Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Hacının Yolculuktan Dönerken Gözeteceği Adap - Hacc - 93. Sayfa

Hacının Yolculuktan Dönerken Gözeteceği Adap:

 

Haccın tüm menasikleri yerine getirdiğimizden, Allah Teala’nın bize böyle büyük bir nimeti, böyle bir ibadeti, nasip ettiğinden, Rabb’imize hamd ve sena etmeliyiz. Hac ibadetinin bize kazandırdıklarını, bir bir hesaplamalı, edindiğimiz tecrübe, ders ve hikmetleri üzerinde uzunca düşünmeliyiz, bunun sevabını zayi edecek hiçbir şeye asla izin vermemeliyiz.

Nereden döndüğümüzü hiç unutmamak hal ve hareketlerimize dikkat etmeliyiz. Biz artık eskisi gibi biri değiliz. Allah’a ahdimizi yenileyerek döndük. Dünya sevgisini gönlümüzden silip attık. Herkese daha fazla yardımcı olmaya, hayırlı şeylerde öncü olmaya, musibet ve belalara karşı sabırlı olmaya, Allah’ın verdiği nimetlere karşı daha fazla şükürdar olmak için, Rabb’imize taahhütte bulunduk.

Müslümanların tüm yaptıkları güzel ve hayırlı şeyleri nezih inaçlarına leke sürmeyi, kendisine görev adeden bir takım çevreler, her fırsatta bazı hacı ve hocaların yaptıkları olumsuz davranışlarını örnek göstererek hacının ve hocanın şahsında İslam’ı mahkum etmeye çalışıyorlar.

Unutma ki, senin olumsuz bir davranışın sadece sana mal olmuyor, sadece zararı sana olmuyor, bütün müslümanlar, bundan olumsuz yönden etkilenmekte ve mahkum edilmektedir. Şerefli ve nezih olan İslam’a hiç kimsenin iftira etmesinde haklı olamaz ve buna hiç birimiz fırsat vermemeliyiz.

Bu ibadetin bizim için büyük fırsatlara vesile olduğunu unutmamalıyız. Bu fırsatların başında; tüm benliğimizle dünyaya dalmışken, bizi buraya sevkeden sese kulak verdik, gaflet uykusundan uyanarak, Rabb’imize lebeyk dedik. Bu ibadet için yol hazırlığımızı yaptık, daha kutlu sefere çıkmadan, kendimize çeki düzen vermeye, konuşurken bile, daha dikkatli davranmaya, halimizdeki değişikliği elbisemize, oradanda gönlümüze indirgedik, daha şefkatli, daha heyacanlı ve daha bir garip olduk.

Sılasını çektiğimiz peygamberler diyarına, Hz. Muhammed iklimine, sahabe-i güzin toprağına, özlemlerimiz arttı. Bir muhabbet seli oluştu gönlümüzde, ufuklarımız dar iken, birden onların sevdasıyla genişledi. Daha düne kadar ayağımın dibindeki görmem gerekeni göremiyordum. Ancak bugün, dünden daha önceki hayatımda göremediğim şeyleri görüyorum.

Bizi kendisine davet eden, Hz. İbrahim’in Hz. İsmail’in, Hz. Hacer’in Allah’a olan sevgilerini,

şeytana karşı birçok siperde kazandıklarını,

zaferlerini, sa’y, gayret ve gözyaşlarını,

tevekkül ve teslimiyetlerini görüyorum.

Hz. Adem’in, Havva annemize kavuştuğu anı,

Hz. İsmail’in, zemzemden içtiği zamanı görüyorum.

Arafat’tan Arasat’a uzanan mahşer yolunu görüyorum.

Mahşerde herkesin kendi derdine düştüğü,

herkesin benim halim,

benim hesabım,

benim defterim,

benim mizanım ve benim sıratım dediğini görüyorum.

Ummet, bir arayış içinde olduğunu,

her biri kendine, biricik şefaatçı olarak kabul ettiği,

alemlere rahmet olmuş,

Muhammed Mustafa’yı arıyor,

onun şefaat ve şefkat dairesine girmek istediğini görüyorum.

Bütün menasikleri Allah ve Resulünün emrettiği şekilde bir hac ibadetini yaptık ve bu haccın Rabb’imiz dergahında makbul olduğuna inanıyoruz. Bu haccın makbul olduğunu, Rabb’imizin bizden razı olacağını, hayatımızın kalan zamanlarında, bunu anlamamız mümkündür. Bunun tek yolu ise, yaptığımız ibadetlerin; bizi Allah’a isyandan uzaklaştırıyorsa, bize günahları nefret ettiyorsa, ibadete, iyilik ve güzele Allah’ın emir ve yasaklarına karşı yakınlaştırıyorsa, Allah’ın bizden razı olacağı anlamına gelir.

Hacca gidip dönen kimsenin, uyması gereken bir takım adaplar vardır. Yolculuktan dönerken, İbn Ömer’den rivayet edilen bir hadiste Resulullah (s.a.s.) bir gazadan, hacdan veya umreden dönerken her yokuşta üç kere tekbir getirir ve şöyle derdi: “Allah’tan başka ilah yoktur. O’nun ortağı yoktur. Mülk ve hamd O’na mahsustur. O her şeye kadirdir. Rabb’imize dönüyoruz, O’na tevbe ederiz, secde ederiz, hamd ederiz. Allah va’dini yerine getirdi, kuluna yardım etti. Sadece o küfür hiziplerini ve gruplarını yenilgiye uğrattı.”[1]

Memleketine ulaşırken geldiğini yakınlarına bildirmek de sünnettir. Evine geldiğinde, ailesine kavuştuğunda, dua da bulunması, Allah’a iki rekat şükür namazını kılması müstehaptır.

Hacca gidip gelen kişiye, şu şekilde dua da bulunmak sünnettir: “Allah haccını kabul etsin günahını bağışlasın, harcadıklarının yerine yenisini versin” Çünkü Hz. Peygamber (s.a.s.) şöyle buyurmuştur: “Allah’ım! Haccıyı ve hacının kendisi için istiğfar ettiği kişiyi bağışla.”[2]


 

[1] Buhari ve Müslim İbn Ömer’den rivayet etmişlerdir.Zuhayli, IV195

[2] Hakim, Müstedrek, I/441