Muhtelif - 33. Sayfa - Sehid
Kur’ân-ı Kerim’de Allah Yolunda Öldürülenler
Kur'an, Allah yolundaki savaşta öldürülen kimselerin, gerçekte ölmediklerini vurgulamaktadır.[1] Yine aynı âyetlerde, Allah yolunda öldürülenlere ölü denmemesini, çünkü onların diri ve Rableri katında rızıklanmakta oldukları, fakat insanların bunu fark edemedikleri bildirilmektedir.
Mü'minler, şehid olmak veya gâlip gelip gâzi olmak için çarpışırlar. Şehidliği arzu ederek çarpışan insanlar hiç yenilir mi? Bu iman, en güçlü silahları dahi yener. Çünkü silahı kullanan da insandır. Yüce Rabbimiz: "Ölmekten, öldürülmekten kaçmak, size fayda vermez. Kaçsanız bile ancak az bir süre yaşatılırsınız." (Ahzâb: 33/16) buyuruyor. Şu fâni dünyada zilletle yaşamak yerine Hak yolunda şehid olmayı tercih eden insanlar, ebedî diriliğe kavuşur, peygamberlerle arkadaş olmak şerefine ererler.
Âl-i İmrân: 3/169-171. âyetlerin, Uhud'da şehid olanlar hakkında indiği kuvvetle muhtemeldir. Ancak mânâ geneldir, Allah yolunda can veren bütün insanları kapsamına alır. Bu âyetler, Allah yolunda öldürülen bütün insanların âhiretteki yerini belirlemektedir. Onların makamı çok yüksektir.
"Allah yolunda öldürülenlere 'ölüler' demeyin. Bilakis onlar diridirler, lâkin siz anlayamazsınız." (Bakara: 2/154)
“Eğer siz (Uhud’da) bir acıya uğradıysanız, (Bedir’de düşmanınız olan) o kavim aynı acıya uğramıştır. İşte böylece Biz, zafer günlerini insanların kâh bir kesimine, kâh diğer kesimine nasip ederiz. Tâ ki Allah, iman edenleri ortaya çıkarsın ve aranızdan şehidler/şâhidler edinsin. Allah zâlimleri sevmez. Bir de (böylece) Allah, iman edenleri günahlardan temize çıkarmak, kâfirleri de helâk etmek ister. Yoksa, Allah içinizden cihad edenleri belli etmeden, sabredenleri ortaya çıkarmadan cennete gireceğinizi mi sandınız?” (Âl-i İmrân: 3/140-142)
“Sonra o kederin arkasından Allah size bir güven indirdi ki, (bu güvenin yol açtığı) uyuklama hali bir kısmınızı kaplıyordu. Kendi canlarının kaygısına düşmüş bir grup da, Allah’a karşı haksız yere câhiliyye devrindekine benzer düşüncelere kapılıyorlar, ‘(zafer için) bizim elimizden ne gelir?’ diyorlardı. De ki: ‘Emir (yardım, zafer, kader) bütünüyle Allah’ındır. Onlar, sana açıklayamadıklarını içlerinde gizliyorlar. ‘(Zafer için) Bizim elimizden bir şey gelseydi, burada öldürülmezdik’ diyorlar. Şöyle de: ‘Evlerinizde kalmış olsaydınız bile, öldürülmesi takdir edilmiş olanlar öldürülüp düşecekleri yerlere kendiliklerinden çıkıp giderlerdi. Allah, içinizdekileri yoklamak ve kalplerinizdekileri temizlemek için (böyle yaptı). Allah, içinizde ne varsa hepsini bilir.” (Âl-i İmrân: 3/154)
“Ey iman edenler! Sizler, inkâr edenler gibi, yeryüzünde sefere çıkan veya savaşan kardeşleri hakkında, ‘Eğer bizim yanımızda kalsalardı ölmezler, öldürülmezlerdi’ diyenler gibi olmayın. Allah bu kanaati onların kalplerine (kaybettikleri yakınları için onulmaz) bir hasret (yarası) olarak koydu. Hayatı veren de, alan da Allah’tır. Allah, yaptıklarınızı hakkıyla görür.” (Âl-i İmrân: 3/156)
“Eğer Allah yolunda öldürülür ya da ölürseniz, şunu bilin ki, Allah’ın rahmet ve mağfireti, onların elde edecekleri bütün şeylerden daha hayırlıdır. Andolsun, ölseniz de öldürülseniz de, Allah’ın huzurunda toplanacaksınız.” (Âl-i İmrân: 3/157-158)
“(Evlerinde) Oturup da kardeşleri hakkında, ‘Bize uysalardı öldürülmezlerdi’ diyenlere, ‘eğer doğru sözlü insanlar iseniz, canlarınızı ölümden kurtarın bakalım!’ de.” (Âl-i İmrân: 3/168)
