Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

En Büyük Dâhî De İstişâreye Muhtaçtır - Sura Istisare - 10. Sayfa

En Büyük Dâhî De İstişâreye Muhtaçtır:

 

Hz. Peygamber (s.a.s.), "İşleri, aralarında şûrâ iledir" âyetinin âlim-câhil, idare eden-idare edilen herkese şâmil olan umûmî emrine rağmen hiç kimsenin şu veya bu mülahaza ile, kendisini istişâreden müstağni addetmemesi,  mutlaka istişâreye yer vermesi gereğini ifade zımnında: "Ben vahiy gelmeyen hususlarda sizden biriniz gibiyim" der (Heysemî, Mecmeu’z-Zevâid, 1/178, 9/146) ve "Allah Teâlâ, ikisi semâ ehlinden: Cibril ve Mîkâil ve ikisi de arz ehlinden: Ebû Bekir ve Ömer olmak üzere dört vezirle beni takviye etti" diye ilâve eder. (Münâvî, Feyzu’l-Kadir, II/217)

Hz. Peygamber, müslümanları kendisiyle istişâreye teşvik etmek, bilhassa dünyevî  işlerin tedviriyle alâkalı hususlarda, herkesin şahsî fikrini söylemede, kendi nübüvvet otoritesi karşısında içlerinden geçebilecek tereddüd ve çekingenlikleri kırabilmek için daha da ileri giderek: "...(Şunu bilin ki) ben de bir insanım, söylediklerimde isâbet de ederim, hata da ederim" (Heysemî, a.g.e. I/178), "...Siz dünyanızın işini benden daha iyi bilirsiniz" (a.g.e. I/179) gibi beyanlarda  bulunmuştur.

Hz. Peygamber (s.a.s.) kendisinden sonra gerek ilmî ve gerek içtimâî vaziyeti ne olursa olsun herkesin mutlaka istişâre ile hareket etmesi gereğini ifade eden bir beyânı Hz. Ali'nin bir sorusu üzerine varid olmuştur. Aslı uzun olan mezkûr rivâyette Hz. Ali, Hz. Peygamber’e sorar: "Ey Allah'ın Rasûlü, hakkında Kur'an'da âyet gelmemiş, sizin sünnetinizde de bir benzeri hükme bağlanmamış (hakkında emir veya yasak beyan edilmemiş) bir hâdise ortaya çıkarsa, ne yapmamızı irşad buyurursunuz?" Rasûlullah'ın cevabı şudur: "Onu (fukahâ) ve mü'minlerden âbid olanlar arasında istişâre edin. Fakat asla husûsî bir kimsenin re'yi ile hükme bağlamayın..." (Heysemî, a.g.e. I/180)

İbn Teymiyye, Hz. Peygamber'e Kur'an'da gelen istişâre emrine dayanarak, "Hiçbir veliyülemrin (otoritenin) kendini, istişâre etmekten müstağnî addedemeyeceğini belirttikten sonra, Kur'an'da gelen mezkûr emrin gâyeleri husûsunda âlimlerin şu tesbiti yaptıklarını kaydeder:

1- Hz. Peygamber (s.a.s.)'in ashâbının kalplerini kazanması (te'lif),

2- Hz. Peygamber'den sonra bu  prensibe uyulması,

3- Hakkında vahiy gelmeyen harp, cizye, vesâir her çeşit işte onların reylerini elde etmesi (İbn Teymiyye, es-Siyâsetü’ş-Şer’iyye, s. 161) (Kütüb-i Sitte, 16/131).