Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Şehirden Ayrılış - Sabir - 43. Sayfa

Şehirden Ayrılış

 

İnandıkları din uğruna her tehlikeyi göze alan bu gençler atlarına binip şehri terk ettiler. Şehrin dışına çı­kınca atlardan inerek yaya yürümeye karar verdiler. İzle­rini kaybettirmek için yol üstünde arkadaşlarından birinin çiftliğine uğradılar. Bu arkadaşları da daha önce yeni inandıkları dine girmişti. Onlar gibi o da Allah’a ibadet ediyordu. Arkadaşlarına ikram ve kabulden sonra yolcu­luklarının nereye olduğunu sordu.

- Öbür arkadaşlar gelene kadar burada duracağız ve sonra gideceğiz, diyerek planlarını anlattılar.

Nihayet hepsi toplanmışlardı.

Telmiha, Mekselmina, Meslina, Mernus, Dedernus, Şazenuş, Keşeftatayyuş ve bir de köpekleri Kıtmir.

Çiftliğinde kaldıkları arkadaşı da onlara katılarak hep beraber yola koyuldular. Bütün gün yol aldılar. Akşamın karanlığı çöktüğü sırada geceyi geçirmek için bir yer ara­dılar. Nihayet dolaşa dolaşa epeyce zaman sonra, tek ve yüksek bir dağın eteğinde bir mağara buldular. Ve oraya sığındılar. Kıtmir de peşleri sıra ma­ğaraya girmişti. İçle­rinden biri Kıtmir’i göstererek:

- Gürültü ve havlamasından bizi yakalatacağından korkuyorum. Şunu dışarı atalım, sonra hâlimiz feci olur, dedi.

Uygun gördüler. Kovaladılar; fakat Kıtmir kova­lan­dıkça tekrar geri geliyordu. Ne yaptılarsa göndere­mediler.

Sahibi (çoban):

- Bırakın kalsın, dışarıdan gelen tehlikelere karşı bizi korur, dedi.

“O vakit ki, o gençler mağaraya sığındılar da dedi­ler ki: «Ey Rabbimiz!.. Bize kendi katından bir rahmet ver ve bizim için işimizden bir kurtuluş hazırla.»”[1]

O kadar yorgun ve bitkin bir hâlde idiler ki sere serpe yatarak uyuyakaldılar. “Bunu müteakip onla­rın kulakları üzerine mağarada senelerce perde vur­duk.”[2]

Aylar yılları, yıllar asırları kovaladı. Onlar bu za­man­lar boyunca hep uyudular.

“Sonra onları uyandırdık, iki taifeden hangisinin, bekledikleri müddeti daha iyi hesap ettiklerini bilelim diye.”[3]

“Yoksa sandın mı ki, Ashâb-ı Kehf ile Rakim bizim ayetlerimizden bir acayip şey olmuşlardır.”[4]


 

[1] Kehf, 18/10

[2] Kehf, 18/11

[3] Kehf, 18/12

[4] Kehf, 18/9

Fatma Keskin, Sabır, Misyon Yayınları.