Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Günümüzde Bizde ve Batıda Temizlik - Taharet Temizlik - 28. Sayfa

Günümüzde Bizde ve Batıda Temizlik:

 

Batının o meşhur pislik dönemleri artık çok gerilerde kaldı. Şehirleri, caddeleri, her tarafı pırıl pırıl, tertemiz. Görünüşteki bu imrenilecek temizliğin yanısıra, yine de Avrupalının, Müslümanın temizlik anlayışından uzak yönleri, tiksinilecek halleri vardır.

Özellikle Avrupalıların akmayan suda yıkanma âdetleri vardır ki, bu tarz temizlik, her devirde bize ters gelmiştir. Avrupalılar, Amerikalılar banyo küvetini doldurup içine girerler. Lavaboyu kapatıp içine doldurduğu su ile elini yüzünü yıkar. Bizim anlayışımızda bu, tek kelime ile pisliktir.

Bu konuda Hacettepe Hastanesi eski Âcil Servis şeflerinden Op. Dr. Timuç in Altuğ’un şu tesbitlleri de mânidardır: “Batılıların elbiseleri ve görünüşleri belki bizi aldatabilir ama, onların içyüzleri korkunç denecek kadar kirlidir. Bunu Avrupa’da 5,5 sene Hıristiyanlar arasında yaşamış bir Türk hekimi olaraka söylüyorum. Avrupadaki Türk işçisi, ameliyata gelirken mutlaka iyice yıkanır. Gusül abdesti alır. Tertemiz çamaşırlarını giyer, ameliyat sonu ne olur ne olmaz diye pırıl pırıl ameliyat masasına çıkardı. Alman hastalar ise, Hıristayan dininden oldukları için, Türk usûlü yıkanmadan, gusül abdesti almadan, etek tıraşından ve tahâretten habersiz, bütün pislikleri ile ameliyat masasına çıkarlardı. Bazen bir Türk hastası geldiğinde, yanımdaki Alman hemşirelere göğsüm kabararak işçimizin temizliğini gösterirdim. Biraz sonra ameliyathaneye giren bir Alman’ın abdestten, tahâretten nasibini almadığı için iğrenç durumunu işaret ederdim. Hayatında Türk usûlü yıkanmamış, eteğini tıraş etmemiş, gusül abdesti veya namaz abdesti almamış, tırnaklarını kesmemiş, sünnet olmamış ve tuvaletten çıkarken kâğıtla silinen, tahâretten nasibini almayan bir Hıristiyanla, İslâm dininin bütün kaidelerine harfiyyen riâyet ederek tertemiz olan bir Türk işçisinin bir olmayacağı, gün gibi âşikârdır.”[1]


 

[1] Mehmet Dikmen, a.g.e. s. 202-208