Muhtelif - 3. Sayfa - Korku
Kur’ân-ı Kerim’de Korku Kavramı
Kur’ân-ı Kerim’de “havf” kökünden gelen fiil ve isimler 124 yerde geçmektedir. Bunların yarısına yakını dünyevî korku ve kaygıları, diğerleri ise Allah korkusu, azap korkusu, âhiret kaygısı, günah işleme endişesi gibi dinî kaygıları ifade etmektedir.
Hz. Âdem’in, aralarında anlaşmazlık çıkan iki oğlundan biri, diğerine; ‘kendisini öldürmeye kalkışsa bile yine de ona el kaldırmayacağını’ belirterek, “çünkü ben âlemlerin rabbi olan Allah’tan korkarım” (5/Mâide, 28) der. Hz. Peygamber’e hitap eden, “De ki: ‘Ben rabbime isyan edersem kesinlikle büyük bir günün azabına uğrayacağımdan korkarım” (6/En’âm, 15) meâlindeki âyette havf, hem günah işleme endişesini, hem de uhrevî ceza korkusunu anlatmaktadır. Hz. İbrahim de küfürde ısrar eden babası Âzer’i, “Babacığım! Senin Allah’ın azabına çarpılmandan ve sonuçta şeytanın yakını olmandan korkuyorum” (19/Meryem, 45) diyerek uyarmıştır. Âyetlerde, kişinin sadece kendisi adına değil; başkası adına duyduğu korku ve kaygıların da havf kelimesiyle ifade edildiği görülmektedir (Bkz. 11/Hûd, 26, 84; 40/Mü’min, 26).
Bazı âyetlerde, insanın mutlaka “Rabbinin makamı”nda durup hesap vereceğini bilerek bundan korkması ve ona göre davranması gerektiği (11/Hûd, 103; 14/İbrahim, 14; 55/Rahmân, 46); diğer âyetlerde de “Allah’ın hidâyetine uyan” (2/Bakara, 38), “iyi bir mü’min olarak kendisini Allah’a teslim eden” (2/Bakara, 112), “iman edip iyilik ve barış yolunda çaba harcayan” (6/En’âm, 48), “iman ettikten sonra istikamet üzere olan” (46/Ahkaf, 13) kimselerle “Allah dostları” (10/Yûnus, 62) için âhirette korkulacak (havf) ve üzülecek (hüzün) bir durum olmadığı bildirilir. Bir kısım âyetlerde havf, ümit ve yakarışla birlikte duâ, zikir ve tesbihin âdâbı arasında gösterilir (7/A’râf, 56, 205; 13/Ra’d, 13; 32/Secde, 16).
Havfın dünyevî korku ve kaygılarla ilgili olarak kullanıldığı âyetlerin önemli bir kısmında da herhangi bir dinî konuyla ilişkisinin kurulduğu görülür. Meselâ, Allah’ı seven ve O’nun sevgisini kazanmış olan dindarların yüksek niteliklerinden söz edilirken, dolaylı olarak haksız kınama ve eleştirilerden korkulması din duygusundaki zayıflığa bağlanır (5/Mâide, 54). Başka bir âyette açlık, mal ve can kaybı gibi musîbetler yanında, dünyevî korkular da Allah’ın insanları imtihan etmek üzere bu dünyada onları mâruz bıraktığı sıkıntılar arasında zikredilmiştir (2/Bakara, 155).
