Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Muhâcirlere Mâlî Ödeme Yükümlülüğü - Hicret - 19. Sayfa

Muhâcirlere Mâlî Ödeme Yükümlülüğü:

 

Kur'an, hicret edenleri koruma ve destekleme yükümlülüğü getirir. Onlara kucak açıp yardım ve destek sağlayanlar ensâr adını alır. Muhâcirlerle ve onlara kucak açıp yardım edenler, yani ensâr birbirinin dostu, müttefikidir, birbirlerine destek olurlar. Bunlar gerçek mü'min kimselerdir; bol mağfiret ve cömertçe rızık onlar içindir (8/Enfâl, 74). Her devirdeki hicret edenlere yardım eden her çağdaki ensârın psikolojik durumu ve imanî fedâkârlığı övgüyle Kur'an'da zikredilir (59/Haşr, 9). Cimrilik, açgözlülük ve ihtiras, hem bu dünyada ve hem de âhirette mutluluğu elde etmenin önündeki en önemli engellerdir. Ensâr, işte bu engelleri aşabilen kişilerdir.

İman ettiği halde hicret etmeyenleri, göç edecekleri vakte kadar koruma yükümlüğü yoktur. Ancak, dinî inanç ve tercihlerinden ötürü zulüm ve baskı altında olurlar ve bundan kurtulmak için yardım isterlerse, ittifak ya da içişlerine karışmazlık antlaşması yapılmış olanlar dışındakilere karşı, onlara yardım eli uzatılır. Antlaşma bulunan topluluklara karşı, İslâm devletinin ya da cemaatinin, gayrimüslim yönetimlerin müslüman uyrukları lehinde silahlı yahut kuvvete başvurarak müdâhalesi, mevcut antlaşmanın öngördüğü yükümlülükleri ihlâli olacağından, kuvvete dayalı bir çözüme izin yoktur. Bu tür sorunların çözümü, ya iki taraf arasında yapılabilecek antlaşmalarla, ya da baskı altındaki müslümanların İslâm diyarına hicret etmesi yoluyla sağlanabilir (bkz. 8/Enfâl, 72).

Muhâcirlere, sevgi ve korumanın yanında, malî ödemeler de yapmak gerekir:

"İçinizde imkân ve servet sahibi olanlar, yakınlarına, düşkünlere ve Allah yolunda hicret edenlere vermemek için yemin etmesinler; affetsinler, geçsinler. Allah'ın sizi bağışlamasından hoşlanmaz mısınız? Allah, bağışlayan ve merhametli olandır." (24/Nûr, 22).

Bu âyetin, kızı Hz. Âişe hakkında ortaya atılan söylentilere katıldığı için, o güne kadar destekleyip yardımda bulunduğu muhâcirlerden olan yakını Mistah'a bir daha yardımda bulunmayacağına dair yemin eden Hz. Ebû Bekir'le ilgili olduğu belirtilir. Âyetin inişi üzerine Hz. Ebû Bekir, Mistah'a yeniden ödeme yapmaya başladı, bundan asla vazgeçmeyeceğini belirtti. Ancak âyette kullanılan üslûp, mesajın zamanla ve kişiyle kayıtlı olmadığını gösterir. Bu bakımdan, âyetteki öğreti, tarihî şartları aşkındır.         

Bu gönüllü ödemeler yanında, devletin de elde ettiği ganîmetlerden, muhâcir yoksullara ödeme yapma zorunluluğu vardır:

"Allah'ın verdiği bu ganîmet malları; özellikle yurtlarından ve mallarından edilmiş olan, Allah'tan bir lutuf ve rızâ dileyen, Allah'ın dinine ve peygamberine yardım eden muhâcir fakirlerindir. İşte sâdık/doğru olanlar bunlardır." (59/Haşr, 8)[1]

 


 

[1] Vecdi Akyüz, Kur'an'da Siyasî Kavramlar, s.223-224.