Pazar, 7 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Hac - 52. Sayfa - Hacc

Ka’be Tarihi

 

Kur’an; Kabe’nin insanlara, Allah’a ve Allah’ın birliğine inanan dinin, ithaf edilmiş dünyadaki en eski mabedi olduğunu beyan etmektedir.[1] Cenabı Hak şöyle buyurmaktadır: “Doğrusu insanlar için ilk kurulan ev, Mekke’de, dünyalar için mübarek ve doğru yol gösteren Kabe’dir.”[2]

Hac etmenin en önemli yeri Kabe’dir. Kabe’nin ilk inşaatı Hz. İbrahim (a.s.) tarafından yapılmıştır. Bazı rivayetlerde Kabe’nin ilk olarak Hz. Adem tarafından inşa edildiği, Hz. İbrahim’in ise Ka’be’nin ilk temelleri üzerine, yeniden binayı inşa ettiği rivayet edilmiştir.[3]

Hz. İbrahim‘in doğup büyüdüğü yerde insanlar, putlara tapıyorlardı. Hz. İbrahim, çeşitli zamanlarda kavminin yaptığı bu davranışlarının çok kötü olduğunu, kendilerine bir fayda ve zararı olmayan bu  putlara tapmanın, akıl sahiplerinin işi olamayacağını onlara hep hatırlattı. Onları bir olan Allah’a iman etmeye, şirk ve inkarcılıktan vazgeçmelerini istedi. Kavmi, iman etmeyerek ona şiddetle karşı çıktılar, başta en yakını olan babası Azer (bir rivayette dayısı) Putlara tapmaktan asla vazgeçmeyeceklerini tekrarlayıp durdular. Hz. İbrahim’in bu davetinden dolayı onu kınadılar. Putlara karşı oluşundan dolayı onların tanrılarını kızdırdığını ve tanrıları ona karşı gazaba geleceğini onu mahvedeceklerine inanıyor ve ona uyarıda bulunuyorlardı.

Hz. İbrahim, Nemrut tarafından cezalandırılmak üzere ateşe atılmış, Allah’ın emriyle ateş, dostu İbrahim’e karşı serin olmuş, ateşin içinde güllerden çevrili, cennet misali bir bahçe oluşmuştu. Hz. İbrahim kavminin kendi davetine icabet etmediklerinde onları, terk ederek karısı Hacer ve oğlu İsmail’i yanına alarak, ata yurdundan çok uzak güneye doğru, hicazda hiç kimsenin yaşamadığı, ıssız ve sessiz bir vadiye hicret etti.

Belli bir zaman sonra, İbrahim (a.s.) Beyt-i Makdise doğru gitmesi emredilir. O’da bu emir doğrultusunda gitmeye hazırlandığı sırada, hanımı Hacer kendisini ve çocuğunu hiç kimsenin yaşamadığı, yiyecek ve içeceğin olmadığı bu mekanda, onları kime ve nasıl bırakacağını sorar. Ancak bu sorunun akabinde, İbrahim’den cevap almadan önce şayet bu, Allah’ın bir emri ise, ondan durmadan hemen gitmesini istemiştir. Her şeye kefil ve Rezzak olarak Allah yeter diyerek, bizlere tevekkülün ve teslimiyetin gönüllerdeki muazzam fetih örneğini göstermiştir.

Daha sonra, Hz. İbrahim (a.s.) Mekke’de sadece Allah’a ibadet eden bir ailenin temelini oluşturdu.

İsmail (a.s.) büyüyünce Allah, Hz. İbrahim’e insanların ibadet edeceği, zikir ve şükür edebilecekleri, namaz kılabilecekleri, namaz kılarken yönelebilecekleri bir  merkez oluşturmasını emretti.[4]

Cenab-ı Hakk şöyle buyurmaktadır:”İbrahim ve İsmail Kabe’nin temellerini yükseltiyordu. “Rabb’imiz! Yaptığımızı kabul buyur, şüphesiz ki; sen hem işitir hem bilirsin” dediler.”[5]

