Pazar, 7 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Malın teslim alınması - Ticaret - 22. Sayfa

Malın teslim alınması, (Kabz):

 

Satım akdinde, alıcının herhangi bir engelle karşılaşmaksızın, satın aldığı mal üzerinde tasarruf yetkisine sahip olması demektir. Bu işlem, satılan malın teslim alınması ile gerçekleşir. Kabz sayılan işlemler, satılanın durumuna göre değişir. Meselâ ev veya arsanın teslimi; alıcının içine girmesi veya arsayı görecek şekilde yakınında durması yahut da evin kapı anahtarlarına sahip olması ile tamam olur. Menkul mallarda ise, satılanın fiilen teslim alınması veya alıcının tasarruf alanına sokulması ile meydana gelir. Ancak ölçü, tartı veya sayı ile satılan şeylerin kabzı; ölçerek, tartarak veya saymak sûretiyle tamamının teslimi ile gerçekleşir (el-Kâsânî, Bedâyiu's-Sanâyî, V/244).

Menkul malların kabzdan önce satışının câiz olmadığı konusunda görüş birliği vardır. Delîl Hz. Peygamber'in şu hadîsidir: "Bir gıdâ maddesini satın alan kimse, onu kabzetmedikçe (teslim almadıkça) satmasın " (Buhârî, Büyû’ 54, 55, Müslim, Büyû’ 29-34, 34-36, 39, 41), Hadîste zikredilen gıdâ maddesi örnek kâbilinden olup, diğer menkul mallar da hadîs kapsamına girer. İslâm hukukçularının çoğunluğu bu görüştedir (el-Kâsânî, Bedâyîu's-Sanâyî, V/234). Buradaki endişe; menkul mallarda çokça karşılaşılan hasar veya bir ayıbın sirâyeti ve bu yüzden, sonraki müşterinin aldanma tehlikesidir. Diğer bir tehlike de ilk müşterinin malı kabzedememesi ve kendi müşterisine teslim edememesidir. Kabzdan önce satışın yüzyılımız ekonomisinde görülen zararlarından birisi de sun'î fiyat artışlarına neden olmasıdır. Şöyle ki: Günümüzde, arz ve talep dengesi yüzünden, özellikle kontrollü arz sonucu üretici ile tüketici arasına, henüz mal piyasaya sürülmeden aylar önce, pekçok şahıs veya şirket girmektedir. Meselâ, ana toptancı, üretici firmanın belki beş-altı ayda üretebileceği tüm malını daha üretilmeden kapatmakta; fakat henüz mal eline geçmeden, başka toptancılara, onlar da tüketiciye kâr paylarını ekleyerek satmaktadır. Mal son alıcıya, sanki birkaç elden geçtikten sonra ulaşmaktadır. Fakat gerçekte, ilk toplama ile son muşteri arasında yer alan kişiler, kendi aralarındaki işleri hep evrak üzerinde yürütmekte ve satış bedeline her biri ayrı ayrı kâr eklemektedir. Mal, üretildiğinde son müşteriye doğrudan intikal etmektedir .

Piyasada akıcılık gibi görünen bu işler, gerçekte fiyatların sun'î olarak artışına, mal arzının kontrol altında tutulmasına, piyasaya kontrollü mal sürülmesine sebep olmaktadır. Kabzdan önce satış yasağı uygulanınca; ticâret muâmeleleri biraz ağırlık kazanacak, bunun yanında birtakım aracılar ortadan çıkmak zorunda kalacaktır. Çünkü nakliye, depo kirası, personel istihdamı vb. harcamalar, aracıları ve parazit şirketleri aradan çekilmeye zorlayacaktır. Böylece, piyasada râyiç fiyatın tabiî olarak oluşması imkân dâhiline girecektir.

Sonuç olarak, satın alınan bir malın kabz ve teslim alınmadan önce satış yolu açık bırakılırsa; bir ambarda depo edilmiş malın fiyatı, o mal daha yerinden oynamadan elden ele, dilden dile, dolaşa dolaşa sebepsiz yere yükseltilmiş olur (Tecrîd-i Sarîh Terc. VI/447, 450-451). Ebû Hanîfe ve Ebû Yusuf'a göre kabzdan önce satış yasağı, arsa ve arazi satışlarını kapsamına almaz. Çünkü menkul malların tesliminde ortaya çıkabilecek güçlük ve riskler (garar) gayr-i menkullerde söz konusu değildir. Onun telef olma ihtimâli azdır (Alî Haydar, Mecelle Şerhi, I/407, madde 253).