Korkmak Ayrı, Takıyye Yapmak Ayrı Şeydir Takıyye - İslami Bilgiler - Korku - 39. Sayfa
Korkmak Ayrı, Takıyye Yapmak Ayrı Şeydir
Takıyye:
‘Takıyye’, korkmak, vikayeye girmek, elem ve zarar verecek şeylerden sakınıp kendini korumak anlamına gelen ‘takvâ’ kelimesinden türemiştir. Takıyye, canını, malını, ırzını düşmanın zararından korunmak için ondan sakınmak demektir. “Mü’minler, mü’minleri bırakıp da kâfirleri dost edinmesin. Kim bunu yaparsa, artık onun Allah nezdinde hiçbir değeri yoktur. Ancak kâfirlerden gelebilecek bir tehlikeden sakınmanız (takıyye) başkadır. Allah, kendisine karşı (gelmekten) sizi sakındırıyor. Dönüş yalnız Allah’adır.” (3/Âl-i İmrân, 28) Bu âyette görüldüğü gibi, can kaygısı bulunan müslümanlara, kâfirlerden korunmaları için verdiği izne, İslâmî literatürde “takıyye”, yani “korunma” denmiştir.
Takıyye, güçlü olan bir düşmandan; din, mal, can, namus, ırz gibi her türlü üstün değerleri, tehlikeli bir durum karşısında korumak için başvurulan bir tedbirdir. Bu gibi değerleri tehdit altında olan bir müslüman, böyle tehlikelerden kurtulmak, zarara uğramamak için imanını ve durumunu gizleyebilir. Kur’an buna izin vermektedir.
İslâm’a teslim olmuş müslümanlar bir bina gibi birbirlerine kenetlenerek tevhid kelimesinin gereğini toplu olarak yerine getirmek zorundadırlar. Bunun sağlanabilmesi için, müslümanların sürekli çaba göstermeleri gerekir. Ancak Islâmın hakimiyetini istemeyen müşrikler ve tağutlar, müslümanlarla mücadele edeceklerdir. Müslümanlardan bazıları bu mücadelede düşmanın eline esir düşebilir, eziyet görebilir, işkenceye uğrayabilir, bazı hakları tehdit altına girebilir. Bu gibi durumlarda o mü’min, kendinin ve bağlı olduğu müslüman toplumun aleyhine olabilecek şeyleri söylememeli, sır vermemeli. Böyle bir durumda kendini gizlemenin, hatta ölüm tehlikesi ve şiddetli işkence gibi ikrâh-ı mülcî hallerinde imanını gizleyip açığa vurmama ruhsatıdır takiyye. Takıyye de takva gibi kişinin kendini ve bağlı olduğu müslüman toplumu elem ve zarar verecek şeylerden koruyup sakınması demektir. Öyleyse takıyye, Kur’an’ın izin verdiği bir korunma, bir sakınmadır.
Peygamberimiz’in Mekke hayatında müşriklerin işkencelerine uğrayan sahabeden bazılarına takıyye izni verdiğini biliyoruz. Bunun en canlı örneği, müşrikler tarafından gözünün önünde babası ve annesi öldürülen Ammar bin Yâsir’dir. Yapılan işkencelere dayanamayan Ammar (r.a.), müşriklerin istediği sözleri söyler ve ölümden kurtulur. Sonra ağlayarak Peygamberimiz’e gelerek, O’nun hakkında kötü konuştuğunu ve onların ilâhlarını övdüğünü söyler. Peygamberimiz ona şöyle sorar: “Peki o anda kalbinde ne hissettin?” O da “kalbinin imanla dopdolu olduğunu” söyleyince, Peygamberimiz, aynı durumla karşılaştığı zaman yine öyle yapmasını tavsiye etmiştir. (Hayatü’s Sahabe, 1/245; Elmalılı, 5/263) Şu âyet bu durumu desteklemektedir: “Kim imanından sonra Allah’a (karşı) küfre sapıp da, -kalbi imanla tatmin olduğu halde baskı altında zorlanan hariç- küfre göğsünü açarsa, işte onlara Allah’tan bir gazap vardır ve büyük azap onlarındır.” (16/Nahl, 106)
Şu örnek de dikkat çekicidir: Yalancı peygamber Müseylime sahabelerden iki kişiyi esir almıştı. Birine “Muhammed’in Allah’ın Rasulü olduğuna şahitlik eder misin?” diye sordu. O da ‘evet’ dedi. Sonra kendisinin peygamberliğine şahitlik edip etmediğini sordu. O yine ‘evet’ deyince onu serbest bıraktı. Aynı soruyu ikinciye de sordu. Ancak o ikinci soruya cevap olarak ‘ben dilsizim’ deyince onu öldürttü. Olayı duyan Peygamberimiz, şehid olanın imanındaki doğrulukla öldüğünü ve mübarek olduğunu, diğerinin ise Allah’ın ruhsatını kullandığını ve hata etmediğini söyledi. (nak. Elmalılı, 2/340)
Dikkat edilirse görülecektir ki ‘takıyye’ bir ruhsattır. Dileyen önemli bir tehlike karşısında ona baş vurabilir. Ancak Kur’an’ın diğer âyetlerine baktığımız zaman kuvvetli olmayı, düşmanlara karşı hazırlıklı olmayı, cihad etmeyi, Allah yolunda canı ve malı harcamayı teşvik ettiğini, mü’minlerin önceki müslümanlar gibi deneneceklerini söylediğini görmekteyiz. Bilndiği gibi Kur’an’da, kafirlerden korkmak ve onlara dost olmak yasaklanır. Asıl korkulması gereken insanlar değil, Allah’tır. (15)
Bütün bunlara rağmen zayıf kalan, işkenceye uğrayan veya müslümanlar aleyhine bir şey söylemesi istenen müslümanlar bu ruhsata baş vurabilirler. Ancak, takıyye ruhsatı, hiç bir zaman dünyalık bir çıkar veya makam için iki yüzlü davranmak, şahsiyetsiz, kaypak, ciddiyetsiz ve ilkesiz olmak demek değildir. Takiyye, müslümanlara karşı kullanılan bir aldatma silahı değil; hasımlardan gelebilecek bir tehlikeye karşı sakınma ruhsatıdır. Ahlâkî boyutlarda bırakılan ve kişinin iyi niyetine bağlanması gereken bir husustur, dininden ve müslümanca yaşayışından tâviz vermesini câiz kılan bir husus değil!
İslami Okul Okulların En Önemlisi