Hac - 29. Sayfa - Hacc
c- Emniyetin Sağlanmış Olması:
Haccın farz olması için yol güvenliğinin bulunması şarttır. Bu, Ebû Hanîfe’ye göre, vücûbunun, bazılarına göre ise edâsının şartlarındandır. Kadın için yol emniyeti; beraberinde neseb veya sihrî (evlilikle doğan hısımlık) akrabâlardan fâsık olmayan, akıllı, ergen veya mürâhık (12 yaşla büluğ arası erkek çocuğu) mahrem birisinin veya kocasının bulunmasıyla gerçekleşir. Kadının yanında kocası veya mahrem bir akrabası olmaksızın, Mekke’ye üç gün üç gece (sefer mesâfesi) ve daha uzak yerden gelerek hac yapması tahrîmen mekruhtur. O, mahremsiz hac yaparsa kerâhetle birlikte câiz olur. Mahremin bulunması vücub şartıdır; edâ şartı diyenler de vardır. Şâfiîler buna “kadının, kafilede güvenilir diğer kadınlarla birlikte hac yapabileceği” esasını ilâve ederler. [1]
Yol güvenliği olmadığı tehdit ve şantajla can ve mal güvenliği yoksa, yol emniyeti sağlanmamışsa hac farz olmaz. Yolun gasp, hırsızlık ve yol kesicilik gibi her türlü tehlikeden emin olması can ve mal güvenliği gibi hususlarda, her hangi bir kuşkuya yer bulunmaması gerekir. Maldan kasıt kişi için değeri olan her malı kast ediyoruz.
Daha önceki dönemlerde, bugün gibi değildi. İslam coğrafyası birdi. Müslümanlar bir yerden, diğer bir yere gitmek istediklerinde, herhangi bir vizeye ihtiyaçları yoktu. Yol güvenliği sağlandığında, fertler özgürce istedikleri mekanlara gidiyorlardı.
Bugün ise İslam coğrafyasında, binlerce sınır ve hudutlar çizilmiş, gümrük kapıları konulmuştur. Bir kimsenin hacca niyet etmesi için özellikle ve öncelikle kendi ülke makamlarından izin alması, konulan hac kotasından dolayı da hac kurasının kendisine çıkması ve gidilmesi şart olan ülke makamlarından alınan vize işlemleri gibi bir takım düzenlemeler mevcuttur.
Hac yolculuğuyla ilgili bütün problemler izale edilememiştir. Sınırlar ve kotalar konulmuş, devletlerin siyasi polemikleri, hac gibi kutsal bir ibadeti çoğu zamanlar olumsuz yönden etkilemiştir. Mekke ve Medine, Suudi Arabistan sınırları içinde, ancak bu iki kentin statüsü farklı bir konumda olacak şekilde yeniden düzenlenmesi gerekir. Ülkeler arasındaki siyasi çekişmeler, bu iki kente gitmeyi hiçbir zaman olumsuz yönde etkilememesi gerekir. Görülen odur ki, hac ve umre ziyaretleri siyasal nedenlerle bazen çıkmaza giriyor.
Hac görevini yerine getirirken, bir takım güçlüklerin olması müslümanların bu yolda kaderiymiş gibi algılanması da yanlıştır. Her yıl şeytan taşlamasında onlarca insan ezilerek vefat etmektedir. Arafat dönüşü, Mina ’daki hizmetler, tavaf esnasında aksamalar olmakta ve insanlar ezilmektedir.
Burada zikretmek istediğimiz önemli bir nokta da, imkanların bu kadar geniş olduğu bir asırda, hac yolculuğuyla ilgili düzenlemelerin daha profesyonelce yapılamaması, aksaklıkların giderilmemesidir. Temennimiz bir an önce, bu aksaklık ve engeller kaldırılır ve hac ibadetini yerine getirenlerin gönül rahatlığı sağlanır. [2]
İslami Okul Okulların En Önemlisi