Muhtelif - 14. Sayfa - Meydan Okuma Kuranin Icazi
c- Bütün İnsanların İhtiyacını Karşılayacak Esaslar İhtiva Etmesi
Peygamberler, insanların dünya ve ahiret saadetlerini temin etmek için, Allah tarafından gönderilmiş elçilerdir. Rasül-i Ekrem de, bütün insanlara peygamber olarak gönderildiğine (34/Sebe', 28) ve kendisinden sonra bir peygamber gelmeyeceğine göre, onun tebliğ ettiği kitap ve din, kıyamete kadar bütün insanların ihtiyaçlarını temin edecek nitelikte olmuştur. Böylece Kur'an, hiçbir şeyi eksik bırakmadan, insanlığın yeryüzündeki kısa hayatı için gerekli olan idarî, iktisadi, manevî, ahlakî, sosyal... esasları ihtiva ettiği gibi, ahirete ait esasları da içermiştir. Fakat o, bütün bu esasları tafsilatıyla anlatmaz, çoğunun formülünü verir, düşünme ve araştırma yolu ile çözümünü insanlara bırakır. "Balık hediye ettiğin kişiyi bir günlüğüne doyurursun, fakat balık avlamayı öğrettiğin kişiyi her gün doyurursun" atasözünün ifade ettiği gibi, insanlara dünya ve ahiret mutluluğunu nasıl temin edeceklerini öğreterek, maddî ve manevî bakımdan daima tok kalmalarını sağlar. Zaman, onun esaslarını eskitemez, değiştiremez. O, insanların eserleri ve kanunları gibi ihtiyarlayıp yıpranarak etkisini ve tazeliğini yitirmez. O, bütün asırlardaki her seviyeden insana yöneltilen ilahî ve ezelî bir hitap olduğundan, yeni nazil olmuşçasına her devirde daima taze kalmaktadır.
Onun, bütün insanların ihtiyacını karşılayacak nitelikteki esaslarını şöyle özetleyebiliriz:
a- Allah'a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, ahiret gününe ve kadere iman adı altında mebde', meâd ve bu ikisi arasındaki hakikatlere insanları irşad etmek suretiyle akideleri;
b- Nefisleri tezkiye ederek ruhları gıdalandıracak, iradeyi kıvamına koyacak, fert ve topluma fayda verecek şeylere irşad etmek suretiyle ibadetleri;
c- Fazilete irşad etme, reziletten nefret ettirme suretiyle ahlakı;
d- Eşit şartlarda eşit hak ve sorumluluklar getirme suretiyle toplum hayatını ıslah etmesi; vicdanlara, akıllara ve fikirlere hürriyet vererek zorlamayı, baskıyı ve dinî tahakkümü men etmesi.
İslam'a girmeden önce müşrik Arap toplumunun ahlakî yapısı ve seviyesi tarihen sabittir. Her türlü ahlaksızlık ve çapulculuğun hüküm sürdüğü o toplum, İslam'a girdikten sonra insanlık için örnek bir toplum oldu. Birlik ve beraberliği sağlayan, güçsüzün hakkını koruyan, insanlık tarihinde eşine rastlanmayan bir toplum oldu. Geriliğiyle alay eden toplumlara fazilet ve medeniyet taşıyan bir toplum. O toplum, kısa bir müddet içerisinde çevresine hakim olmuş, sadece mü'minleri değil; İslam'ı kabul etmeyen diğer din mensuplarını da huzur ve güvenliğe kavuşturmuştur. Kur'an'ın getirdiği ilkelerin ilahîliğini ispatlayan bu tarihî gerçeklik, O'nun mu'cizeliğine güzel bir delildir. Kur'an'ın gerçekleştirdiği bu değişim ve dönüşüm, bu inkılab, tarihte hiçbir zaman hiçbir yerde gerçekleşmemiştir. Eşi benzeri görülmeyen bu devrim, yani insanların dalaletten hidayete; ahlaksızlıktan en erdemli kişiliğe; toplumların bedeviyetten medeniyete; küçük kabile yönetiminden kıtalara hükmeden büyük ve âdil bir devlete... ulaşmasını sağlayan Kur'an, bu yönleriyle de mu'cizedir, insanları benzerini yapmaktan âciz bırakır.
İslami Okul Okulların En Önemlisi