Pazar, 7 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Hac - 28. Sayfa - Hacc

b- Mali Yeterlilik:

 

Hac ibadetini yapabilmek için, beden sağlığı yanında, mali olarak da güç yetirmek gerekir. Şayet kişi, bu imkana sahip değilse, üzerine zaten hac farz değildir. Mezhep alimleri; şart olan mali yeterliliğin yol azığı, yiyecek-içecek şartı ve gidiş dönüş süresince yeme-içme giyim ihtiyaçlarından ibarettir demişlerdir.[1]

Allah, Kur’an-ı Kerim’de: “..Ona yol imkanı bulana..” diye buyurmuştur. Hz. Peygamber (s.a.s.)’e:

“Yol nedir?” diye sorulmuş. O da:

“Yiyecek, içecek ve binektir.” Diye cevap vermiştir.”[2] 

Başka bir hadisi şerifte ise: Hz. Ömer (r.a.) anlatıyor:

“Peygambere gelen biri sordu:

“Ey Allah’ın Resulü! Haccı gerektiren şey nedir?” Allah’ın Resulü cevap verdiler:

Yiyecek, içecek ve binek![3]

Mali yeterlilik deyince, kişinin üç yönden mali imkanının olması gerekir:

1- Geride bıraktığı ve nafakasından sorumlu olduğu kişilerin, gidip gelinceye kadar nafakalarını temin etmektir. Bu nafaka da yiyecek, içecek, giyecek ve mesken ihtiyaçlarıdır.

2- Kişiyi hacca götürüp getirecek miktar, yol harcaması ve konaklama masraflarıdır.

3- Kişinin hacda yapacak yeme-içme vs. masraflarını karşılayabilecek miktar malı olmalıdır.

Zamanın değişmesiyle, ihtiyaç duyulan şeyler de değişmektedir. Eski tarihlerde insanlar, binek üzerinde veya yaya yürüyerek, binlerce kilometreleri kat etmek zorunda kalırlardı. Bugünkü, anlamıyla belki sınırlar yoktu ancak; yol güvenliği sorunu ve her an bir aşiretin veya bir yol kesen grubun hışmına düçar olunması muhtemeldi. Çok az sayıda insanlar, bu kadar teklifiyet gerektiren hac yolculuğuna çıkabiliyordu.

Hacca gitmek çok önemliydi ve çok meşakatli idi, oradan dönmek oraya ulaşmaktan çok daha zordu. Çünkü hacca gidiş Allah’a gidişti, ona varmanın insanda sevinci olunca aşamayacağı yollar bulunmazdı, ama oradan kopmak yüreğini orada bırakmaktı; canlar canıyla buluşmak mutluluktu, ayrılmaksa hüzündü gamdı kederdi.

Birkaç köyden birileri hacca gittiğinde, çok önemli bir olayı haber verircesine, falan hacca gidiyor biliyor musunuz denilerek o insana imrenilirdi. Aylarca onun hacca gidişi konuşulurdu; onun hacdan dönüşü konuşulduğu gibi. Onun için haccı ismi prim yapıyordu. Hacca gitmek için tüm şartları oluşturmak, belki de yıllar yılı  alıyordu. Çünkü gidiş gelişleri de bazen bir yıl bazen de altı ay kadar bir zaman alırdı.

Hac müslümanların dini vecibelerinin üçüncüdür; namaz ve  zekattan sonra hac ibadeti gelir. Baliğ olan her müslüman kadın ve müslüman erkeğin ömründe bir defa Mekke’ye gitmesi ve orada Allah’ın iradesinde benliğini yok etmek (fena) için gayret sarf etmesi farzdır. Oraya kadar seyahat için maddi imkanı olmayanlar, sağlık ve güvenlik sorunları olanlar gibi bundan muaf tutulmuşlardır. [4]

Hac için nefsi hazırlık gerektiği gibi, maddi imkanların oluşması da gerekir. Bunun için daha önceden fırsat buldukça bir şeyler kenara atılarak, haccın masraflarını karşılamak amacıyla, bu parayı biriktirmek mümkündür. Müslüman oraya  dinin merkezi Kabe’yi ziyaret edebilmek için, lüzumlu parayı ailesine veya geride bıraktığı insanlara yük olmadan bu şekilde biriktirmiş olur.

Bugün ise, herkesin gideceği bir şekilde elbette şartlar uygun olmayabilir. Ancak hacca gitmek için geçmiş tarihlerde olduğu gibi, yıllarca veya aylarca bir zamanı veya mali olarak da çok büyük masraflar gerektirmemektedir. Hacca gitmek zamanımızda çok daha kolaylaşmıştır.

Şu andaki olanaklar ve ulaşım araçları, daha fazla gelişti. Elbette en büyük gelişme havayollarında olmuştur. Müslümanlar binlerce kilometre uzaklıktan Mekke’ye birkaç saatlik bir zaman içinde ulaşmaktadırlar. Gelecek zamanlarda ise teknolojinin gelişmesi ile dünyanın ekonomik sahada ilerlemesi, hacca gidişleri, bugünden daha kolay kılacağı muhakkaktır.