“İkimizi sana teslim olanlardan kıl, soyumuzdan da sana teslim olanlardan bir ümmet yetiştir. Bize ibadet yollarımızı göster, tevbelerimizi kabul buyur, çünkü tevbeleri daima kabul eden, merhametli olan ancak Sensin.”[6]

 “Rabb’imiz! içlerinden onlara Senin ayetlerini okuyan, kitabı ve hikmeti öğreten, onları her kötülükten arıtan bir peygamber gönder. Doğrusu güçlü ve hakim olan ancak Sensin.”[7]

“Kendini bilmezden başkası İbrahim’in dininden yüz çevirmez. And olsun ki, dünyada onu seçtik, şüphesiz o ahirette de iyilerdendir.“[8]

“Rabb’i ona “Teslim ol” buyurduğunda “Alemlerin Rabb’ine teslim oldum” demişti.”[9]

“İbrahim bunu oğullarına vasiyet etti. Yakup da “Oğullarım! Allah dini size seçti, sizde ancak O’na teslim olmuş olarak can verin” dedi.”[10]

Kabe’nin inşası bittikten sonra, Allah onlara tüm necis olan ister maddi, ister manevi necaset, şirk veya küfür olsun, ondan kesinlikle uzaklaşmalarını ve Kabe’yi bundan temiz tutmalarını emretti.

Allah şöyle buyurmaktadır: “Kabe’yi insanlar için toplanma ve güven yeri kılmıştık. İbrahim’in makamını namaz yeri edinin, dedik. Evimi ziyaret edenler, kendini ibadete verenler, rüku ve secde edenler için temiz tutun diye İbrahim ve İsmail’e ahd verdik.”[11]

Kabe insanların Allah’a ibadet etmeleri için yapılan ilk yerdir. Bununla ilgili Cenab-ı Hak şöyle buyurmaktadır: “Doğrusu insanlar için ilk kurulan ev, Mekke’de, dünyalar için mübarek ve doğru yol gösteren Kabe’dir.”[12]

“Orada apaçık deliller vardır, İbrahim’in makamı vardır; kim oraya girerse, güvenlik içinde olur; oraya yol bulabilen insana, Allah için Kabe’yi haccetmesi gereklidir.”[13]

Hz. İbrahim’in vefatından sonra oğlu İsmail (a.s.) babasının yolunda yürüdü. Tevhid dini, tüm şirk ve küfürden arınmıştı. Ancak İsmail (a.s.)’dan çok zaman sonra, insanlar tarafından şirk, yine bu mukaddes yerlere getirilerek, putlara tapma yaygınlaştı. İnsanlar Kabe’yi ziyaret edip haccediyorlardı. Ancak yapılan bu hac, artık İbrahimi değildi, şeytanın razı olacağı şirkle yoğrulmuş bir hac anlayışı, Araplarda hakim olmaya başlamıştı.

Şirkten temiz tutulması emredilen bu mukaddes ve bu kutlu mekanlar da, putlar doluydu. Bu durum, Hz. Muhammed Mustafa (s.a.s.) efendimizin Peygamber olarak gelmesine kadar devam etti. Allah, Nebisi Muhammed (s.a.s.)’yi İbrahim gibi insanları şirkten ve tağuttan kurtararak onları sadece Allah’ın  birliğine ve tevhid anlayışına çağırdı. Kabe’sini (evini) putlardan temizlemesini, küfrün bir daha oraya girmesini yasaklayarak o beldeyi yeniden haram ve emin bir bölge ilan etti.[14]


 

[1] Muhammed Hamidullah, İslama Giriş, s.107

[2] Al-i İmran, 3/96

[3] Muhammed Hamidullah, a.e.,a.y.

[4] Afif Abdulfettah Tabare, Ruhu’d-Dini’l-İslami, Beyrut,1998, s. 259

[5] Bakara, 2/127

[6] Bakara, 2/128

[7] Bakara, 2/129

[8] Bakara, 2/130

[9] Bakara, 2/131

[10] Bakara, 2/132

[11] Bakara, 2/125

[12] Al-i İmran, 3/96

[13] Al-i İmran, 3/97

[14] Hacc, 22/78