Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Muhtelif - 1. Sayfa - Taharet Temizlik

TAHÂRET/TEMİZLİK

 

Tahâret/Temizlik; Anlam ve Mâhiyeti

 

“Tahâret”, kelimenin tam anlamıyla temizlik demektir. Aynı kökten gelen ‘tuhr’ de yine temizlik anlamına gelir. ‘Tahera’ temizledi, ‘tatahhur’ temizlenme, ‘tahûr’ veya ‘tâhir’ temiz mânâlarına gelmektedir. Tahâret iki kısımdır: a- Cisim temizliği (maddî temizlik), b- Nefis temizliği (mânevî temizlik).

Allah (c.c.) peygamberliğin ilk yıllarında Hz. Muhammed (s.a.s.)’e şöyle söylüyor: “Ey bürünüp örtünen! Kalk (ve) bundan böyle uyarıp-korkut, Rabbini tekbir et (yücelt). Elbiseni de temizle (tahhir). Pislikten (şirkten veya görünen pislikten) kaçınıp uzaklaş.” (74/Müdessir, 1-5)

Abdest ve gusül bir temizlenme fiilidir. Dolaysıyla mü’minler ibadet etmek için abdest alırlar, gerekirse gusül yaparlar. Hayızlı kadınlar da hayızlarının sonunda temizlenirler, yani gusül abdesti alırlar. Kur’an, bütün bunları ‘taharet’ ile veya bunun fiil şeklinde kullanımı ile anlatmaktadır. Kur’an, hayızdan temizleninceye kadar kadınlara yaklaşılmamasını (2/Bakara, 222), namaz için abdest alınmasını, cünüplük halinde yıkanılmasını emrediyor (5/Mâide, 6). Bütün bunların sebebi Allah’ın mü’minleri temizlemek (tathir etmek) istemesidir.

Fıkıh ilminde her türlü maddî temizliğe ‘tahâret’ adı verilir. Tahâret, ibâdet yapabilmek için zorunlu bir faâliyettir.

Tahâret, aynı zamanda beden ve çevre temizliğidir. Allah (c.c.) hem maddî hem de mânevî olarak temiz olanları (mutahharûn’u) sever. İslâm temizlik (tahâret) dinidir denilse yanlış olmaz. Bütün hadis kitaplarında ve fıkıh kitaplarında bir tahâret bölümü vardır. Müslümanın ibâdet için veya normal bir şekilde nasıl temizleneceği uzun uzadıya anlatılır. Çünkü mânevî temizlenmeyi kazandıracak olan, maddî olarak temizliktir.

Şu hadis maddî anlamdaki tahâretin önemine yeterince işaret ediyor: “Temizlik (abdest) imanın bir parçasıdır. El-Hamdü lillâh sözü amel terazisini doldurur. Sübhanallahi ve’l hamdu lillâhi, (Allah’ın şânı pek yücedir, hamd O’na aittir) sözü göklerle yerin arasını doldurur. Namaz nûrdur. Sadaka (kurtarıcı bir) delildir. Sabır ışıktır. Kur’an senin lehine ve aleyhine bir delildir… ” (Müslim, Tahâre 1, hadis no: 223; İbn Mâce, Tahâre 5, hadis no: 280; Tirmizî, Deavât 86, hadis no: 3517; Nesâî, Zekât 1)[1] 

İslâm ulemâsı hikmet'i “bir şeyin meşrû olmasını gerektiren nesne” şeklinde târif etmiştir. Temizliğin meşhur olan hikmetlerinden bazıları şunlardır: Günahlara kefâret olması, şeytanı defetmesi, kızgınlık ve gadab sebebiyle meydana gelen hareketi gidermesi, dünyada vücûdun uzuvlarını yıkamakla âhirette de güzelleşmesi. Hz. Osman bin Affan (r.a.)'dan rivâyet edilen bir hadis-i şerifte: “Her kim Allah Teâlâ'nın emrettiği gibi abdest alırsa, farz namazlar arasındaki günahlara keffâret olur” (Müslim, Tahâre 4) buyurduğu bilinmektedir.

Allah Teâlâ, insanlara elbiselerini temiz tutmalarını, pislikten arınmalarını ve tertemiz olmalarını teklif etmiş, Resûl-i Ekrem (s.a.s.) bu konuda mü'minlere örnek olmuştur. Kur'ân-ı Kerim'de “...Orada tertemiz olmak isteyen kimseler vardır. Allah da tertemiz onları sever" (9/Tevbe, 108) hükmü beyan buyurulmuştur. İbn Kesir su ile temizlenmek hususunda aşırı titizlik gösteren ensârın (Medinelilerin) bu âyet-i kerîme ile övüldüğünü kaydeder (Tefsir, II, 389). Fakat âyetin hükmü umûmidir ve temizlik teşvik edilmiştir. Hz. Peygamber (s.a.s.): "Temizlik, imânın yarısıdır” (Müslim, Tahâre, 1) diyerek mü’minleri bu hususta uyarmıştır.

Allah Teâlâ'ya kulluk edebilmek ve O'nun rızâsını kazanabilmek için temizlik ilk şarttır. Çünkü tahâretsiz yapılması mümkün olmayan birçok ibâdet vardır. Her Müslüman bilir ki; gerek hakiki pisliği (necâseti), gerek hades denilen mânevî pisliği temizlemeden namaz kılınamaz. Tahâretin sebebi, namazın farz olmasıdır. Müslümanların tahâret hususunda titiz olmaları, ibâdet hayatıyla yakından alâkalıdır. Avret mahallindeki ve koltuk altındaki kılların tıraş edilmesi, tırnakların kesilmesi ve diğer temizlik hususunda hassas olmak vâciptir. Zira bu hususlarda sünnet vârid olmuştur.[2]

 


 

[1] Hüseyin K. Ece, İslâm'ın Temel Kavramları, s. 655-658)

[2] Yusuf Kerimoğlu, Şamil İslâm Ansiklopedisi, c. 6, s. 88