Hacca gitmek için yukarıda zikredilen masraflardan dolayı, belli bir mala ihtiyaç vardır. Ancak bazılarımız, her şeyde olduğu gibi, bunda da ölçüsüz davranıyoruz. Haccın bir ibadet olduğunu unutarak, gönül dünyasının duyduğu tat ve lezzetten uzak bir şekilde, ibadetlerle geçirmemiz gereken zamanlarımızı, alış-veriş yaparak hediye alımlarıyla geçirmekteyiz. Öyle ki, bazılarımız bir ağız tadıyla ne Mescid-i Haram’da ve ne de Mescid-i Nebevi’de namaz kılamıyor. Tavaf edemiyor, kısacası ibadet etmek için zaman bulamıyoruz.

Neden mi acaba? Mescide girmemizi engelleyenler mi var? Orada gündüz ve geceler kısalıyor mu? Memleketimizden ayrılırken orada yapamadığımız işleri mi burada tamamlıyoruz?

Tüm bu soruların cevabını, hac farizasını yerine getiren kişiler iyi bilirler. Bizi Mescid-i Haram ve Mescid-i Nebevi’de namaz kılmaktan alıkoyan şeyin, acımasızca yapılan alış-verişler, saatlerce tartışmalı geçen pazarlıklar, alınan eşyaların oradan oraya taşınmaları, paketlenmeleri, koli ve bavullara yerleştirilmeleridir. Bunlar için harcanan zaman ve gücün birkaç hac görevini ifa etmeye bedel geldiğini söylersek herhalde abartmamış oluruz.

Hediyeleşmenin önemini elbette unutmamamız gerekir; oradan getirilecek hediyenin ne olması hususunda hacca gitmeden önce niçin hacca gittiklerini bilenler, neyi getireceklerinin de idraki içindedirler.

Pakistan hacıları, hac dönüşlerinde, üstat Muhammed İkbal’ı ziyaret ederek, ona hediyeler getirmişler. Muhammed İkbal’da hacılara getirdikleri hediyelerden dolayı teşekkür eder ve sonra da, onlara şunları söylemekten de kendini alıkoyamaz: “Hediyeleriniz için size teşekkür ederim. Ama getirdiğiniz hurmalar ve zemzemler birkaç güne kalmadan bitecek, takke ve tesbihler de bir müddet sonra eskiyeceklerdir. Keşke bunların yerine oralardan bize; Hz. Ebubekir’in sadakatini, Hz. Ömer’in adaletini, Hz. Osman’ın haya ve hilmini (ahlakını), Hz. Ali’nin ilmini getirseydiniz de, bunlarla yeni bir Pakistan inşa etseydik.” Der.

Merhum şair ve İslam mütefikkiri Ustad, Muhammed İkbal’i burada rahmetle anıyoruz ve bu sözlerin hacca gidip dönenler için nasıl bir davranış içinde olmalarını, ve oralardan getirilecek hediyelerden çok daha önemli şeylerin olduğu, gerçeğini ortaya koymaktadır. Evet hacca giderken, oralardan neleri almaya talip olduğumuzu, oraya gitmeden önce bilmeliyiz.

Hacca giden kardeşlerim!

Hacı olma şerefine nail olacak olanlar!

Var mısınız?

Bavullarımızı gönlümüze,

Kalplerimizi Allah’a taşımaya,

Tüm yüklerimizi beraberce yüklenmeye,

Almamız gereken hediyeleri almaya

Var mısınız?

Neyi mi ve nasıl alacağız?

İbrahim’in Nemrut’a karşı gösterdiği tevhid mücadele örneğini,

Hz. Hacer’in oğlu için gösterdiği say’ını ve gayretini,

Hz. İsmail’in babasına itaatını, şeytani vesveselere aldanmayışını,

Hz. Yakub’un gözyaşını,

Hz. Eyyub’un sabrını,

Hz. Yusuf’un kardeşlerine karşı olan affını,

Hz. Musa’nın asasını,

Hz. Muhammed Mustafa’nın en büyük mucizesi olan Kur’an-ı Kerim’ini,

Hilmini, alemlerin rahmetine vesile olan ahlakını,

Sahabe-i Kiramın peygambere karşı gösterdikleri saygıyı,

O’ndan aldıkları gül sohbetlerini,

Dostlarının onlara karşı olan sevdalarını getirmeye hazır mıyız? 

Allah bize tüm ibadetlerimizi yaparken,

Şuur ve iz’an versin,

Dergahı İlahiyesinde kabul etsin,

Bizi huzurunda rahmetiyle kuşatsın. [5]


 

[1] Zuhayli, el-Fıkhı’l-İslami ve edilletuha, III/424; Mekkeliler ve Mekke çevresinde oturanlar için nakil aracına sahip olmak şart değildir; yaya yürüyecek durumda bulunmaları yeterlidir. (Ahmed Kalkan, Kur’an Kavram Tefsiri)

[2] Darukutni ve Cabir rivayet etmiştir. Neylu’l-Evtar, IV/321

[3] Hadisi Tirmizi rivayet etmiştir. Neylu’l-Evtar, IV/321

[4] Muhammed Hamidullah, İslama Giriş, s. 107

[5] Mehmet Peker, Hacc Nedir?