Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Muhtelif - 69. Sayfa - Sevgi

Bir Şeyi Allah’ı Sever Gibi Sevmek; Endâd Edinmek

 

Endâd ve Nidd Ne Demektir?

 

"Endâd" kelimesi, "nidd"in çoğuludur. Nidd: Misil, denk, eş, benzer demektir. Açıkça tapınılsın veya tapınılmasın ilah yerine konan, tanrı olarak benimsenen Allah'ın dışındaki şeylere denir. Birbiriyle çekişen, tartışan ortaklar için de bu kelime kullanılır.

Kur'ân-ı Kerim'de hepsi çoğul olarak "endâd" şeklinde ve 6 âyette geçer (2/Bakara, 22, 165; 14/İbrahim, 30; 34/Sebe', 33; 39/Zümer, 8; 41/Fussılet, 9). Endâd kelimesinin âyette neler veya kimler hakkında kullanıldığı konusunda Fahreddin Râzi, şu bilgileri verir: Âlimler, "endâd" (ortaklar, eşler) kelimesi ile ne murad edildiği hususunda değişik görüşler ileri sürmüşlerdir. Bu görüşler üç başlıkta incelenebilir:

1- Endâd, müşriklerin kendilerini Allah'a yaklaştırsınlar diye ilâh edindikleri, fayda ve zararını umup bekledikleri, başları dara düştüğünde kendilerine yöneldikleri, adaklarda bulunup kurban kestikleri putlardır. Bu, çoğu müfessirin görüşüdür. Bu görüşe göre, putlar birbirlerinin endâdı (eşi, ortağı) dır; Allah'ın ortakları değil. Veya bunun mânâsı, "o müşriklerin bozuk zanlarınca bu putlar, Allah'ın birer eşi ve ortağı (endâdı)dırlar. 

2- Onlar, müşriklerin kendilerine itaat edip, onlara itaat ettikleri zaman Allah'ın haramlarını helâl, helâllarını da haram saydıkları başkanlarıdır. Müşrikler, mü'minlerin Allah'a boyun eğmeyi kendilerine gerekli görüşü gibi, reislerine boyun eğip onlara son derece saygı duymayı kendilerine gerekli görüp onları Allah'ın endâdı edinirler. Bu görüş, Süddî'den rivayet edilmiştir.

3- Sûfilerin ve âriflerin görüşüdür: Allah'tan başka kalbini meşgul eden her şeyi, sen, kalbinde Allah'ın birer niddi (eşi, ortağı) kabul etmişsin demektir. Bu da Cenab-ı Hakk'ın: "Hevâ ve hevesini, ilâhı edinen kimseyi gördün mü?"  (45/Câsiye, 23) âyetinde murad ettiği mânâdır.[1]                              

Buhârî ve Müslim'de İbn Mes'ud'un naklettiği hadiste denilir ki: "Ben, 'Ey Allah'ın Rasülü, günahların en büyüğü hangisidir?'  diye sorduğumda, buyurdu ki: "En tec'ale lillâhi nidden ve hüve halekake (Allah, seni yaratmış olduğu halde kendisine nidd/şirk koşmandır)."  Muaz'ın rivayet ettiği  hadis de buna benzer. Onun naklettiği hadiste Rasülüllah (s.a.s.) buyurur ki: "Bilir misin, Allah'ın kulları üzerindeki hakkı nedir? Ona ibâdet edip hiçbir şeyi O'na ortak koşmamalarıdır." İbn Mâce'nin rivâyet ettiği bir başka hadiste ise şöyle buyrulur: "Sizden hiç biriniz Allah isterse ve falan da isterse demesin. 'İnşâallah', yani ' Allah isterse' desin." Bütün bunlar, Allah Teala'nın zatındaki tevhidi korumak ve muhafaza etmek içindir.  

Aslında âlemde varlığı, kudreti, yaratıcılığı, ilmi ve hikmeti bakımından Allah'a nidd/ denk olabilecek bir şeriki/ortağı Allah'a ispata çalışan hiç kimse yoktur. Fakat, Allah'tan başka ma'bûd edinmeye gelince, bunu yapan pek çok grup vardır.[2] İşte bu kulluk da bile bile Allah'a endâd / denk olabilecek ortaklar koşmak demektir.

"İnsanlardan kimi, Allah'tan başka eşler tutar; Allah'ı sever gibi onları severler." (2/Bakara, 165) Allah'tan başka şeylere de Allah'ın sıfatları gibi sıfatlar verirler. Veya Allah'ı sever gibi başka şeyleri severler. Allah'ın verdiği nimetleri de sebeplerden bilirler. Oysa insanı yaratan, yağmuru gönderen ve rızkı veren yalnız Allah'tır. Fiillerinde yaratılana benzemeyen, zatında ve sıfatlarında da benzemez.[3]  

Mevdudi, endâd (eş ve ortak tutma) konusunda şunları söyler: "O'na endâd / ortak koşarlar..." Onlar,  Allah'ın  belirli  nitelik  ve  güçlerini  başkalarına  atfetmişlerdir ve bu yüzden O'nun haklarını başka ilahlara verirler. Örneğin, tüm tabiat güçleri üzerinde kontrolün sadece Allah'ın elinde olmasına, yaratıklarının ihtiyaçlarını karşılama, onların duâ ve isteklerini duyma gücüne sadece Allah'ın sahip olmasına, gizli ve açığı sadece O'nun bilmesine rağmen, yine de başkalarını yardıma çağırırlar; Allah'ın sıfat ve güçlerini başkalarına atfederler ve böylece O'na ortak koşmuş olurlar.

