Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Muhtelif - 3. Sayfa - Sabir

Sabr’ın Tanımı ve Mahiyeti

 

‘Sabır’ sözlükte, darlıkta kendini tutma, kontrol etme demektir. Sabır, aklın ve şeriatın gerektirdiği durumlarda nefsi hapsetme, kendine hâkim olmadır. Acıya katlanmak, o acıyı geçirmek için dayanmak ve karşı koymak da sabırdır ki, bu her türlü rahatlamanın ve başarının yoludur. Terim anlamı: İslâm'ın emir ve yasaklarını tatbik ederken ve imtihan özelliği olan musibetler karşısında yılgınlık göstermeyip direnmek, cesaret ve dayanıklılık göstermek demektir. Sabır, hak yolda yaşamanın bedeli olan zorluklara göğüs germek, hedefe ulaşmak konusunda direnç, ahlâkî disiplin ve nefsi kontrol altında tutmaktır.  

Sabır, yalnızca acılara ve felâketlere dayanma, katlanma değildir. Sözgelimi, musibet ve felâket zamanında dayanmak, tahammül göstermek sabır olduğu gibi, ki bunun zıddı acelecilik ve dayanıksızlıktır. Cihad anında kaçmayıp ayak diremek de sabırdır. Bunun zıddı korkaklık ve cihaddan fïrardır. Gerektiğinde sır saklamak, dili gereksiz şeyleri konuşmaktan korumak da sabırdır. Bunun zıddı boşboğazlıktır.

Sabır, ümmetin icmâıyla farz olup, imanın yarısıdır, İmanın diğer yarısı da şükürdür. Sabır, etkileyici, üzücü bir olay karşısında kendisine hâkim olmak, kızgın davranışlara girmemek, dili şikâyetten, uzuvları yanlış hareketten korumaktır. Sabır, nefsi mekruh/çirkin sayılan davranışlar karşısında boyun eğmekten sakındırmaktır.  Sabır,  nefsi, sonucu kestirilemeyen gizli sıkıntılar konusunda şikâyet etmekten sakındırmaktır.

Nasırüddin et-Tûsí’ye göre ‘sabır’, nefsi mekruh sayılan davranışlar karşısında boyun eğmekten sakındırmaktır.  Menazil es-Sairín’e göre ise ‘sabır’,  nefsi, sonucu kestirilemeyen gizli sıkıntılardan şikâyet etmekten sakındırmaktır. (nak. Kırk Hadis Şerhi, 1/325)[1]


 

[1] Ahmet Kalkan, İslam Akaidi: 353. Ahmet Kalkan, Kur’an Kavram Tefsiri.