Pazar, 7 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Denizlerdeki Durum - Rizik - 11. Sayfa

Denizlerdeki Durum

 

Durum, denizlerdeki gıdalar için de yukarıda anlatılana benzer. Denizlerde yosunlar ve deniz bitkileriyle geçinen küçük canlılar, onlarla geçinen balıklar ve diğer suda yaşayan varlıklar, onlarla geçinen daha büyükleri ve daha da büyükleri... Ve büyüklerle geçinen daha küçükleri. Bütün bu gıda bulma hali evrenin tek rezzâkı Allah’ın,  yarattıklarını doyurmak için kurduğu mekanizmanın ârızasız işleyişi sayesinde imkân dahiline girmektedir. Allah’ın, Kur’an’da belirttiği yarattıklarının rızkını tekeffül etmesi (üzerine alması), bu harika nizamın uygulanışı ile canlanıp tahakkuk etmektedir.

Yalnız bu konuda unutmamak gerekir ki, insanlar, yeryüzünde Allah’ın halifesi olarak yaratılmışlardır. Türlerin azalıp çoğalmasında veya yok oluşunda gücünü ıslaha da ifsada da kullanabilen halifelik yetenekleriyle donatılan insanların müessir rol oynama imkânı sözkonusudur. “İnsanların kendi işledikleri yüzünden karada ve denizde fesad çıktı, düzen bozuldu, ki Allah yaptıklarının bir kısmını onlara tattırsın; belki de (tuttukları kötü yoldan) dönerler." (30/Rûm, 41)

Bütün canlı ve bitkiler Allah’ın yaratması ile varlık kazanmışlardır. Bu çeşitli bitki ve canlıları ondan başkasının meydana getirmesi mümkün değildir. Her bitki ve canlı ancak kendi tohumu ile vücuda gelir. Aralarındaki ilişkiler ve harika nizam, bütün canlıların bir düzenleyicisi, bir Rabbı ve bir Razzâk’ı bulunduğunda şüpheye yer bırakmayacak mükemmeliyettedir. Dolayısıyla bütün mahlukat, Allah’ın yaratmasıyla varlık kazandıkları gibi; O’nun rızıklandırması ile hayatlarını devam ettirebilmektedirler. İnsan, bu yaratılanlar dışında başka bir şey bulup ortaya koyabiliyor mu?   Allah’ın dışında  gözde büyütülen, korkulan, tanrı yerine konulan, tapılanlar, bırakın bütün evrendeki canlıları beslemeyi, bir canlı yaratabiliyor mu? “Ey insanlar! Size bir misal verildi; Şimdi onu dinleyin: Allah’ı bırakıp da yalvardıklarınız, o maksatla bir araya gelseler bile bir sineği dahi yaratamazlar. Sinek onlardan bir şey kapsa, onu da geri alamazlar. İsteyen de âciz, kendinden istenen de!” (22/Hac, 73) Bütün varlıkların Allah’ın yaratmasıyla meydana geldiklerini bildiğimize göre, ne suretle olursa olsun rızıklanmamızın da, yarattıklarının hiç birini rızıksız bırakmayan Allah’ın lütfu olduğunu kabule mecburuz. Rızıkların hayatımızı devam ettirmede, güç ve enerjimiz üzerinde faydaları yanında şeklen güzellikleri, lezzet olarak da tadlarını düşündüğümüzde, Rabbımız ve Razzâk’ımızın ne kadar cömert olduğunu anlamış oluruz.   Nimetlerin lezzetini anlatmak, güzelliklerini anlatmak-tan daha zordur. Âhiret nimetlerinin özellikleri ve oradaki  rızıkların güzellikleri  ise,  aklımızın, hayalimizin ulaşamayacağı kadar muhteşem!  

Canlıya besin teşkil eden gıdaların, sindirim organlarınca asimile edilerek o canlının hayatının devamını sağladığını biliyoruz. Kullanılan gıda artıkları, canlı için zehir durumuna gelmiştir. Onun için dışkı ve idrar şeklinde dışarı atılır. Canlı için zehir haline gelerek bozulan bu maddeler, bitkiler için besin maddesidir. Toprağı bereketlendirir. İnsanlar ve hayvanlar amonyak ve tuzlarından azotlu maddeler meydana getiremezler. Fakat bazı bakteriler uzviyyete girer, amonyaktan uzvî  azotlu birleşikler yaparlar. Mikroplar telef olduktan sonra albüminlerinden insan ve hayvanlar istifade ederler. Vitaminlerden bir kısmı da bu sayede oluşurlar. Bunlar öyle ince ve girift hesapların neticesidir ki, hiç birinin tesadüfler sonucu rast gele meydana gelmiş şeyler olduğu iddia edilemez.

Bütün bunlar, bu düzeni çok ince bir hesapla kuran ve koruyan bir Yaratıcı’yı, bir Rabb ve Razzâk’ı isbatlıyor. Yoksa bu iş, dünya yaratılalıdan beri nizam bozulmadan yürümez, bir yerde durur ve her şeyin yokluğu, canlıların açlıktan telef olduğu görülürdü. İşler o kadar ustalıklı  ve  mükemmel  ayarlanmış  ve  tertiplenmiş ki,  öğrenince  hayran  kalmamak  mümkün olmuyor. Bir tür canlı için sevilmeyen veya zararlı olan, diğerinin talip olduğu gıda oluyor; onu alıp faydalanıyor. Birinin dışarı attığı atık ve artık maddeler, diğerinin aradığı maddeyi teşkil ediyor. Onu alıp istifade ettikten sonra, diğeri için tasfiye edilmiş, arıtılmış bir halde istifadesine sunuyor. Bunlar ne kadar hoş ve ilginç şeyler, ne muhteşem işler! Ne kadar da güzel işliyor. Sen ne büyüksün ya Rabbi!