Muhtelif - 18. Sayfa - Tevil Tefsir
Kur'ân-ı Kerim'de Te’vîl ve Tefsîr Kavramı
Kur’ân-ı Kerim’de “te’vil” kelimesi on beş âyette 17 defa, “tefsir” kelimesi de bir yerde geçer. Te’vil kelimezi, her yerde aynı anlamda kullanılmamıştır. Âyetler genel olarak göz önünde bulundurulduğunda, te'vil kelimesinin "sözlerin mânâlarını açıklamak, işlerin iç yüzünü haber vermek, neticelerinin nereye varacağını belirtmek, rüya ve anlam tâbir etmek..." gibi anlamlarda kullanıldığı görülür (Cerrahoğlu, Tefsir Tarihi, I/20). Bu âyetlerden birinde (3/Âl-i İmrân, 7) te'vilin Allah'a atfedildiğini ve O'na has kılındığını belirtelim.
Tefsir kelimesi ise, Kur'an'da sadece bir defa geçiyor (25/Furkan, 33). Kâfirlerin Kur'an'ın iniş şekline yaptıkları itiraza değinilen ve onlara cevap verilen âyette şöyle deniliyor: "Onların sana getirdiği her misale (bâtıl soruya) karşı, mutlaka Biz sana (o bâtılı yok edecek) gerçeği ve en güzel tefsiri/açıklamayı getiririz." (25/Furkan, 33). Buradaki tefsirin mânâsı ise tafsil ve beyandır (İbn Cerir et-Taberî, Câmiu'l-Beyan an Te'vîli'l-Kur'an, 19/8).
“Sana Kitabı indiren O'dur. O'ndan Kitabın anası (temeli) olan bir kısım âyetler muhkemdir; diğerleri ise müteşabihtir/benzeşenlerdir. Kalplerinde bir eğrilik/kayma olanlar fitne çıkarmak ve olmadık te’vilini/yorumlarını yapmak için ondan müteşabih olanına uyarlar. Oysa onun te’vilini Allah'tan başkası bilemez. İlimde râsih olanlar (derinleşenler) ise: ‘Biz ona inandık, tümü Rabbimizin katındandır’ derler. Temiz akıl sahiplerinden başkası öğüt alıp düşün(e)mez.” (3/Âl-i İmrân, 7)
“Ey iman edenler! Allah’a itaat edin. Peygamber’e itaat edin ve sizden olan ülü’l-emre/emir sahiplerine de (itaat edin). Eğer bir hususta anlaşmazlığa düşerseniz -Allah’a ve âhirete gerçekten inanıyorsanız- onu Allah’a ve Rasûl’e götürün (onların tâlimatına göre halledin); bu hem hayırlı, hem de te’vil/netice bakımından daha iyidir.” (4/Nisâ, 59)
“Gerçekten onlara (kâfirlere) ilim ile açıkladığımız, iman eden bir toplum için hidâyet/yol gösterici ve rahmet olarak bir Kitap getirdik. (Fakat onlar,) O’nun te’vilinden başka bir şey beklemiyorlar. Onun te’vili geldiği (haber verdiği şeyler ortaya çıktığı) gün, önceden onu unutmuş olanlar derler ki: ‘Doğrusu Rabbizin elçileri gerçeği getirmişler...” (7/A’râf, 52-53)
“Onlar (müşrikler) ilmini kavrayamadıkları ve te’vili/yorumu kendilerine asla gelmemiş olan bir şeyi (Kur’an’ı) yalanladılar...” (10/Yûnus, 39)
“İşte böylece Rabbin seni seçecek, sana (rüyada görülen) olayların te’vilini/yorumunu öğretecek ve daha önce iki atan İbrâhim ve İshak’a nimetini tamamladığı gibi sana ve Ya’kub soyuna nitmetini tamamlayacaktır. Çünkü Rabbin çok iyi bilendir, hikmet sahibidir.” (12/Yusuf, 6)
“... İşte böylece (Mısır’da adâletle hükmetmesi) ve kendisine (rüyadaki) olayların te’vilini/yorumunu öğretmemiz için Yusuf’u o yere yerleştirdik...” (12/Yusuf, 21)
“Onunla birlikte zindana iki delikanlı daha girdi. Onlardan biri dedi ki: ‘Ben (rüyada), şarap sıktığımı gördüm.’ Diğeri de: ‘Ben de başımın üstünde kuşların yediği ekmeği taşıdığımı gördüm. Onun te’vilini/yorumunu bize haber ver. Çünkü biz seni muhsinlerden/güzel davranlardan görüyoruz’ dediler. (Yusuf) Dedi ki: ‘Size yedirilecek yemek size gelmeden önce onun te’vilini/yorumunu mutlaka size haber vereceğim. Bu, Rabbimin bana öğrettiklerindendir. Çünkü ben Allah’a iman etmeyen bir kavmin dinini terk ettim. Onlar âhireti inkâr edenlerin kendileridir.” (12/Yusuf, 36-37)
“(Yorumcular) Dediler ki: ‘Bunlar karmakarışık, yalancı düşlerdir. Biz böyle yalancı rüyaların te’vilini/yorumunu bilenlerden değiliz.’ (Zindandaki) İki kişiden kurtulmuş olan, uzun bir zaman sonra (Yusuf’u) hatırlayarak dedi ki: ‘Ben size onun te’vilini/yorumunu haber veririm, beni hemen (zindana) gönderin.” (12/Yusuf, 44-45)
“Ana ve babasını tahtının üstüne çıkartıp oturttu ve hepsi onun için secdeye kapandılar. (Yusuf) Dedi ki: ‘Ey babacığım! İşte bu, daha önce (gördüğüm) rüyanın te’vilidir/yorumudur... Ey Rabbim! Mülkten bana (nasibimi) verdin ve bana (rüyada görülen) olayların te’vilini/yorumunu da öğrettin...” (12/Yusuf, 100-101)
“(Kendisine rahmet ve ilim verilmiş kul) Şöyle dedi: ‘İşte bu, benimle senin aramızın ayrılmasıdır. Şimdi sana, hakkında sabredemediğin şeylerin te’vilini/iç yüzünü haber vereceğim.” (18/Kehf, 78)
“... İşte, hakkında sabredemediğin şeylerin te’vili/iç yüzü budur.” (18/Kehf, 82)
“Onların sana karşı getirdikleri hiçbir temsil yoktur ki, (onun karşılığında) sana doğrusunu ve daha açığını (ahsenu tefsîr) getirmeyelim.” (25/Furkan, 33)
İslami Okul Okulların En Önemlisi