Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Kalp; Anlam ve Mâhiyeti Kur’an-I Kerim’de - İslami Bilgiler - Kalb Ve Kalbin Muhurlenmesi - 2. Sayfa

Kalp; Anlam ve Mâhiyeti

 

Kur’an-ı Kerim’de 130 civarında geçen “kalp”,  bir mastar olarak, Arapça’da  “bir şeyi bir yönden öteki yöne çevirmek”  anlamını taşır. Türkçe’de kullanılan “kalbetmek” (bir halden bir başka hale çevirmek),  “inkılâb” (devrim / bir halden bir başka hale geçiş veya geçirme) bu köktendir. Kalbin bu şekildeki eylem bildiren (fiil olarak) türevleri 30 civarında ayette geçer. Bir isim olarak kalp, geçtiği 130 civarındaki ayette, Türkçe’deki gönül anlamındadır. Bu anlamda (gönül anlamında) Kur’an, “fuâd”  kelimesini de 20’ye yakın yerde kullanır.   

Arap dilcilerine göre, bir mastar olan kalb”in insanın gönlüne ad olması, gönlün çok sür’atle değişmesinden ve halden hale geçmeye yatkın bir yapıya sahip bulunmasındandır. Nitekim, Hz. Peygamberimiz de, Allah’ı  “Mukallib el-Kulûb”  (kalpleri halden hale sokan) diye anarak (Tirmizî, Kader 7; İbn Mâce, Mukaddime 13),  kalbin hem varlık yapısındaki temel özelliğine, hem de filolojik yapısına dikkat çekmiştir. Kur’an, kalbin bu değişkenliğini bir olumsuzluk olarak gösterir ve insanı bundan kurtulmaya ve kararlı bir benlik kazanmaya teşvik eder. İman, kalbe bu kararlılığı kazandırmaya yönelik bir olgunluktur. Bu yüzden insana yaraşan; “Allah’ın, bir göğüste iki kalp yaratmadığı”nı bilmek ve gönlünü ilahî hedefe yöneltip tevhidi gerçekleştirmektir. (Bkz. 33/Ahzâb, 4) Gönül ülkesinin tek sultanı vardır; bu sultan, Allah'tır; şeytan, ya da onun içimizdeki temsilcisi nefis veya yönetimdeki temsilcisi tâğut olmamalıdır. Unutulmamalıdır ki, atasözüdür: "Bir ülkede iki padişah olmaz."

Kalp, dinî ve edebî literatürde daha çok gönül anlamında kullanılır. Bunun yanında, ruh, öz, her şeyin ortası, özü, ilim ve şecaat anlamlarında da kullanılmaktadır. İnsan ruhunun sevgi ve nefret gibi duyularının merkezi olan yere kalp denilmesi, teşbih/benzetme iledir. Bedendeki kalbin beden için önemi ne ise, ruhun kalbinin de insan için önemi o derecede önemlidir.  İslam terminolojisi ve edebiyat dilinde geçen “kalp”ten maksat, vücudun sol kesimindeki, kanı damarlara pompalayan bir parça etin olmadığını hemen hepimiz biliriz. “Kalbi olan(lar) için onda anlayış ve ibret (dersi) vardır.” (50/Kaf, 37) Açıktır ki, burada geçen kalp, vücudun kalp denilen organıyla tamamen farklı ve esasen onunla ilgisi olmayan yüce ve mümtaz hakikattır. “Kalplerinde hastalık vardır.” (2/Bakara, 10) Bu kalp hastalıkları, elbette tıp doktorunun tedavi edebileceği bir hastalık değildir.    

Ma'rifet, yani Allah'ı bilmek ve tanımak kalbin işidir. (bkz. Buhâri, İman 13) Haset, gazap, buğz ve nefret gibi kötü duyular kalpte bulunduğu gibi; iman, Allah korkusu, hilm ve takva da kalbe ait fiillerdir. (Müslim, İman 230; Tirmizî, Fiten 26; Nesai, Cihad 8; Ahmed b. Hanbel, V/71) Mü'mine yakışan, kalbe Allah sevgisini yerleştirmek için onu Allah sevgisinin dışında mal, mülk, para gibi dünyalık şeylerin muhabbetinden uzaklaştırmaktır. Fâni olan her şeyin sevgisi geçici, yalnızca Allah sevgisi bâkidir.  

Kalp, yürek ve gönül manalarına gelir; yani kalp iki anlamda kullanılır. Et parçasından ibaret olan kalbe, Türkçe'de yürek adı verilirken; İkincisi, iman, aşk, sevgi, nefret, merhamet gibi bütün duygularımızın, şuur, vicdan ve sezgilerimizin, düşünme kuvvetimizin kaynağı, yani manevî âlemimizin merkezi olan ve yeri belli olmayan kalptir. İnsanın asıl gerçeği bu kalptir. İnsanın, anlayışlı bilgin ve ârif olan bölünmez kısmı, talepte bulunulan ve sorumlu olan özü budur. Bütün benliğimiz öncelikle bundadır. Sezgi, bunun bakışı, akıl bunun ruhu, irade bunun kuvvetidir.  Bunu, ruhumuzun  kendisi  şeklinde  anlayanlar  da çoktur. Dilimizde buna yine kalp veya “gönül” denir. Kur’an terimi olarak kalp, Türkçe’de gönül dediğimiz içimizdeki ruhî, manevî duyguların merkezi olan bu özdür.

Kur'an ilimlerinde, din ilminde, ahlak ilminde, edebiyatta kalp denilince bu ikinci anlam, yani gönül kastedilir. Temiz kalpli adam, kalbi bozuk, kalpsiz, taş kalpli gibi ifadelerde kalpten ne anlıyorsak, burada kalpten de onu anlayacağız ki, gaybe imanda, Allah'ı bilmede bu kalbi sezmenin, tanımanın büyük önemi vardır. İmanın ve küfrün merkezi kalptir. Kalp, iman nuru ile dolduğunda gönül; inkâra ve küfre yöneldiğinde ise nefistir. Gönül ulviyete/yüceliğe, nefis süfliyete/alçalmaya yönelir. İlahî aşk ve tevhid sırrı burada tecelli eder. Gönül, hem çok yüce, hem de çok hassastır. Kırılınca kolay kolay tamir edilemez. Gönül, enfüsteki ayetlerin yazıldığı kitaptır. Onun okunması da yine gönülle, kalp gözüyle olacaktır; çünkü kalpten kalbe yol vardır.