Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Tefsir ve Te'vil Arasındaki Farklar - İslami Bilgiler - Tevil Tefsir - 3. Sayfa

Tefsir ve Te'vil Arasındaki Farklar:

 

Görüldüğü gibi, müteahhir bilginler, selef âlimlerinden farklı olarak tefsir ile te'vili ayrı anlamlarda kullanmışlar, birbirinin yerine kullanma geleneğini terketmişlerdir. Herşeyden evvel tefsir kelimesi ıstılah olarak, te'vilden daha önce kullanılmıştır. İslâm'ın ilk asrında, Kur'an ile ilgili tüm ilimler "tefsir" diye adlandırılıyordu. Zaten o dönemde tefsir ile hadisten başka ilim de yoktu. Daha sonraları, özellikle tercüme faâliyetlerinin büyük bir ivme kazanmasından sonra başlayan tedvin hareketiyle, tefsir kelimesi daha geniş bir anlam ifade eder olmuş ve başka ilimler için de kullanılımıştır. Te'vil ise, Kur'an'ın ve ondaki fikirlerin müdâfaa edilmeye başlanmasından sonra kullanılmıştır (Cerrahoğlu, Tefsir Usûlü, s. 214-215).

Buna istinâden Râğıb el-İsfehânî, bu iki kelimenin farklı olduğunu söylemiş ve aralarında şöyle bir ayrım yapmıştır: Tefsir, te'vilden daha geneldir. Tefsir, daha ziyâde lafızlarda ve bunların müfredâtında, te'vil ise daha çok mânâlarda ve cümlelerde kullanılır. Meselâ, Kur'an'da da geçtiği gibi (12/Yusuf, 44, 100), rüya te'vil edilir, fakat tefsir edilmez. Te'vil sadece İlâhî kitaplarda, tefsir ise bunlardan başka diğer eserlerde de kullanılır (el-İsfehânî, Mukaddime, 402; ez-Zerkeşî, el-Burhxân, II/149).

Sa'lebî'nin (v. 427/1036) kavli üzere, müfessirler örfünde tefsir te'vil ile mürâdiftir (eşanlamlıdır). Nitekim buna daha önce temas edilmişti. Lâkin, daha sonra gelen âlimler, tefsiri, müşkil olan lafızlardan murad edilen mânâyı keşfetmek ve beyan etmek, te'vili ise, iki muhtemel mânâdan birini, zâhir kelâma mutâbık olan mânâya yöneltmek şeklinde değerlendirmişlerdir. Tefsir, yalnız bir veche ihtimali olan lafız hakkında izahtır; te'vil ise, değişik mânâlara ihtimali bulunan bir lafzı, o mânâlardan birine tevcih etmektir (M. Sofuoğlu, Tefsire Giriş, 241).

İmam Mâturidî (v. 333/944) de, tefsir ile te'vili gâyet güzel bir şekilde birbirinden ayırmıştır. Te'vîlâtu'l-Kur'an adlı meşhur eserinde, tefsirin sahâbeye, te'vilin ise fakîhlere âit olduğuna temas ettikten sonra, bu sözün şerhi meyanında şunları söylüyor: Sahâbe hâdiseleri görüyor, hakında âyet nâzil olan hususu yakînen biliyordu. Bu yüzden, onlara göre âyetin tefsiri demek, ondan murad edilen şeyin hakikati demekti. Mâturidî, te'vilin, sözün muhtemel olduğu mânâlardan birine ircâ ettirilmesi şeklindeki tanımını verdikten sonra, te'vilde Allah'ı şâhit gösterme gibi bir durumun olmadığını, dolayısıyla, tefsirdeki gibi bir zorluğun bulunmadığını belirtiyor. Zira diyor, te'vil eden, murad edilen şeyden haber vermemekte, "Allah bununla şunu murad etti" diye kestirip atmamakta; fakat "bu söz, insanların konuşmalarında şu vecihlere yöneliyor. Ama yine de en iyisini Allah bilir" demektedir. O halde tefsirde bir tek vecih, te'vilde ise müteaddit vecihler vardır.

Âlimlerin çoğunun ifâdesinden anlaşıldığına göre, tefsir rivâyete, te'vil ise dirâyete dayanmaktadır (Sofuoğlu, 241). Çünkü, tefsirin mânâsı, daha önce de geçtiği gibi, keşf etmek, beyan etmektir. "Allah'ın şu âyetten murâdı şudur" diye, İlâhî irâdeyi kat'î olarak tâyin etmektir. Bu ise ancak, Hz. Peygamber'in beyanına ve tenzîli bizzat müşâhede eden sahâbenin nakline bağlıdır. Onun için yapılan tefsir, buna benzer kesin bir delile dayanıyorsa, sahih ve makbuldür, aksi takdirde rey ile tefsir olur ki, bu nehyedilmiştir.

Te'vilde ise, Allah'ın murâdını kat'iyetle ifâde etmek yoktur, sadece lafzın muhtemel olduğu mânâlardan birine tercih etmek söz konusudur. Tabii olarak bu tercihin bir ictihada dayanması lâzımdır (ez-Zehebî, et-Tefsîr ve'l-Müfessirûn, I/22; Mennâ' el-Kattan, Mebâhis fî Ulûmi'l-Kur'an, 327; Suat Yıldırım, Peygamberimiz'in Kur'an'ı Tefsiri, s. 22; Sofuoğlu, 241, 248).

Ebu'l-Beka (v. 1094/1683) da, tefsir ile te'vil arasındaki farkı, şöyle bir örnekle de açıklamaktadır: Eğer, "yuhricu'l-hayye mine'l-meyyiti" (-Allah- ölüden diriyi çıkartır) (3/Âl-i İmrân, 27; 6/En'âm, 95; 10/Yûnus, 31; 30/Rûm, 19) âyetinden murâd, Alllah'ın yumurtadan kuşu çıkarmasıdır dersek, bu tefsir olur. Fakat, bununla kâfirden mü'min veya câhilden âlim çıkarmayı murâd ediyor dersek, bu da te'vil olur (Ebu'l-Beka, Külliyat, 106).      

İslâm'ın ilk asırlarında tefsir ve te'vil aynı mânâda kullanılıyordu. Ancak daha sonraları, bu iki kelime ayrı anlamlarda kullanılır olmuştur (Cerrahoğlu, Kur'an Tefsirinin Doğuşu, 15).