Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Telâkki - İslami Bilgiler - Sura Istisare - 7. Sayfa

Telâkki:

 

Hz. Peygamber (s.a.s.)'i meşverete bu kadar ehemmiyet vermeye sevkeden şey meşveretin tesiri hakkında taşıdığı inanç idi. İstişâre edenin "asla pişman olmayacağını" belirten (Heysemî, Nuruddin Mecmau'z-Zevâid, Beyrut, 1967, 2/280) Hz. Peygamber (s.a.s.)'e göre: "Bir millet istişâre ettiği müddetçe zillete düşmez" (Zemahşerî, Keşşâf I/332). Bu inancı takviye eden diğer bir görüşüne göre,  bir meselede ferdî görüşler yanılabilirse de cemaatin görüşü asla yanılmaz: "Allah, ümmetimi dalalet üzere birleştirmez. Allah'ın eli cemaat üzerinedir." (Tirmizî, Fiten 7, hadis no: 2168). Öyle ise gerek ferdî ve gerekse içtimâî meselelerde mümkün mertebe çok kimsenin görüşleri müdahele edip kaynaşmalı, müşterek nokta bulunmalı ve buna da uyulmalıdır. "Gelip geçen  bütün  peygamberlerin ikisi semâ ehlinden, ikisi de arz ehlinden olmak üzere istişâre edeceği dört veziri olageldiğini ve kendisinin de aynı şekilde   dört vezirle takviye edildiğini" (Tirmizî, Menâkıb 44, hadis no: 3680) belirten Hz. Peygamber, sâlih (liyâkatli) bir  müşâvirin ehemmiyetini belirtme sadedinde bir başka hadislerinde şöyle buyururlar: "Sizden, üzerine  mes’ûliyet yüklenen bir kimse için Allah hayır murad ederse, ona "sâlih" bir vezir nasip eder de unuttuğu şeyleri hatırlatır, hatırladığı şeylerde de yardımcı olur." (Nesâî, Bey’a 33). Hadisin Ebû Dâvud'daki vechinde: "Allah, bir lider (emîr) hakkında hayır murad ederse kendisine dürüst bir vezir nasib eder.. Allah onun için hayır murad etmezse kendisine kötü bir veziri musallat eder  de unuttuğu şeylerde  hatırlatmada, hatırladığı şeylerde de yardımda bulunmaz" (Ebû Dâvud, Harac ve’il-İmâra 4, hadis no: 2932) der.

Hz. Peygamber, istişârenin sosyal hayata getireceği huzur ve saadeti ifade için de: "Umerânız (yöneticileriniz) hayırlılarınızdan, zenginleriniz de cömertlerinizden olur ve işleriniz de aranızda  istişâre ile yürürse; yerin üstü sizin için yerin altından daha  hayırlıdır" (İbn Kesir, en-Nihâye fi’l-Fiten, Kahire, 1969, I/24; Kütüb-i Sitte, 16/127) der.