Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Fâiz Alıp Vermek - Lanet - 29. Sayfa

Fâiz Alıp Vermek:

 

Abdullah bin Mes’ûd’dan rivâyet olunduğuna göre “Rasûlullah (s.a.s.) fâiz yiyene ve yedirene, onun şahitlerine ve onu yazan kâtibine lânet etmiştir.” (İbn Mâce, 2/764).

“Rasûlullah (s.a.s.) fâiz yiyene ve yedirene, (senedi yazan) kâtibe ve (onu imzalayan) şahitlere de lânet etti ve “bunların hepsi (günahta) müsâvidirler” buyurdu. (Müslim, 5/50)

Hz. Ali (r.a.) anlatıyor: “Rasûlullah (s.a.s.) fâiz yiyeni, yedireni, fâiz anlaşmasını yazanı, sadakaya/zekâta engel olanı, dövme yapanı, dövme yaptıranı, hulle yapanı, hulle yaptıranı lânetledi.” (Nesâî, Zînet 25; Kütübi-i Sitte, 15/160)

“Fâizden (para ve mal) çoğaltan hiçbir kimse yoktur ki, onun işinin sonucu azlık (ve perişanlık) olmasın!” (İbn Mâce, 2/765)

“Kim Allah'a ve âhiret gününe iman ediyorsa sakın misli misline olmaktan başka türlü almasın.” (Müslim, 5/47)

“Fâiz yetmiş üç çeşittir. En hafifi, bir adamın kendi anasını nikâhlamaya kalkışmasının dengidir. Fâizin ötesindeki günah ise, kişinin müslümanların ırzına saldırmasıdır.” (Feyzu’l-Kadîr, 4/50)

“Bir adamın bilerek yediği bir dirhem miktarı fâiz, Allah katında otuz altı defa zina yapmaktan daha şiddetlidir.” (Feyzu’l-Kadîr, 6/306)

“Helâk edici yedi şeyden sakının.” Ashâb: “Ey Allah’ın Rasûlü! Onlar nelerdir?” dediler. Rasûlul-i Ekrem: “Allah'a şirk koşmak, sihir yapmak, Allah’ın haram kıldığı bir canı öldürmek -meğer ki bir hak sebeple olsun- Fâiz yemek, yetim malı yemek, düşmana hücum gününde savaş alanından kaçmak, namuslu mü’min ve hiçbir kötülükten habersiz kadınlara (zina iftirası) atmaktır.” (Buhârî, 3/195)

“İnsanların üzerine öyle bir zaman gelecek ki, onlardan fâiz yemedik hiçbir fert kalmayacaktır. Kim yemezse ona da tozu (olsun) dokunacaktır.” (İbn Mâce, 2/765; Nesâî; Ebû Dâvud)

Kur’an da, yasaklanan diğer konulardan çok farklı ve büyük cezalarla fâiz konusunu gündeme getirir: “Fâiz yiyen kimseler (kabirlerinden), tıpkı şeytan çarpmış kimseler gibi çarpılmış olarak kalkarlar. Onların bu hali, ‘alışveriş (ticaret) de fâiz gibidir’ demelerindendir. Oysa ki Allah, ticareti helâl, fâizi haram kılmıştır. Bundan sonra kime Rabbinden bir öğüt gelir de fâizden vazgeçerse, geçmişte olan kendisinindir ve işi Allah'a kalmıştır (Allah dilerse onu affeder). Kim tekrar fâize dönerse, işte onlar ateşliktir, orada devamlı kalırlar. Allah, fâizi mahveder (fâiz karışan malın bereketini giderir), sadakaları çoğaltır (içinden sadaka verilen malları bereketlendirir). Allah (günahta ısrar eden) günahkâr kâfirlerin hiçbirini sevmez. Şâyet (fâiz hakkında söylenenleri) yapmazsanız, Allah ve Rasûlü tarafından ilân edilmiş bir savaş ile karşı karşıya olduğunuzu iyi bilin. Eğer tevbe edip fâizcilikten vazgeçerseniz, sermayeniz sizindir. Böylece haksızlık etmezsiniz ve haksızlığa da uğramazsınız.” (2/Bakara, 275-276, 279) (ve yine bkz. 3/Âl-i İmrân, 130-131; 2/Bakara, 278)