Muhtelif - 5. Sayfa - Kufur Onderleri
Ve... İbretler, İbretler...
Hz. Musa, Medyen’den dönerken risâletle görevlendirildi (20/Tâhâ, 11-14). Doğrudan Firavun’a gidecek (20/Tâhâ, 24), Allah’ın âyetlerini tebliğ edecek (20/Tâhâ, 42), ondan İsrâil oğullarını serbest bırakmasını, onlara baskı ve işkence yapmamasını isteyecekti (20/Tâhâ, 47). Firavun, azgın bir zorba (44/Duhân, 31) ve müstekbir (büyüklük taslayan) (29/Ankebut, 39) bir kraldı. Kavmi de bir zâlimler topluluğu (26/Şuarâ, 10) haline gelmişti. Hz. Musa, bütün âyetleri, delilleri ortaya koyduğu halde, O'nun çağrısına Firavun büyük bir inatla karşı çıktı. Bu andan itibaren Hz. Musa ile Firavun arasında başlayan büyük mücadele, Kur’an’da ayrıntılı biçimde gözler önüne serilir. Kur’an’ı izleyerek bu mücadeleyi ana hatlarıyla şöyle tesbit edebiliriz: Firavun, ilâhî mesajla kendisine gelen Hz. Musa ve Hz. Hârun’u önce iddialarından vazgeçme-meleri ve kendisinden başka bir ilâh tanımaları durumunda hapse atacağını söyleyerek (26/Şuarâ, 29) sindirmeye çalıştı. Başaramayınca, sarayda büyütülüşünü hatırlatarak (26/Şuarâ, 18) minnet altında bırakmayı denedi. Bu da tutmayınca, “Rabbiniz kimdir?” (20/Tâhâ, 49) ve “Önceki nesillerin durumu nedir?” (20/Tâhâ, 51) gibi sorularla sınamaya, tartışma yoluyla susturma yoluna başvurdu; deli olduğunu iddia ederek sözlerini geçersiz kılmaya çalıştı (26/Şuarâ, 27). Bunda da başarılı olamayınca, çaresiz Hz. Musa’dan, getirdiğini iddia ettiği âyetleri (mûcizeleri) göstermesini istedi (26/Şuarâ, 31).
Hz. Musa, kendisine bağışlanan asa ve beyaz el mûcizelerini gösterince Firavun bu kez de onu sihirbazlıkla, kendilerini yurtlarından çıkarmayı planlamakla suçladı (20/Tâhâ, 57). Hz. Musa’nın bir sihirbaz ve dolayısıyla peygamberlik iddiasının temelsiz olduğunu kanıtlamak amacıyla ülkesinin önde gelen sihirbazlarını toplayarak onunla yarıştırdı. Fakat sihirbazların bir sihir değil; mûcize karşısında bulunduklarını anlayarak müslüman olmaları nedeniyle amacına ulaşamadı. Üstelik bir bayram günü, halk önünde cereyan eden yarışma Hz. Musa’nın lehine sonuçlandı (20/Tâhâ, 58-70). Bütün kozlarını kullanan Firavun, bütün zorbalar gibi zulme, katliama başvurdu. Hz. Musa’ya iman edenlerin oğullarının öldürülmesini, kadınlarının sağ bırakılmasını emretti (40/Mü’min, 25). Bununla da yetinmeyerek Hz. Musa’yı öldürtmeye kalkıştı. Fakat kendi ailesinden bir mü’min kimsenin uyarısı üzerine vazgeçti (40/Mü’min, 26-35). Allah, belki gerçeği görür ve kabul ederler diye Firavun ve halkını kıtlık, tufan, çekirge gibi çeşitli azap ve felâketlerle cezalandırdı. Her felâket sırasında Hz. Musa’ya başvurarak Allah’a dua etmesini istediler; azabın kaldırılması halinde iman edeceklerine dair söz verdiler, fakat azap kaldırılınca sözlerinden döndüler.
Firavun, Mısır mülkünün kendisine ait olduğu, düzgün konuşamayan Hz. Musa’dan daha iyi olduğu, doğru söylemiş olsaydı Hz. Musa’ya güç ve saltanatın simgesi olan altın bileziklerin atılması ya da yardımcı melekler gönderilmesi gerektiği gibi söz ve gerekçelerle halkının itaatinin devamını sağladı (43/Zuhruf, 48-54).
Firavun’un, çevresinin ve halkının ilâhî mesajı kabul etmeyecekleri, zulüm ve işkencelerinin sona ermeyeceği kesinlik kazanınca Hz. Musa’ya İsrâiloğullarını bir gece Mısır’ dan çıkarması emri verildi (26/Şuarâ, 52). Durumu öğrenen Firavun, hemen harekete geçerek büyük bir ordu topladı (26/Şuarâ, 53). Amacı, İsrâiloğullarını bütünüyle yok etmekti. Ama Allah’ın da bir hesabı vardı. Firavun ve ordusu, Hz. Musa ve İsrâiloğullarına yol vermek için yarılan Kızıldeniz’in yeniden birleşen suları içinde yok olup gitti (26/Şuarâ, 60-66). Böylece Allah, Firavun ve halkını tapınırcasına sevdikleri şeylerden; çeşmelerden, bahçelerden, hazinelerden, o güzel yerlerden çıkardı ve bunları İsrâiloğullarına miras yaptı (26/Şuarâ, 57-59).
Zorba Firavun, Kızıldeniz’in suları arasında artık her şeyin bittiğini, boğulacağını anlayınca, “Gerçekten İsrâiloğullarının inandığından başka ilâh olmadığına iman ettim; ben de müslüman-lardanım” dedi; ama iş işten geçmişti. “Şimdi mi? Oysa daha önce isyan etmiş, bozgunculardan olmuştun!” denildi. Cesedi, gelecek nesillere ibret olması için denizden kurtarılarak bir tepeye atıldı (10/Yûnus, 90-92).
İslami Okul Okulların En Önemlisi