Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Suyun Deverânı ve Hayat - Su Yagmur - 5. Sayfa

Suyun Deverânı ve Hayat

 

Dünyada hayatın devam etmesi için gerekli şartlardan biri de denizlerde, atmosferde ve toprakta belli miktarlarda suyun devamlı bulunması gereğidir. Su, canlıların vücutları için zaruri bir madde olduğu gibi, dünyanın ısı dengesinin korunmasında da mühim rol oynar. Suyun hayat üzerindeki tesirleri bütün yönleriyle incelendiğinde, dünyadaki su, su deverânı (hidrolojik döngü)nın ne derece faydalı, manalı, ne derece güzel ve insanı hayrette bırakan bir olay olduğu anlaşılır.

Yeryüzünde yağışların meydana gelmesi, bu suların bir kısmının toprak ve bitki yüzeylerinde tutulup tekrar buharlaşması, bir kısmının ise toprak tarafından emilmesi ve geriye kalanın yüzey akışlarla deniz ve göllere taşınması, oradan buharlaşıp bulutları meydana getirmesi, toprak tarafından emilen suyun yer altı suyunu besleyip nehir ve pınarların menbaını oluşturması, hidrolojik döngü olarak adlandırılmaktadır. Rüzgâr, iklim şartları ve atmosferik olaylar gibi kararsız faktörlerin tesiri altında, atmosfer-toprak-deniz üçlü sistemi arasındaki bu su hareketi, hassas bir ölçü ve denge içinde cereyan etmektedir. Bu denge bir an bozulacak olsa, canlı hayat tehlikeye düşecek, belki de dengenin bozulma şiddetine göre tamamen kaybolacaktır.

Mesela, atmosferdeki su buharı, toplam su içinde en az payı oluşturmakta; fakat en aktif rolü oynamaktadır. Buradaki su buharı, arzdan geri yansıyan uzun dalga boylu radyasyonların büyük bir bölümünü yutar ve ısınan atmosfer, bu enerjisini tekrar yeryüzüne gönderir. Diğer taraftan bulutlar, güneşten gelen enerjinin % 24 oranındaki kısmını yansıtarak yeryüzünün ısı dengesinin muhafazasına hizmet eder. Bu sayede gece-gündüz arasındaki sıcaklık farkı en aza iner. Atmosferdeki su buharı değişmeyen sabit bir değerdir. Ancak atmosferdeki su buharı ile toprak ve denizlerdeki su, devamlı yer değiştirmektedir. Büyük deniz ve okyanuslardan buharlaşan su, rüzgârlarla suya ihtiyacı olan yerlere taşınır. Burada oluşan bulutlar, oradaki canlılara damlalar halinde su serper; onların ihtiyacını görüp serinletir, toz toprağı yatıştırır ve kirleri temizler. Yeryüzüne her saniye ortalama 16 milyon ton su inmekte, aynı miktarda da yeryüzünden buharlaşmaktadır. Modern bilimin ortaya koyduğu bu gerçek, 1400 yıl önce Yüce Rehber tarafından: "Her sene, yeryüzüne inen su miktarı eşittir. Sadece, suyun indiği yerler muhteliftir." şeklinde ifade edilmiştir. Tabii ki, yağış miktarı her yerde aynı değildir.

Hidrolojik devr-i daim içinde yer altı suyu ve topraktaki su önemli bir yer işgal eder. Uzun süre yağmur yağmamasına rağmen bitkilerin canlı kalabilmesi tamamen toprakta tutulan su sayesindedir. Yeryüzünün kan damarları olan nehir ve pınarlara bu yeraltı suları menba olur. "Görmedin mi Allah gökten bir su indirdi, onu yerin içindeki kaynaklara geçirdi. Sonra onunla çeşitli renklerde ekinler yetiştiriyor." (39/Zümer, 21) Bu ayet, açıkça bu gerçeği ortaya koymaktadır. Suların düzeni, bugün herkes tarafından bilinebilir. Fakat Kur'an'ın vahyedildiği zamandan önceki asırlarda olduğu gibi, 1800'lü yıllarda bile insanlar, bu hususta tamamen yanlış telakkilere sahip bulunuyorlardı. Maurice Bucaille tarafından yazılan "Kitab-ı Mukaddes, Kur'an ve Bilim" adlı eserde bu yanlış telakkiler açıklanmaktadır. Aristo'ya göre, yerdeki su buharı, dağların soğuk oyuklarında yoğunlaşmakta ve böylece kaynakları besleyen yer altı gölleri oluşmaktadır. Bu teori, 1877'ye kadar O. Volger'in de içinde bulunduğu birçok taraftar bulmuştur. Bugünkü anlamda suyun dolaşımı hakkında, Kur'an'dan sonra ilk açık anlayış, 1580'de Bernard Palissy tarafından ortaya konmuştur. Ne var ki, Kur'an, bu hakikati, bu bilim adamından yaklaşık bin  yıl önce bildiriyordu. "Biz, rüzgârları aşılayıcı olarak gönderdik ve gökten bir su indirdik de onunla su ihtiyacınızı karşıladık. (Biz bunları yapmasaydık) siz onu (yeterli suyu) depolayamazdınız." (15/Hıcr, 22). Bu ayetle de ayrıca yeraltı sularına dikkatlerimiz çekiliyor.

Hidrdolik devr-i daimde diğer bir sistem, büyük su depoları olan okyanus ve denizlerdir. Buralar, birçok canlının hayatı için zemin olduğu gibi kaynayan bir kazan gibi devamlı atmosfere su buharı gönderir. (2)