Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Bâtıl Din ve İdeoloji Mensuplarına Benzemenin Hükmü - Mesh Asagilik Maymunlar Olun - 10. Sayfa

Bâtıl Din ve İdeoloji Mensuplarına Benzemenin Hükmü:

 

Kur’an ifadesiyle, yaratılmışların en şerlisi olan bâtılperestlere benzemenin sorumluluğu gerektirmeyen tek türü, ilim ve teknikte kullanılan metodlardaki benzeşmeyle, yürümek, araç kullanmak, yemek, içmek gibi benzeşmenin kaçınılmaz olduğu doğal ve beşerî durumlardaki benzeşmedir. Bu tür benzeşmeler mubahtır, günah değildir.

Benzeşmenin, sorumluluğu gerektiren en hafif şekli, mekruh olan benzeşmedir. Meselâ; putperestlere benzeme olduğundan canlı resimlerini içeren duvar halıları, süs yastıkları ve tablolarla ev tefriş edilmesinde veya canlı varlıkların resimleriyle motifli elbise giyilmesinde günah vardır. Böyle bir benzeme özel terimi ile mekruhtur.

Yahudi, hıristiyan, materyalist ve benzeri bâtıl din ve ideolojilerin mensuplarına özgü olan, İslâm’ın emirleri ve yasakları ile çatışan özelliklerinde onlara benzemek, sakınılması gereken haram bir benzemedir. Bu haram benzemeye bazı örnekler verebiliriz:

Peygamberimiz, mü’min erkeklere: “Yahudilere, hıristiyanlara ve müşriklere benzemeyin!” buyurarak sakalın uzatılması ve bıyığın kısaltılmasını emir buyurmuştur. O yüzden mü’minin dış görünüşünden kendi müslüman kimliğini belli edecek, onu kâfirlerden ayıracak alâmet-i fârikasının bulunması gerekir. Mü’min hanımların nasıl örtülerinden dinî kimlikleri belli oluyor ve olması gerekiyorsa, mü’min erkeklerin de, sakal veya kıyafet gibi dışa akseden kimliğini yansıtan özellikleri olması gerekir. Bu özelliklerden dolayı, özellikle Hanefî mezhebi âlimlerinin ictihadlarına göre sakal ve bıyığı traş etmek, ictihadî bir haram kabul edilmiştir. (Sakal-kıravat tartışması veya haram-mekruh damgalandırması yapmaksızın, yargılamada bulunmadan, bugünkü toplum yapısı içinde bunların İslâmî kimlik açısından önemli olduğu bilinmeli ve uygulamaya çalışmalıdır.)

Peygamberimiz, mü’min olmayan toplumların bayramlarının ve kutsal kabul ettikleri günlerinin, onların kutladığı gibi kutlanılmasını yasaklamıştır. Bu sebeple gayr-ı müslimlerce kutsiyeti olan 31 Aralık gecesini çamlarla, hindilerle veya aile toplantıları ile kutlamak, kutlamak maksadıyla televizyon seyretmek haramdır. Gayr-ı müslimlerin yılbaşı kabul ettiği 31 Aralığı yılbaşı olarak kabul ve takdis ederek tebrikleşmek, reklâm vasfındaki hediyelerle de olsa hediyeleşmek haramdır. Yine, kaynağı gayr-ı müslimler olan özel günleri, tâğutların müslümanlara karşı galip geldiği, İslâm’a ihanetin sembolü ilan edilen günleri  kutlamak da haramdır.

Haram olan benzemelere; evimize, iş yerimize büst koymak, dükkânlarımızda canlı ve cansız mankenlerle mal teşhir etmek gibi daha pek çok örnekler verilebilir. Hüküm bakımından haram olan taklit ve benzeme, fâilini günahkâr kılar ve azaba uğratır. Çünkü Rabbimiz, kendisine ve Peygamberine isyan edenleri cezalandıracağını bildirmektedir: “Kim (meşrû görerek) Allah'a ve O’nun Rasûlüne isyan eder, Allah’ın koyduğu sınırları aşarsa, Allah onu içinde ebedî kalacağı ateşe sokar. Onun için alçaltıcı bir azap vardır.” (4/Nisâ, 14)

Yahudiler, hıristiyanlar, materyalistler ve her çeşit müşrikler gibi şerli bâtılperestlere benzemenin dünyada kültürel zillet, âhirette ebedî azap doğuracak en felâketli şekli inançta ve değer ölçülerinde onlara benzemektir. Bilinmesi ve kaçınılması son derece önemli olan bu taklit ve benzeme türüne örnek olarak şunları belirtebiliriz:

Allah'a ve O’nun şeriatine inanmayanları, bâtıl sistemlerin kurucusu ve uygulayıcısı olan filozof, politikacı, eylemci, devrimci ve yönetici kişileri ve onların takipçilerini yüceltmek; fotoğrafları ve büstlerini arzuyla evlere ve işyerlerine asmak; kâfirlikleri içinde onları dille veya yazıyla propaganda etmek, mü’mini kâfirliğe götüren bir benzeşmedir.

İslâm Dininin sadece vicdanlarda/gönüllerde kalması gereken bir inanç meselesi olduğunu belirtip, hayatın O’nun ölçülerine göre düzenlenmesine gerek olmadığına inanmak, böylece mü’min olmayanların inançlarını paylaşmak da kâfirliğe götüren bir benzeme türüdür.

Kâfirliğe götüren bu benzeme türünü fâillerinin dilleriyle şöylece örneklendirebiliriz:

“İlim ve teknikte ileri gitmiş gayr-ı müslim ve materyalist ülkeler gibi olmalıyız.”  “Şeriat   eskidendi.  Şimdi  hıristiyanlığın  ve  materyalizmin  etkisi  altındaki  ülkelerden; İsviçre’den, İtalya, Almanya ve Fransa’dan getirtilmiş kanunlar var. Laik parlamento kanunlar yapıyor. Sen onlara bak!”  “Artık faizsiz ekonomi olur mu? Orduya din eğitimi lazım değildir. Modern eğitim kâfidir.”  “Kadın dilediği gibi çalışır, istediği gibi giyinir. Bağnazlığa ne gerek var?”

Örneklerini çoğaltabileceğimiz bu tür inançlar ve değer ölçülerinde benzeme, Allah korusun, kâfirliğe götürür; götürüyor da.

Kâfirliğe götüren benzeşme, mü’mini kâfirlerden kılar. Kâfirler ise ebedî cehennemliktir. Biz, hamdolsun müslüman olarak doğduk ve İslâm’ı öğrendik ve O’na teslim olduk. Rabbimizin ihsanı olan bu nimeti değerlendirmeli, bâtılperestlere benzemekten sakınarak dünyamızı izzetle, âhiretimizi saâdetle yaşamalıyız. Bunun için de İslâm’ı öğrenmeli, bid’atlerden çekinmeli, haramlardan uzaklaşmalı ve bâtılperestlerle kaynaşmaktan kaçınmalıyız. Gayr-ı müslimleri, materyalistleri ve her çeşit müşrikleri inançta ve yaşayışta taklit etmenin, dünyada maymun gibi zillete, âhirette dehşetli azaba sürükleyeceğini unutmamalıyız. (13)