Anıtkabiri Piramit Olan Firavun - Kufur Onderleri - 15. Sayfa
Anıtkabiri Piramit Olan Firavun’un Toplumsal Düzeni de Piramit Düzeniydi
Firavun’un hükümdarlık yaptığı Mısır, ırmakların aktığı, doğal güzelliklerle döşenmiş, verimli bir ülke... Bağlar, bahçeler, bunlar arasındaki köşkler, konaklar, pınarlar; hayvancılık ve tarımla elde edilen büyük zenginlik... Maddî bakımdan kalkınmış ve güçlü bir ülke.
Bununla birlikte bütün bu güzellikler, zenginlikler ve imkânlar, herkes için âdil ve eşit dağıtılmış değil. Halk sınıflara ayrılmış durumda. Bundan da kötüsü, bu sınıflaşma doğal bir süreç içinde oluşmuş değil; tümüyle zoraki bir yapaylık ürünüdür. Sosyal katmanlar, halkı güçsüzleştirmek amacıyla Firavun tarafından üretilmiş, türetilmiş, uygulamaya konulmuştur. Tepelerin tepesine konumlanmış/tünemiş olan Firavun’u bir yana bırakırsak, en yukarıda Firavun’un erkânı yer almaktadır. Bunlar, yakın akrabalarla birlikte, Hâmân örneği danışman, vezir ve kumandanlardan oluşuyor. Karun gibi işbirlikçilerin de bu katmanda ya da ona çok yakın bir konumda olduğunu da biliyoruz. Bunlar, Kur’an terimiyle mele’; Firavun’un mele’ini oluşturuyor. Askerler ve toplum içinde büyük etkinlik ve saygınlıkları bulunan râhip-sihirbazlar da özel birer sınıf olarak ayrıcalıklı yerlerde bulunmaktadır.
Böyle piramit gibi sıralanan katmanların en aşağısını ve en geniş tabanı, ırk olarak da yabancı sayılan İsrâiloğulları oluşturmaktadır. Yaklaşık dört yüz yıldır orada yaşayan bu ırk, ilk yüz yıl ayrıcalıklı bir konumdayken, Hiksos’ların egemenliklerinin sona erişiyle birlikte alt katmana düşmüş bulunmaktadır. Bir önceki Firavun döneminde iyiden iyiye aşağılanan ve baskı altına alınan İsrâiloğulları, en ağır ve aşağılayıcı işlerde çalıştırılan birer köledirler. Canlarının bile bir değeri yoktur; Firavun istedi diye bütün oğulları öldürülebilmekte veya hadım edilebilmekte, bütün kızları ise câriyelik de dahil her türlü hizmetlerde kullanılmak amacıyla alıkonulmaktadır. (8)
Nedir Piramit Düzeni? İslâm'ın vaz' ettiği adalet öğretisine göre Yaradan karşısında insan toplulukları fıtrat açısından düz bir çizgi üzerindedirler. Kur'an'da insan ve melek toplulukları için hep müsbet manada kullanılan "saff" nitelemesi "düz çizgi"den neyi kasdettiğimizi açıklayabilir. Adalet öğretisinin hâkim olduğu bir toplumun fertleri "zulüm düzenleri"nde olduğu gibi birbirlerinin omuzuna ya da kafasına basarak "yükselme" yerine, kendi ayakları üzerinde durarak "hayırda öne geçme" (festebiku'l-hayrât) mücadelesi verirler.
Bir toplumda, adalet nizamı, yerini zulüm düzenine bırakmışsa bu "düz çizgi" kamburlaşmaya başlamış demektir. "Saff" halindeki toplum kendisine tahakküm edilen bir yerinden kırılıvererek "piramitleşme"ye başlar. Bu durumda toplumdaki hayırda öne geçme yarışı, yerini başlara basarak piramidin tepesine ulaşma yarışına bırakmıştır. Artık her başın üzerinde bir ayak vardır. Adalet toplumunda tüm başlar Allah'a bağlı iken, saltanat toplumunda "baş başa, başlar da padişaha bağlı" hale gelmiştir. Padişah olmak ise, ayakları tüm başların üzerinde olmak anlamını taşıyacaktır.
Saltanat "saff" halindeki toplumun piramitleşmesinin adıdır. Adaletin zulme dönüştüğü böyle bir toplumda "üsttekiler"in konumlarını muhafazaları "alttakiler"in başlarını kaldırmamala-rına bağlıdır. Bunu temin etmek için yukarıdakiler aşağıdakileri bilinçli bir istiz'âf (sürüleştirme) sürecine tabi tutarlar. Bu durumda aşağıdakiler (müstaz'aflar) ya izzet ve şereflerini feda edip başlarının üzerinde ayak taşımaya mahkûm yaşayarak hem dünyalarını, hem âhiretlerini heder edecekler (34/Sebe', 31-33; 4/Nisâ, 97) ya da zulme ve zillete rıza göstermeyip yeryüzünün vârisi olacaklardır; "Biz ise yeryüzünün müstaz'aflarına/ezilenlerine lutfedelim, onları önderler, onları vârisler kılalım istiyoruz." (28/Kasas, 5)
İlâhî adalete dayanmayan her öğretinin, toplumlar üzerindeki tahakkümünün işleyiş biçimi, üç aşağı beş yukarı birbirinin aynıdır. Adına "demokrasi" vs. denilen çoğulcu rejimler için de geçerlidir, "piramit" örneği. Ne ki, monarşik sultanî piramitlerin tepesi sivri ve tek kişilik, oligarşik-demokratik piramitlerin tepesi plato yapılan tepesinde çıkar grupları (mütref), seçkinler (mele'), gizli güç odakları (cibt) ve iktidarı paylaşan daha başka güçler oturur. Bu tip rejimlere "çoğulcu" denilmesinin hikmeti de sultanların "bir" değil "çok" olmasından gelse gerek. (9)
İslami Okul Okulların En Önemlisi