“Allah yolunda öldürülenleri sakın ölü sanmayın! Bilakis onlar diridirler; Allah’ın, lütuf ve kereminden kendilerine verdikleriyle sevinçli bir halde Rableri yanında rızıklara mazhar olmaktadırlar. Arkalarından gelecek ve henüz kendilerine katılmamış olanlara (şehid olacak kardeşlerine), hiçbir keder ve korku bulunmadığı müjdesinin sevincini duymaktadırlar. Onlar, Allah’tan gelen nimet ve keremin; Allah’ın, mü’minlerin ecrini zâyi etmeyeceği müjdesinin sevinci içindedirler.” (Âl-i İmrân: 3/169-171)
“Kim Allah’a ve Rasûl’e itaat ederse, işte onlar, Allah’ın kendilerine lütuflarda bulunduğu peygamberler, sıddîklar, şehidler ve sâlih kişilerle beraberdir. Bunlar ne güzel arkadaştır!” (Nisâ: 4/69)
“Dünya hayatını âhiret karşılığında satanlar, Allah yolunda savaşsınlar. Kim Allah yolunda savaşır da öldürülür veya gâlip gelirse Biz ona yakında büyük bir mükâfat vereceğiz.” (Nisâ: 4/74)
“Size ne oldu da, Allah yolunda ve ‘Rabbimiz! Bizi, halkı zâlim olan bu şehirden çıkar, bize, tarafından bir sâhip gönder, bize katından bir yardımcı yolla’ diyen zavallı erkekler, kadınlar ve çocuklar uğrunda savaşmıyorsunuz? (Buna hakkınız yok!)” (Nisâ: 4/75)
“İman edenler Allah yolunda savaşırlar, kâfirler de tâğut (bâtıl dâvâlar ve şeytan) yolunda savaşırlar. O halde şeytanın dostlarına karşı savaşın; şüphe yok ki şeytanın düzeni ve tuzağı zayıftır.” (Nisâ: 4/76)
“Mü’minlerden -özür sahibi olanlardan başka- oturanlar ile, malları ve canlarıyla Allah yolunda cihad edenler bir olmaz. Allah, malları ve canları ile cihad edenleri derece bakımından oturanlardan üstün kıldı. Allah hepsine güzellik (cennet) vaadetmiştir; mücâhidleri, oturanlardan çok büyük bir ecirle üstün kılmıştır. Kendinden dereceler, bağışlama ve rahmet vermiştir. Allah çok bağışlayan ve merhamet edendir.” (Nisâ: 4/95-96)
“De ki: ‘Siz bizim için iki güzelliğin (şehidlik veya gâziliğin) birinden başkasını mı bekliyorsunuz? Halbuki biz size Allah’ın ya kendi yanından veya bizim elimizle bir azap eriştirmesini bekliyoruz. Haydi bekleyin durun, biz de sizinle beraber bekleyenleriz.” (Tevbe: 9/52)
“Allah mü’minlerden mallarını ve canlarını onlara (verilecek) cennet karşılığında satın almıştır. Çünkü onlar Allah yolunda savaşırlar, öldürürler ve öldürülürler. (Bu,) Tevrat’ta, İncil’de ve Kur’an’da Allah üzerine bir vaaddir. Allah’tan daha çok sözünü yerine getiren kim vardır? O halde O’nunla yapmış olduğunuz bu alışverişten dolayı sevinin. İşte bu, (gerçekten) büyük kurtuluştur.” (Tevbe: 9/111)
“Allah yolunda hicret edip sonra öldürülen, yahut ölenleri hiç şüphesiz Allah güzel bir rızıkla rızıklandıracaktır. Şüphesiz Allah’ın bizzat kendisi rızık verenlerin en hayırlısıdır. Allah onları, memnun kalacakları bir yere girdirecektir. Allah, kesinlikle tam bilgilidir, halîmdir.” (Hacc: 22/58-59)
“Mü’minler içinde Allah’a verdikleri sözde duran nice erler/yiğitler var. İşte onlardan kimi, sözünü yerine getirip o yolda canını vermiştir; kimi de (şehitliği) beklemektedir. Onlar hiçbir şekilde (sözlerini) değiştirmemişlerdir.” (Ahzâb: 33/23)
“(Savaşta) inkâr edenlerle karşılaştığınız zaman boyunlarını vurun. Nihayet onlara iyice vurup sindirince bağı sıkıca bağlayın (esir alın). Savaş sona erince de artık ya karşılıksız veya fidye karşılığı salıverin. Durum şu ki, Allah dileseydi, onlardan intikam alırdı. Fakat sizi birbirinizle denemek ister. Allah yolunda öldürülenlere gelince, Allah onların yaptıklarını boşa çıkarmaz.” (Muhammed: 47/4-6)[2]
İslami Okul Okulların En Önemlisi