Vahyin Başlangıcı - Kitaplara Iman - 74. Sayfa
Vahyin Başlangıcı:
İlk vahiy geldiğinde Rasulullah 40 yaşında idi (610). Kur’an, Ramazan ayında Kadir gecesinde Pazartesi günü indirilmiştir. Kur’an, Levh-i Mahfuz’dan dünya semasına toptan indirilmiştir (inzal). Oradan Cebrail vasıtasıyla Rasulullah’ın kalbine 23 yıl içerisinde ihtiyaca göre, aralıklı olarak, parça parça indirilmiştir (tenzil).[1]
Rasulullah kırk yaşına geldiği sırada daha çok yalnızlığı sevmeye başlamıştı. Zaman zaman Hira mağarasına giderek orada kendi gönlünce Allah’a ibadet ederdi. Nihayet Hira mağarasında bulunduğu bir gece kendisine vahiy gelmeye başladı. Melek Rasulullah’a şöyle dedi:
“Yaratan Rabbinin adıyla oku. O insanı kan pıhtısından yarattı. Oku, Rabbin en büyük kerem sahibidir. O kalemle öğretti. İnsana bilmediğini öğretti.” (Alak: 96/1-5)
İşte bu ayetler, Rasulullah’a ilk nazil olan ayetlerdir. Bunlarla ona nebiliği bildirilmiş, fakat tebliğ emri henüz verilmemişti. Nazil olan bu ilk ayetlerden sonra bir müddet vahiy kesildi. Vahyin gelmediği bu döneme fetreti vahiy denmektedir. Fetreti vahiy döneminin üç yıl veya kırk gün olduğu rivayet edilmektedir. Bundan sonra tekrar vahiy gelmeye başladı ve devam etti. Fetreti vahiyden sonra ilk gelen ayetler ise şunlardır:
“Ey örtüsüne bürünen, kalk uyar. Rabbini tekbir et. Elbiseni temizle. Kötülükten kaçın. Yaptığın iyiliği çok görme. Rabbin için sabret.” (Müddessir: 74/1-7)
İlk nazil olan Alak suresinin beş ayetiyle Rasulullah’ın nübüvveti, fetretten sonra ilk olarak gelen Müddessir suresinin yedi ayetiyle de risaleti başlamıştır. Rasulullah (s.a.v.) Allah’tan gelen vahyi hiçbir artırma ve eksiltme yapmaksızın –hatta kendisini uyaran, tehdit eden ayetleri dahi- olduğu gibi insanlara tebliğ etmiştir.
“Eğer o bize karşı bazı sözleri uydurup-söylemiş olsaydı. Muhakkak onun sağ elini çekip-alıverirdik. Sonra onun can damarını elbette keserdik. O zaman, sizden hiç kimse araya girerek bunu kendisinden engelleyip-uzaklaştıramazdı.” (Hakka: 69/44-47)
Zemahşeri şöyle diyor: “Bunun manası şudur: Şayet söylemediğimiz bir şeyi söylediğimizi iddia etse, kralların kendilerine karşı yalan söyleyeni, azab çektirmek ve ondan intikam almak gayesiyle eziyet ede ede öldürdükleri gibi, biz de onu öylece öldürürüz.”[2]
Rasulullah (s.a.v.) Kur’an ile karışmasın diye başlangıçta kudsi hadislerin bile yazılmasına karşı çıkmıştır. Daha sonra böyle bir endişe kalkınca bazı sahabelere yazılması için izin vermiştir.[3]
İslami Okul Okulların En Önemlisi