Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Sözlü Saldırı Ve Eziyetlere Karşı Sabır - Sabir - 7. Sayfa

Sözlü Saldırı Ve Eziyetlere Karşı Sabır

 

Hasımları Hz. Peygamber (s.a.v.)’e karşı çeşitli ya­lan ve iftiralarla O’nu davasından döndürmek istemiş­lerdi. O, deli­dir, yalancıdır, sihirbazdır ve şairdir, ge­tirmiş olduğu insan sözünden başka bir şey değildir, diyorlardı. Müş­riklerin buna benzer bitmek tükenmek bilmez saldırılarını bir hadis-i şerifle özetlemeye çalı­şalım:

“İnsanlar arasına karışıp, onların ezasına sabreden müslüman, insanlara karışmayıp, ezalarına sabretme­yen müslümanlardan daha hayırlıdır.” [1]

“Bela, her gün «Nereye yöneleyim?» der, Allah (c.c.) ona şöyle hitap eder: «Dostlarıma, bana itaat edenlere! En iyilerini seninle imtihana çekerim. Sabırla­rını dene­rim. Seninle günahlarını temizlerim. Seninle derecele­rini yük­seltirim.» Reha (ferah) «Nereye yöne­leyim?» der. Allah Teâlâ hitap eder:  «Düşmanlarıma, bana asi ge­lenlere! Bu­nunla daha da azmalarını murad ederim. Bununla gühanlarını bir misline çıkarırım. Se­ninle on­lara acele ede­rim, gafletlerinden dolayı seninle, onlar(ın) malını, mül­künü çoğaltırım.» buyurdu.”[2]

“De ki: Ey insanlar! Ben ancak sizi apaçık uyaran bir kimseyim.” [3]

“İnkar edenler, kendilerine o saat ansızın gelin­ceye yahutta (kendileri için hayır yönünden) kısır bir günün azabı gelinceye kadar onun (Kur’an) hakkında hep şüphe içindedirler.”[4]

 Mealindeki ayetler, müşrik­lerin Hz. Peygamber (s.a.v.)’i ne şekilde inkar et­tiklerini, uydurma ve yalan sözlerle O’na karşı nasıl ifti­rada bulunduklarını açık bir şekilde ortaya koymakta­dır. Hz. Peygamber (s.a.v.)’i gör­dükleri her yerde alaya alır ve çeşitli hakaretler ile O’nu rahatsız ederlerdi. Her davetçi aynı şekilde yalan ve ifti­ralarla karşı karşıya kalabilir. Davet kolayca yapı­lan ve başarılan bir iş de­ğildir. Hedefe varmak için da­vetçi çeşitli zorlukları yenmek zorundadır. Müşriklerin bu şekil­deki yalan ve ifti­ralarına karşı yine ayet-i keri­mede şöyle buyuruluyor:

“Onu, Peygamber kendisi uydurdu mu diyorlar? Bi­lakis o, senden önce kendilerine hiçbir uyarıcı (pey­gam­ber) gelmemiş bir kavmi uyarman için Rabbinden gönde­rilen hak (Kitap) tır. Umulur ki doğru yolu bulur­lar.“[5]

“Andolsun ki, senden önceki peygamberler de ya­lan­lanmıştı. Onlar yalanlanmalarına ve eziyet edilmele­rine rağmen sabrettiler. Sonunda yardımımız onlara yetişti. Allah’ın kelimelerini (kanunlarını) değiştirebi­lecek yok­tur. Muhakkak ki, gönderilen peygamberlerin haberlerin­den bazısı sana da geldi.”[6]

“Kesin olarak biliyoruz ki, onların söyledikleri seni gerçekten üzüyor. Doğrusu onlar seni yalanlamıyorlar; an­cak zalimler Allah’ın ayetlerini inkar ediyorlar.”[7]

Bu ayetlerin belirtmiş olduğu gibi davetçi her za­man Allah’a sığınmaya, O’na güvenmeye ve ondan gelecek olan teselliye muhtaçtır. Bütün peygamberler kavimleri tara­fından yalanlanmış, çeşitli eziyet ve iş­kencelere maruz bırakılmışlardır. Davet yolunda ön­ceki peygamberlerin karşılaşmış oldukları güçlükleri, Yüce Allah ayetlerle Hz. Peygamber’e bildirerek onu teselli etmiştir. Bu durum sadece kendisine ait özel bir durum olmadığı, Allah’a da­vet eden her peygamberin ba­şına çeşitli belâlar geldiği bildiri­lerek, kavminin ona karşı yapmış olduğu eza ve cefalara sabır ve metanetle tahammül etmesinin gerektiği bildiril­miştir. [8]


 

[1]    Sünen-i Tirmizî; et-Tâc.

[2]    Deylemî; Râmûzu’l-Ehâdîs.

[3]    Hac, 22/49; Hicr 15/89

[4]    Hac, 22/55

[5]    Secde, 32/3

[6]    En’âm, 6/34

[7]    En’âm, 6/33

[8] Fatma Keskin, Sabır, Misyon Yayınları.