Pazar, 7 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Tarih Boyunca Peygamberlerin Tebliğ Mücadeleleri Ve İşkencelere Karşı  Direnmede Göstermiş Oldukları Sabır Ve

Tarih Boyunca Peygamberlerin Tebliğ Mücadeleleri Ve İşkencelere Karşı  Direnmede Göstermiş Oldukları Sabır Ve Sebat

 

Hz. Adem (a.s.) ile başlayan İslam tebliğ tarihi, yani insanlık tarihi onun oğulları Habil ve Kabil zamanında iki kutba ayrılmıştı, iki kutup zamanımıza kadar gel­miş, kı­yamete kadar da sürecektir. Bu iki kutup “hak ve batıl - tevhid ve şirk” kutuplarıdır. Kur’an-ı Kerim’de de, sahih rivayetlerde de nakledildiğine göre, Hz. Adem’in oğulla­rından Habil ve Kabil’in kıssası şöyle cereyan etmiştir:

Allah Teâlâ, zaruret hâli mevcut olduğu için Hz. Adem’in bir batında doğan erkek çocuklarının diğer ba­tında doğan kız çocuklarıyla evlenmesini emretmişti. Ve söylendiğine göre, Hz. Adem’in her batında bir er­kek bir de kız çocuğu doğuyordu ve bir batındaki kızı öbür ba­tındaki erkekle evlendiriyordu. Kabil’in bacısı Habil’in bacısından güzeldi. Kabil kendisiyle aynı ba­tında doğan öz kardeşiyle evlenmek istedi.

Hz. Adem ise buna müsa­ade etmedi. Ancak Allah’a bir kurban tak­dim etmeleri gerektiğini, kimin kurbanı kabul edi­lirse, Kabil’in bacısı­nın da ona ait olacağını bil­dirdi. Habil ve Kabil kurbanla­rını sundular. (Habil kurba­nını en güze­linden sunmuştu ve) Habil’in kurbanı kabul edildi. Kabil’inki ise kabul edilmedi ve netice Allah’ın kita­bında anlattığı gibi şöyle oldu.

“Onlara Adem’in iki oğlunun kıssasını doğru ola­rak anlat. Hani ikisi birer kurban sunmuşlardı da biri­ninki kabul edilmiş, diğerininki kabul edilmemişti. O: Andolsun seni öldüreceğim deyince (kardeşi): «Allah Ancak müttakilerden kabul eder.» demişti.

Beni öldürmek için elini bana uzatırsan, ben seni öl­dürmek için elimi sana uzatmam. Muhakkak ki ben âlemlerin Rabbi olan Allah’tan korkarım. Dilerim ki sen benim günahımı da kendi günahını da yüklenesin ve ce­hennemliklerden olasın. Zalimlerin cezası budur.

Bunun üzerine kardeşini öldürmekte nefsine uydu ve onu öldürdü de hüsrana uğrayanlardan oldu.”[1]

Böylece Habil, mazlumların ve hak davanın temsil­cisi, Kabil de zalimlerin ve tağutların simgesi olmuştu.

Habil kutbunda olanlar daima hakkı, tevhidi yani Al­lah’ın davasını, Kabil kutbunda olanlar da daima şeytanın rehberliğinde tağutu (Allah’a karşı olan her şeyi), şirki ve Allah (c.c.)’a düşmanlığı savunmuşlardı. Allah (c.c.)’ın davasını savunanlar daima tebliğ, tağut davasını güdenler de daima bu tebliğcilere zulüm ve işkence yapmışlardır.

Kabil kutbunun temsilcileri olan beşerî sistemler, in­sanları kula kulluktan vazgeçirip, Allah’ın istediği gibi yaşamaya davetten başka hiçbir gayeleri olmayan pey­gamberlerle, İslam davetçileriyle devamlı olarak uğraşmış, Allah’ın emirlerinin insanlara ulaşmasını engellemeye çalışmışlardır.

Tarih boyunca Allah (c.c.) düşmanları hiçbir zaman davetçileri rahat bırakmamışlardır. Davetçilerle İslam düşmanları arasında sürekli bir mücadele olagelmiştir. [2]


 

[1] Maide, 5/27-31

[2] Fatma Keskin, Sabır, Misyon Yayınları.