Şehirden Ayrılış - Sabir - 43. Sayfa
Şehirden Ayrılış
İnandıkları din uğruna her tehlikeyi göze alan bu gençler atlarına binip şehri terk ettiler. Şehrin dışına çıkınca atlardan inerek yaya yürümeye karar verdiler. İzlerini kaybettirmek için yol üstünde arkadaşlarından birinin çiftliğine uğradılar. Bu arkadaşları da daha önce yeni inandıkları dine girmişti. Onlar gibi o da Allah’a ibadet ediyordu. Arkadaşlarına ikram ve kabulden sonra yolculuklarının nereye olduğunu sordu.
- Öbür arkadaşlar gelene kadar burada duracağız ve sonra gideceğiz, diyerek planlarını anlattılar.
Nihayet hepsi toplanmışlardı.
Telmiha, Mekselmina, Meslina, Mernus, Dedernus, Şazenuş, Keşeftatayyuş ve bir de köpekleri Kıtmir.
Çiftliğinde kaldıkları arkadaşı da onlara katılarak hep beraber yola koyuldular. Bütün gün yol aldılar. Akşamın karanlığı çöktüğü sırada geceyi geçirmek için bir yer aradılar. Nihayet dolaşa dolaşa epeyce zaman sonra, tek ve yüksek bir dağın eteğinde bir mağara buldular. Ve oraya sığındılar. Kıtmir de peşleri sıra mağaraya girmişti. İçlerinden biri Kıtmir’i göstererek:
- Gürültü ve havlamasından bizi yakalatacağından korkuyorum. Şunu dışarı atalım, sonra hâlimiz feci olur, dedi.
Uygun gördüler. Kovaladılar; fakat Kıtmir kovalandıkça tekrar geri geliyordu. Ne yaptılarsa gönderemediler.
Sahibi (çoban):
- Bırakın kalsın, dışarıdan gelen tehlikelere karşı bizi korur, dedi.
“O vakit ki, o gençler mağaraya sığındılar da dediler ki: «Ey Rabbimiz!.. Bize kendi katından bir rahmet ver ve bizim için işimizden bir kurtuluş hazırla.»”[1]
O kadar yorgun ve bitkin bir hâlde idiler ki sere serpe yatarak uyuyakaldılar. “Bunu müteakip onların kulakları üzerine mağarada senelerce perde vurduk.”[2]
Aylar yılları, yıllar asırları kovaladı. Onlar bu zamanlar boyunca hep uyudular.
“Sonra onları uyandırdık, iki taifeden hangisinin, bekledikleri müddeti daha iyi hesap ettiklerini bilelim diye.”[3]
“Yoksa sandın mı ki, Ashâb-ı Kehf ile Rakim bizim ayetlerimizden bir acayip şey olmuşlardır.”[4]
İslami Okul Okulların En Önemlisi