“...Eğer Benden size bir hidâyet gelir de her kim hidâyetime tâbi olursa onlar için herhangi bir korku yoktur ve onlar üzüntü çekmezler.” (2/Bakara, 38)
“...Allah’a ve âhiret gününe hakkıyla inanıp sâlih amel işleyenler için Rableri katında mükâfatlar vardır. Onlar için herhangi bir korku olmadığı gibi onlar üzülmeyeceklerdir.” (2/Bakara, 62)
“Bunlardan sonra kalpleriniz yine katılaştı. Artık kalpleriniz taş gibi, yahut daha da katıdır. Çünkü taşlardan öylesi var ki, içinden ırmaklar kaynar. Öylesi de var ki, çatlar da ondan su fışkırır. Taşlardan bir kısmı da Allah korkusuyla yukarıdan aşağı yuvarlanır. Allah yapmakta olduklarınızdan gâfil değildir.” (2/Bakara, 74)
“Bir kısım insanlar, mü’minlere: ‘Düşmanlarınız olan insanlar, size karşı asker topladılar; aman korkun, sakının onlardan!’ dediklerinde bu, onların imanlarını bir kat daha arttırdı ve ‘Allah bize yeter; O ne güzel vekildir!’ dediler.” (3/Âl-i İmrân, 173)
“İşte o şeytan, yalnız kendi dostlarını korkutabilir. (Veya şeytan, sizi kendi dostlarından korkutmaktadır.) Eğer iman etmiş kimseler iseniz onlardan korkmayın, Benden korkun.” (3/Âl-i İmrân, 175)
“Kendilerine savaş farz kılınınca, içlerinden bir grup, insanlardan, Allah’tan korkar gibi, hatta daha fazla korkmaya başladılar. ‘Rabbimiz, savaşı bize niçin yazdın (farz kıldın)? Bizi yakın bir süreye kadar ertelesen (daha bir müddet savaşı farz kılmasan) olmaz mıydı?’ dediler. Onlara de ki: ‘Dünya menfaati önemsizdir. Allah’tan korkanlar için âhiret daha hayırlıdır ve size kıl kadar haksızlık edilmez.” (4/Nisâ, 77)
“...(Bunlar), Allah yolunda cihad ederler ve hiçbir kınayanın kınamasından korkmazlar (hiçbir kimsenin kınamasına aldırmazlar). Bu, Allah’ın verdiği lütfudur. Allah’ın lütfu ve ilmi geniştir.” (5/Mâide, 54)
“Mü’minler ancak, Allah anıldığı zaman yürekleri ürperip titreyen, kendilerine Allah’ın âyetleri okunduğunda imanlarını artıran ve yalnız Rablerine dayanıp güvenen kimselerdir.“ (8/Enfâl, 2)
“...Yoksa onlardan korkuyor musunuz? Eğer (gerçek) mü’minlerden iseniz, bilin ki, Allah, kendisinden korkmanıza daha lâyıktır.” (9/Tevbe, 13)
“(O münâfıklar) sizden olduklarına dair Allah’a yemin ederler. Halbuki onlar sizden değillerdir; fakat onlar korkak bir topluluktur.” (9/Tevbe, 56)
“Ey insanlar! Rabbinizden korkun! Çünkü kıyâmet vaktinin depremi müthiş bir şeydir! Onu gördüğünüz gün, her emzikli kadın emzirdiği çocuğu unutur, her gebe kadın çocuğunu düşürür. İnsanları da sarhoş bir halde görürsün. Oysa onlar sarhoş değillerdir; fakat Allah’ın azabı çok dehşetlidir.” (22/Hac, 1-2)
“Onlar öyle kimselerdir ki, Allah anıldığı zaman kalpleri titrer (vecel); başlarına gelene sabrederler; namazı kılarlar ve kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden (Allah için) infak edip harcarlar.” (22/Hac, 35)
“Onlar kalplerin ve gözlerin allak bullak olduğu bir günden korkarlar.” (24/Nûr, 37)
“Korkuyla ve umutla Rablerine yalvarmak üzere (ibâdet etmek, gece teheccüd namazı kılmak için), vücutları yataklarından uzak kalır ve kendilerine verdiğimiz rızıktan Allah yolunda harcarlar.” (32/Secde, 16)
“Onlar, Allah’ın gönderdiği emirleri tebliğ ederler, Allah’tan korkarlar ve O’ndan başka kimseden korkmazlar. Hesap görücü olarak Allah (herkese) yeter.” (33/Ahzâb, 39)
“...Kulları içinden ancak âlimler, Allah’tan (gereğince) korkar.” (35/Fâtır, 28)
“De ki: ‘Ben Rabb’ime isyan edersem, büyük bir günün azabından korkarım.” (39/Zümer, 13)
“Rabbimiz Allah’tır deyip sonra dosdoğru olanların üzerine melekler iner: Korkmayın, üzülmeyin, size söz verilen cennetle sevinin! (derler.)” (41/Fussılet, 30)
“Rabbinin huzurunda durmaktan korkan kimselere iki cennet vardır.” (55/Rahmân, 46)
“Eğer Biz bu Kur’an’ı bir dağa indirseydik, muhakkak ki onu, Allah korkusundan baş eğerek, parça parça olmuş görürdün. Bu misalleri insanlara düşünsünler diye veriyoruz.” (59/Haşr, 21)
“İman edip sâlih ameller işleyenler de halkın en hayırlısıdır. Onların Rableri katındaki mükâfatları, zemininden ırmaklar akan, içinde devamlı olarak kalacakları Adn cennetleridir. Allah kendilerinden râzı olmuş, onlar da Allah’tan râzı olmuşlardır. Bu söylenenler hep Rabbinden korkan (O’na saygı gösterenler) içindir.” (98/Beyyine, 7-8)
İslami Okul Okulların En Önemlisi