Kullarının O'nu tek Hâkim, tek otorite olarak kabul etmeleri, O'nun önünde secde etmeleri, gizli ve açıkça yalnız O'ndan korkmaları, Allah'ın kayıtsız-şartsız hakkıdır. Fakat kullar bu hakların bir kısmını veya hepsini başkalarına verirlerse o zaman O'na ortak koşmuş olurlar. Neyin haram, neyin helal, neyin pis, neyin temiz olduğunu belirleme hakkı da Allah'a mahsustur. Kullarının hak ve görevlerini belirleme, onlara belli yasaklar koyma otoritesi de O'nundur. Bu nedenle, bu haklardan bir kısmını kendisine ait kabul eden kimseler, şirk koşmuşlardır. Hâkim olarak tanınmak, sadece O'na lâyıktır. Kulları olarak insanlar, O'nun emirlerini nihâî otorite olarak kabul etmeli ve doğru yola ulaşmak için O'na yönelmelidirler. O halde bu hakları Allah'tan başkasına veren kişi, şirk/ortak koşmuş demektir. Aynı şekilde bu nitelik ve haklardan herhangi birine sahip olduğunu iddia eden ve başkalarının, bu özelliklerin kendilerinde bulunduğuna inanmalarını isteyen kişi ve kurumlar, resmen ilâhlık iddiasında bulunsalar da, bulunmasalar da kendilerini Allah'a ortak koşmuş olurlar.[4]

Tevhid akidesinin berraklığını ve sadeliğini korumak için Kur'an-ı Kerim'in şiddetle yasakladığı Allah'a endâd/eş koşma keyfiyeti, her zaman müşriklerin yapageldiği gibi birtakım şeyleri ilah ittihaz edip Allah'la birlikte onlara da ibadet şeklinde olmaz. Bunun, çeşitli şekilleriyle bir de gizli olanı vardır. Mesela, ümitlerini herhangi bir şekilde Allah'tan başkasına bağlamak; Allah'tan başkasından korkmak; her ne sûretle olursa olsun vâki olan zarar ve faydanın Allah'tan başkasından geldiğine inanmak şirkin bir çeşididir. Yani gizlice Allah'a şirk koşmak demektir. İbn Abbas (r.a.) bir rivâyetinde şöyle demektedir: Ayette geçen "endâd" öyle bir gizli şirk çeşididir ki bu gizlilik, gecenin karanlığında kaypak-siyah taş üzerinde yürüyen karıncanın ayak seslerinden daha gizlidir. Bir kimsenin "Ey falan, Allah hakkı için, hayatımı sana borçluyum" gibi tabirler kullanması;  "eğer şu köpek olmasaydı dün bize hırsız gelmişti" , "Ördek (veya kaz) evde olmasaydı hırsızlar gelirdi." şeklinde konuşması; meselâ arkadaşına: "Allah ve sen isterseniz bu iş olur", "Allah'la falan adam olmasaydı işimiz olmayacaktı" gibi söz söylemesi hep bu endâdın yani gizli şirkin bir çeşididir. Diğer bir hadis-i şerifte, bir adamın Peygamberimiz (s.a.s.)'e "Allah ve sen isterseniz"  dediği ve bu söze karşılık Raslül-i Ekrem'in: "E cealtenî lillâhi niddâ (Beni Allah'a nidd/eş mi koşuyorsun?" buyurduğu rivâyet edilir.[5]

Kur'ân-ı Kerim'e ilk muhâtap olanların gününde Allah'a endâd ve emsal edilen şeyler; ağaçlar, taşlar, yıldızlar, melekler veya şeytanlardan ibaretti. Allah'a eş koşulan bu varlıklar, câhiliyyenin her devresinde eşya, şahıs, işaret ve değerler halinde ifade edilmiştir. Bunlar, Allah'ın adıyla yan yana zikredildiği ve kalplerdeki Allah sevgisine ortak edildiği takdirde bu hal, gizli veya açık bir şirktir. Ya kalplerden Allah sevgisini silip de, yerine O'na endâd ve emsâl edinilenlerin sevgileri yerleştirilirse?!

 


 

[1] Elmalılı, c.1, s. 2+34

[2] Tefsir-i Kebir c. 2 s.133

[3] Mehmet Soysaldı, K. Semantiği Açısından İnançla İlgili Temel Kavramlar, s. 80-81

[4] Mevdûdi, Tefhimu'l-Kur'an, c. 1, s. 135

[5] Seyyid Kutub, Fi Zılali'l-Kur'an, c. 1, s. 96. Karşılaştırın: İbn Kesir, c. 2, s. 210