Pazar, 7 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Muhtelif - 8. Sayfa - Nisyan Unutma

Unutmak, Sorumluluğu Düşürür mü?

 

Mes'ûliyetle ilgili olarak unutma iki türlüdür. Birisinde, sahibi mâzur görülebilir; ikincisinde ise mâzur görülemez. Değişik bir ifadeyle, unutma çeşitlerinden biri mâzeret olarak kabul edildiği halde, diğeri suç sayılır. Meselâ, bir kimse üzerinde bir pislik görse de bunu temizlemeyi geciktirse, sonra unutup namaz kılsa, mâzur olmaz. O pisliği görür görmez temizlemediğinden dolayı kusurlu hareket etmiş olur; fakat pisliği fark etmeyerek görmemişse, bu kimse mâzurdur. Yine aynı şekilde insan, dinî emirleri ve şer'î görevleri öğrenip bellemeye çalışmaz ve belledikten sonra da unutmamak için tekrar tekrak mütâlaa etmez ve unutursa, böyle bir unutmadan dolayı mâzur olmaz. Bunun için Kur'an'da belgelendirme usûlleri gösterilmiş ve borçların yazılması gerektiği üzerinde durulmuştur (2/Bakara, 282-283). İşte bundan dolayı bazı unutma ve hatalardan kaçınmak, insanoğlunun gücü dışında ise de, bazılarında durum böyle değildir. Yine bundan ötürü "Allah her şahsı, ancak gücünün yettiği ölçüde mükellef kılar..." (2/Bakara, 286) ifadesi, genel anlamda bütün hata ve unutmalardan sorguya çekilmeyeceği anlamına gelmez. Âyet, sorguya çekilme ihtimalini bütünüyle ortadan kaldırmış değildir. Bunların elde olanlarının aynı âyette geçen "herkesin yaptığı (şer) kendi aleyhinedir." ifadesinin kapsamı içinde bulunduğu da gözden uzak tutulmamalıdır.

Demek ki, mesele kolay değildir. Unutma ve hata ile yapılmış olan fenalıklar haddi zâtında zararlı, gayrı meşrû ve insanın gücüne bağlıdır. "Unutarak veya hata ile yutulmuş bir zehirin zararı yoktur" denilemeyeceği gibi, bunlar da böyledir. Kötülükler ve günahlar, tıpkı zehir gibi zararlıdır. Hiç unutmamak ve hiç hata yapmamak insanın gücünün üstünde bir şey olsa da, bunlar sebep oldukları işin Allah katında, yani özünde sonucunu değiştirmez. Bunun için insanlar bunlardan mümkün olduğu kadar uzak durmak ve sakınmak ile de yükümlüdürler. Unutmak ve hata etmek, kul hakkındaki zararın ödenmesine engel olmaz. Bunlara işaretle, Bakara, 286. âyette "bizi mükellef tutma" denilmemiş; "bizi sorumlu kılma!" denilmiştir. Bu şekilde gerek hatadan, gerek unutmadan ve gerekse bunların ön şartlarından ve sebeplerinden, hatta gerekse sonuçlarından mükellefiyetsizlik, sorgusuzluk değil; sorumlu tutulmamak niyaz edilmiş ve istenmiştir. Böyle bir öğretim, iyilik ve adâleti de içine almıştır. Nitekim "Hata ve unutmadan doğan sorumluluk, ümmetimden kaldırılmıştır." (İbn Mâce, Talâk 16; Keşfü'l-Hafâ, I/522) hadis-i şerifi bununla ilgilidir. Evet hataya düşmemiz ve unutmamız da kötü bir şeydir; fakat lütfunla bunlardan dolayı sorumlu tutma Allah'ım! (2/Bakara, 286) diye duâ ediyoruz. (4)