Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Muhtelif - 54. Sayfa - Hirsizlik

Kleptomani

 

Hırsızlar, hırsızlığın doğru bir şey olduğunu iddiâ edemeyecekleri, bunu vicdanları bile kabul etmediği için, hem vicdanlarını bastırmak ve hem de kendilerini mâzur saymak ve mâsum göstermek için ihtiyaçtan dolayı çaldığını söyler. Tabii, "ekmek parası", "açlık" diye dışa yansıtılan bu ihtiyaçlar, gerçekten ihtiyaç mıdır, zarûrî ihtiyaçlar nelerdir, bu mecbûrî ihtiyaçlarını karşılamak için gerçekten hırsız hiç meşrû ve gücü yeten bir yol bulamamış mıdır, şeklinde sorular sorulmaz. Bununla birlikte, herkes ihtiyaçtan dolayı çalmaz, bazıları zevk için çalar (kleptomani). Ya da çabucak doyurabildiği midesini değil, doymak bilmeyen gözünü ve hırsını tatmin için çalar. Amerika'nın Afganistan'da, Irak'ta veya gayr-ı resmî olarak da bütün geri bıraktırılmış ülkelerde bulunup oraları işgalinin temel sebebi, o ülkelerin yer altı ve yer üstü zenginliklerini çalmanın câzip gelmesidir. Fakir; ihtiyacı olan demek olduğuna göre, demek ki Amerika ve batı çok açtır, çok muhtaçtır, çok fakirdir de o yüzden binlerce km. uzaklıktaki ülkelerde bunca zulümlerle bulunma ihtiyacı duymaktadır. Mideyi doyurmak kolaydır, ama azgın hırsı tatmin etmek çok zordur. "Âdemoğlu için iki vâdi dolusu mal olsaydı, mutlaka bir üçüncüyü isterdi. Âdemoğlunun iç boşluğunu ancak ancak toprak doldurur..." (Buhârî, Rikak 19; Müslim, Rikak 116, hadis no: 1048; Tirmizî, Zühd 27, h. no: 2338).

Ancak iman ve Allah'a itaatle, haramlardan sakınmak, ibâdet ve infak bilinciyle bu hırsı kontrol altına alıp güzel istikametler tâyin edilebilir. Yoksa bu hırs kendini kemirmeye devam edecek, tatmin için kendini ve toplumu mahvedecektir. Şeytan, insanın hırsından açılan kapıdan içine dalmaya çalışacak, onun eylemlerini güzel gösterecek, hırsından, açgözlülüğünden zevk almasını sağlayacaktır. Gerçek zevkin Allah'a imanda ve O'na kullukta olduğunu bilmek istemeyen insan, bu tatmin arayan boşluğu gidermek için tehlikeli zevklere dalacaktır. Bu yüzden en büyük imkânlara sahip krallar, yöneticiler, zenginler, halkı ezip soymayı tarih boyunca sürdürmeye çalışmışlar, kendilerine dur diyen ve adâlete dâvet eden peygamberlere ve onların izinden gidenlere baskı yapmışlardır. Onların tek dinleri, tek kutsalları vardır; o da bencil çıkarları, doymak bilmeyen nefis ve hevâları. O yüzden "bu nimetler bana yeter" diyemeyen güç ve mal sahipleri halkın elindekilere hep göz dikmiş, baskıyla ve hileyle onların elindeki az bir şeyi bile (ç)almaktan vazgeçmemişlerdir.

Son asırların en büyük hırsızlar birleşik devletlerinin ifâdesiyle "yeni dünya düzeni" de denilen bu düzensizlik, hırsızlığın globalleşmesine katkı sağlamak için oluşturulmuştur. Bu hırsızlık psikolojisini değerlendirmeden Filistin'deki zulmü, Afganistan ve Irak'taki işgali, sömürülen Afrika'yı, Asya'yı, ekonomik, siyasî ve sosyal zulümleri anlamak mümkün değildir. Sistemleşmiş, kurumlaşmış, devletleşmiş, uluslararası boyutlara ulaşmış, daha doğrusu çeteleşmiş bu hırsızlığın arka planındaki hastalıklı rûhu dikkatlerden kaçıran bilim adamları, bu hastalığın adını da koymamışlardır. Bunun küçük virüsüne ad koymakla yetinmişler, keyfî hırsızlığa (ki, aslında bütün hırsızlıklar keyfî, nefsî, daha doğrusu hevâîdir, ihtiyaç kaynaklı değil, imansızlık ya da iman yetersizliği kaynaklıdır) kleptomani adını vermişlerdir.