Hem Muhkem, Hem Müteşâbih Kitap Yorumlar Üzerine - İslami Bilgiler - Muhkem Mutesabih - 19. Sayfa
Hem Muhkem, Hem Müteşâbih Kitap
Yorumlar Üzerine: Klâsik dönem müfessirlerinin ‘müteşâbih’ üzerine yaptıkları yorumlar; ilk bakışta, delilsiz, tutarsız ve çelişkili görülebilir. Oysa, verilen örneklere bakıldığında, biz bu yorumların hemen tamamının bir noktada birleştiğini düşünüyoruz. Bu durum, konuyu dikkatle inceleyen kimseye asla uzak kalmayacaktır.
Ancak, konunun daha iyi anlaşılması için, iki hususu hatırlamamız gerekecektir. İlk husus, Âl-i İmran sûresinin yedinci âyetinde geçen, kitap ve âyet kavramlarının en geniş delâletiyle düşünülmesidir. O zaman; hem indirilen, hem de korunan kitapların âyetlerinde muhkem ve müteşâbih kategorisinden söz edebiliriz. Hatırlatmak istediğimiz ikinci husus da şudur. Sadece gerçekliği bilinemez olan değil, aynı zamanda, nihâî maksadı bilinmez olan her âyet de müteşâbih sayılmalıdır. Bu yaklaşım, ifade tarzı tamamıyla teşbihî olan âyetler ile tedrîcî bir öğretim yapan âyetleri de müteşâbih kapsamına alacaktır. Bu bakış asla yanlış olmayacaktır. Çünkü, aşama aşama anlatma yolunda ve mecaz ifadelerinde, nihâî hüküm açısından elbette bir çeşit belirsizlik söz konusudur.
O zaman, müteşâbih konusu, mutlak gayb içerikli âyetlerle sınırlandırılmamış olacaktır. Zaten bir şeyi, başka bir şeye benzer kılma gereği, sadece beşer dilinin, ilâhiyat konuları için kullanılmasından doğmaz. Aynı zamanda sözün muhâtaplarının, farklı zaman, idrâk, kültür, sezgi, ilgi ve bilgi seviyelerinden de kaynaklanabilir.
Son iki paragraftan anlaşılması gereken şudur. Nihâî amacı, -bir anlamda tevili- ilk plânda, beş duyudan birisiyle veya akılla anlaşılan her âyet muhkemdir. Bunlar, ana âyetlerdir. Nihâî amacı belirsiz olan diğer âyetler bu analara benzer bilinmelidir. Nihâî amacı belirsiz olanlar, hem birbirleriyle, hem de o konudaki analarla benzeşirler. Bu âyetler ancak açıklayıcı bir söz, yol gösterici bir bilgi, tanıtıcı bir kültür veya kuvvetli bir sezgi ile kavranabilirler.
Âyetler arasındaki benzeşmeyi ifade eden, ‘Şbh’ kökü; nitelik, oluş ve sıfatta benzerlik için kullanılmaktadır (Râğıb el-Isfehânî, Müfredat, ‘m-s-l’ maddesi, Örnek olarak bkz; 4/Nisâ, 157). Bundan hareketle şunu söyleyebiliriz. Yalnız başına nihâî bir hüküm belirlemeyen, yahut elde edilen anlamda bir istikrarsızlık bulunan âyetler, hâricî bir bilgi, derin bir düşünme veya kuvvetli bir sezgi yoluyla, o konudaki ana âyetlere benzetilerek; nitelik, oluş ve sıfattaki bilgi netlik kazanacaktır.
İslami Okul Okulların En Önemlisi