Hilâl Kur'an'da, "Sana Hilâllerden Sorarlar - İslami Bilgiler - Siarlar - 41. Sayfa
Hilâl
Kur'an'da, "Sana hilâllerden sorarlar. De ki:'Onlar insanlar için vakit ölçüleridir..." (2/Bakara, 189) buyurulur. Ayrıca, yılların sayısı ve hesabının bilinmesi için aya menziller tâyin edildiği (10/Yûnus, 5), onun eğri hurma dalı haline gelinceye kadar inceldiği ve bir yörüngede döndüğü (36/Yâsin, 39-40) belirtilir. Hilâl, Allah'ın varlığının ve kudretinin delillerinden biri sayılır. Birçok âyette ayın insanların hizmetine sunulduğu belirtilir, ayrıca birkaç yerde onun üzerine yemin edilir.
Geçmiş kültürlerde farklı bir anlam taşısa da âyet ve hadislerde anlatılan özellikleri sebebiyle hilâlin müslümanlar tarafından mutluluk, sevinç ve dirilişin sembolü olarak kullanılmasında bir sakınca görülmemiş olmalıdır. İbn Hacer el-Askalânî'nin İbn Yunus'tan naklettiği rivâyete göre Hz. Peygamber, kabilesinin elçisi sıfatıyla Medine'ye gelen Sa'd bin Mâlik bin Ubeysır el-Ezdî'ye kavmine götürmesi için üzerinde hilâl bulunan siyah bir bayrak vermiştir (el-İsâbe, II/329).
Hilâl motifinin bir sembol olarak VII. yüzyıldan itibaren İslâm dünyasında kullanıldığı görülmektedir. Emevîler döneminde Bîşâpûr'da basılan paralar kompozisyonları değiştirilmeden ay-yıldızlar arasına besmele, kelime-i tevhid veya bazı âyetler eklenerek yeniden darbedildi. Abbâsîler döneminde kendini bağımsız sayan devletler tarafından kesilen sikkeler arasında da hilâl motifi taşıyanlar vardı. Gazneli hükümdarı Sebük Tegin'in hilâli ordusunda bir sembol olarak kullandığı da belirtilmektedir. Haçlı şövalyelerin kiliseye çevirdikleri Kudüs'teki Kubbetu's-sahrâ'nın kubbesine altın bir haç yerleştirilmişti. Selâhaddin-i Eyyûbî Kudüs'ü Haçlılar'dan geri aldığı zaman (583/1187) bu haçı indirip yerine uçları birbirine yakın hilâl şeklinde bir alem koydurmuştu. Bu olaydan çok önce Alparslan 1064'te Ani'yi fethedince câmiye çevrilen katedralin kubbesindeki büyük haç indirilip yerine daha sonra Ahlat'tan getirilen büyük bir hilâl konulmuştur. Hilâl şeklindeki bina alemleri en çok Osmanlılar döneminde kullanılmıştır. Bu da, İslâm devletlerinin kültürel mirasçısı olan Osmanlı Devletinin hilâl şiarını/sembolünü cihanşümul hale getirmesiyle açıklanabilir.
Daha önce Endülüs müslümanlarının ve Memlükler'in sancaklarında da yer alan hilâl, osmanlı sancaklarında zülfikârla birlikte temel motifti. Günümüzde hıristiyan dünyasının Kızılhaç'ına mukabil kurulan Kızılay (Hilâl-i Ahmer), içki ve uyuşturucularla mücâdele etme amacını güden Yeşilay (Hilâl-i Ahdar) gibi müesseselerin sembolü olarak kullanılan hilâl, bazen tek, bazen de bir veya birkaç yıldızla birlikte Türkiye, Azerbaycan, Cezâyir, Kamerun, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Malezya, Moritanya, Pakistan, Singapur, Tunus, Türkmenistan gibi müslümanların yaşadığı ülkelerin bayrak motiflerini meydana getirmektedir.
Hilâl, XI. yüzyıldan itibaren Doğu'da ve Batı'da hıristiyanlığın sembolü olan haça karşı İslâmiyet'in sembolü olarak kullanılmış ve bu durum, özellikle İstanbul'un fethinden sonra giderek yaygınlaşmıştır. Hilâlin ibâdet takvimindeki rolü, Kur'ân-ı Kerim ve hadis-i şeriflerde Allah'ın âyetlerinden biri şeklinde gösterilmesi ve ona yemin edilmesi, ayrıca Hz. Peygamber'in Sa'd bin Mâlik bin Ubeysır el-Ezdî'ye üzerinde hilâl bulunan bir sancak vermesi sebebiyle müslümanlar tarafından İslâm'ın sembolü/şiarı kabul edildiği söylenebilir.[1]
İslami Okul Okulların En Önemlisi