç duymadan yerine getiremez. Onun için de fıkıh alimlerimiz, hasta ve sakat olanların yardımcıları bile olsa, onlara hac farz değildir demişlerdir. Haccın farziyeti için bir takım imkan ve şartların oluşması gerekir, aksi takdirde hac farz olmaz. Aynı zamanda, haccın menasiklerini kendi başlarına yerine getiremeyenlere de hac farz kılınmamıştır. “....Ona yol imkanı bulabilene (güç yetirebilene)...” (Âl-i İmrân: 3/97) İbn Abbas (r.a.) bu ayetin tefsirinde imkan bulabilmenin şartlarından biri de, bedenin sağlıklı olmasıdır demiştir.[2]
Özellikle bazı İslam ülkelerinden hacca gelen insanların yaş ortalamasının nerede ise altmışın altına düşmüyor. Bazılarında ise evlenir evlenmez aile olarak Allah’ın farz kılmış olduğu hac farizasını, yerine getirmek için kutlu sefere çıkarlar. Yeni aile temelini, hac farizasını yerine getirmiş, mutlu bir hazzın üzerine, bina ederler. Ancak altmış ve yetmiş yaş haddini bekleyerek hacca gelenlerin durumuna hem üzülüyoruz ve hem de onlara şaşırmamak elde değildir.
Madem ki, hac bir cihat ameli gibidir, altmış ve yetmiş yaşına gelmiş asker ordusunu oluşturan hiçbir ülke var mıdır? İslam’da saç boyamanın, Allah’ın verdiği şekli değiştirme manasına geldiğinden, bazı alimlerin caiz görmediğini ancak; savaş ortamında saçı beyazlanmış olan mücahidin, düşmana cesaret vermemesi ve düşman karşısında daha genç ve cesur görünmesi için, kendi saçını boyaması daha faziletlidir. Şeytana karşı verilen mücadelede mevzilerimizin tümünü ihtiyarlarla doldurduğumuzda şeytan bizim halimize alay edip gülmekten kendisini alamayacaktır.
Şeytanın alay konusu olmamak için, şartlar oluştuğunda hemen hac yapmalıyız. Erteleyerek bu görevi ihmal etmemiz, bizi sorumluluktan kurtarmaz. Problemlerimizin bitmesini beklememiz de problemin bir parçasını oluşturabilir. [3]
İslami Okul Okulların En Önemlisi