Muhtelif - 15. Sayfa - Helak
Zulmün Cezâsı
Hakkın/doğrunun ve Adâletin ölçülerini koyan Allah, zâlimleri cezâlandırmak sûretiyle adâleti gerçekleştirmiş olur. Çünkü O, Âdil-i mutlaktır. Zulmün cezâsı esas olarak âhirette verilecektir. Çünkü bu dünya, ödül ve cezâ yeri değil; imtihan yeridir. Hesap ve mahkeme âhirette görülecek, hak edenlere cezâları orada verilecektir. Ancak, bazı azgın zâlimlerin cezâsı dünyada verilmeye başlanır. Çünkü cezâsı en çabuk ve hatta daha dünyada iken verilen suçlardan biri ve en önemlisi, zulüm; özellikle başkalarına yapılan zulümdür. Zulmün bazısı affedilebildiği gibi, bazısı da kesinlikle azâbı, hem de ebedî azâbı gerektirir. Zulmün affı ise, tevbeye bağlıdır. Zâlimlerin tevbesini kabul, Allah’a kalmıştır (3/Âl-i İmrân, 128). Allah, insanların zulümlerine rağmen onları bağışlayabilir. Cezâlandırması da çetindir (13/Ra’d, 6). Zulmedenler, âhirette, yeryüzündeki herşeyi, azâbın fidyesi olarak vermeye râzıdır. Ama artık onların hiçbir fidyesi kabul edilmez (10/Yûnus, 54; 39/Zümer, 47).
Günah işleyip kendisine yazık eden, nefsine zulmedenler, af dilemeli, tevbe etmelidir: “Kim zulmettikten sonra tevbe eder ve halini düzeltirse, Allah da tevbesini kabul eder.” (5/Mâide, 39). “Ve onlar, bir fâhişe/kötülük yaptıklarında veya nefislerine/kendilerine zulmettiklerinde Allah’ı hatırlayıp günahlarından dolayı hemen tevbe, istiğfâr ederler. Zaten günahları Allah’tan başka kim bağışlayabilir ki! Bir de onlar, işledikleri kötülüklerde bile bile ısrar etmezler.” (3/Âl-i İmrân, 135). Bu tevbe ile affedilen zulüm, başkalarının hukunun çiğnendiği, başkalarına karşı yapılan zulüm değildir. Bu tür zulmün affedilmesi için, o kişinin hakkını helâl etmesi şarttır.
Allah, zâlmleri sevmediği (3/Âl-i İmrân, 40, 57) gibi, onlardan intikamını alır (15/Hicr, 78-79). “...Biz ahâlisi zâlim olanlardan başkasını helâk edici değiliz.” (28/Kasas, 59). Bu dünyada helâke uğrayan Nûh kavmi, suda boğulmayla (23/Mü’minûn, 28), Âd kavmi, korkunç sesli azgın kasırgaya tutulmakla (23/Mü’minûn, 41), Lût kavmi üstlerinden taş yağmasıyla (11/Hûd, 82), Medyen halkı depremle (7/A’râf, 91), Eyke’liler buluttan ateş yağmasıyla (26/Şuarâ, 189), Firavun ve adamları suda boğulmakla (7/A’râf, 136) helâk olmayı hak etmişlerdir. Yoksa “Rabbin hiç kimseye zulmetmez.” (18/Kehf, 49).
İslami Okul Okulların En Önemlisi