Muhtelif - 48. Sayfa - Siarlar
Küfrün Şiarları/Sembolleri; Bâtıl Dinlerin Kutsalları, Heykel, Giyim...
Heykel: Heykel, büst ve manken gibi hacimli sûretlerin yapılması ve kullanılması dinimizde haram kılınmıştır. Bâtıl din ve ideolojilerin bağlılarının uygarlığını benimseyip taklit ederek heykeller dikilmesi, büstler kullanılması ve mankenler kullanılması, kâfirlere benzeme yoluyla işlenmiş bir haramdır. Kur'ân-ı Kerim, heykelleri kutsayanları şiddetle takbih eder:
"(İbrâhim,) Babasına ve kavmine: 'Sizin tapmakta olduğunuz bu heykeller nedir?' demişti. Onlar: 'Biz atalarımızı bunların tapıcıları olarak bulduk' dediler. (İbrâhim) dedi: 'Andolsun siz de atalarınız da apaçık bir sapıklık içindesiniz." (21/Enbiyâ, 52-54)
"(İbrâhim) Dedi ki: 'Kendi (elinizle) yontmakta olduğunuz şeylere mi tapıyorsunuz? Halbuki sizi de (elinizle) yapageldiğiniz şeyleri de Allah yaratmıştır." (37/Sâffât, 95-96).
"İbrâhim: 'Allah'ı bırakıp da, size hiçbir fayda ve zarar vermeyen bir şeye hâlâ tapacak mısınız? Size de, Allah'ı bırakıp tapmakta olduğunuz şeylere de yuh olsun! Siz aklınızı kullanmaz mısınız?" (21/Enbiyâ, 66-67).
Bu konuda hadis rivâyetleri şöyledir:
"Kıyâmet gününde en şiddetli azâba uğrayacaklar, yaptıkları sûretleri (heykelleri) Allah'ın yarattığı varlıklara benzetmeye çalışanlardır."
"Kim bir canlı sûreti (heykeli) yaparsa kıyâmet gününde yaptığına can verinceye kadar Allah o kula azap edecektir. Kul ise ebediyyen can veremeyecektir."
Tarihî dönemlerde yaygınlaşan ve asrımızda şekil değiştirerek varlığını sürdüren çok tanrıcılık ve putperestliğin başlıca kaynaklarından birisi şüphesiz hacimli sûretlerin, yani heykellerin yapılması ve kullanılmasıdır. Tanrılaşma ve tanrılaştırma sapıklığını engelleyerek tevhid inancını korumak ve ahlâk dışı resim ve heykellerle şehvetin putlaştırılmasına mâni olmak gibi gâyelerle İslâm dini, heykelleri haram kılmıştır. İslâm dininin yasakları arasında bulunması sebebiyledir ki İslâm kültürünün egemen olduğu hiçbir İslâm ülkesinde heykel, büst ve manken yapımı ve kullanımı revaç bulmamıştır. Başta Peygamberimiz ve dört büyük halife olmak üzere hiçbir İslâm âlimi, kumandanı ve yöneticisinin heykeli yapılıp dikilmemiş, büstü kullanılmamıştır.[1]
Âtıf Hoca gibi nice İslâm âlimleri ve müslüman halktan binlerce kişi, kâfirlerin şiarı olduğu gerekçesiyle şapka giymeyi reddettikleri için idam sehpasında şehid edilmişlerdir. Günümüzde şapkanın kâfirlerin şiarı olmaktan çıktığı söylenebilir. Bunun yanında günümüzde papyon, kravatın batıcılar tarafından ve batı uygarlığının sembolü/şiarı olduğu gerekçesiyle nice müslümanın kravat ve papyon takmadıkları bilinmektedir. "Biz, onların boyunlarına halkalar geçirdik. O halkalar çenelere kadar dayanmaktadır. Bu yüzden kafaları yukarı kalkıktır." (36/Yâsin, 8). Bu âyetin tefsirinde Elmalılı Hamdi Yazır, âyette geçen "ağlâl" kelimesini kravata benzeterek şunları söyler: "Biz onların boyunlarında birtakım bağlar, kelepçeler yapmışızdır. Çünkü tomruk ve kelepçe gibi bağlar, ceza ve ukubat âletlerinden olmak itibarıyla cebrî olan fıtriyâtı değil; iktisap ile istihkaka terettüp eden cezâî bir ilzâm ifade eder. İlk nazarda, asrî medeniyetin boyun bağlarını ihtar eder gibi görünen bu "ağlâl" hem ferdin kabiliyet-i fıtriyyesini yanlış hedeflere sevkeden bir cemiyetin sultasının fena tazyıklarını, hem de itikadlar, çirkin itiyadlar, kötü huylar, taklit, taassup, hevâ gibi küfr ü ma'siyeti hoşlandırıp imandan sakındıran fena melekelere ve keyfiyetlere nefislerin alıştıra alıştıra değişmez hale getirilmiş olmasını temsildir." (Elmalılı Hamdi Yazır, Hak Dini Kur'an Dili, Eser Y. c. 6, s. 4010)
Kılık kıyafette bâtıl din ve ideoloji bağlılarına benzememek, İslâm'ın üzerinde hassâsiyetle durduğu bir mevzûdur. Zira zâhirî benzemeler, kaynaşmalara ve rûhen yakınlaşmalara sebep olmaktadır. Meselâ; askerler ve polisler gibi aynı meslekten olup, aynı tip elbise içinde görülen insanlarda rûhî bir yakınlaşma kaçınılmazdır. Kezâ, saç, sakal, bıyık şekilleri bir olan ve bu birlikleri hususuyla bir kaynaktan kaynaklanan ve bir gâyeye yönelik olan kişilerde de aynı rûhî yakınlaşmaları müşâhede ediyoruz. İslâm, mü'minlerin bâtıl din ve ideoloji mensuplarıyla kaynaşmasını câiz görmediği içindir ki, kılık kıyafet mevzuunda müslümanları bağlayıcı emirler ve yasaklar koymuştur.
İslami Okul Okulların En Önemlisi