Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Maîşet Temini Açısından Ticâretin Önemi - Ticaret - 38. Sayfa

Maîşet Temini Açısından Ticâretin Önemi

 

İslâm'da rızık temin etmenin en faziletli yolu cihad'tan (ganimetten) sonra ticârettir. Sonra ziraat ve sonra da zanaattır. Bütün bu rızık temin etme yollarında alış-veriş işlemi sözkonusu olmaktadır.

İnsanlara hizmet anlayışıyla yapılan bu mânâdaki ticâreti İslâm hem meşrû hem de makbûl saymıştır. Ticâret hakkında Allah'u Teâlâ şöyle buyurur: "Allah, ticâreti helâl, ribâyı da haram kıldı." (2/Bakara, 275). Devrinin en güvenilir tâciri olan Peygamberimiz de bu konuda şöyle der: "Güvenilir, doğru ve müslüman tâcir, Kıyâmet günü şehidlerle beraberdir." (İbn-i Mâce, Ticârât, 1). Hadîs-i Şerîfi de dürüst ticâretin sahibine ne kadar sevap kazandıracağını belirtmektedir.

İslâm'a göre ticâret; değerli olan bir malı, değerli olan bir diğer mal veya para karşılığında değiştirmektir. Dinimizin ticârette gözettiği gâye, her ne pahasına olursa olsun kazanmak değil, insanlara, ihtiyaçları olan faydalı eşyayı temin ederek hizmette bulunmak, bu vesîle ile de normal, meşrû bir kazanç sağlamaktır. Meşrû bir ticârette şu özellikler bulunmalıdır:

1) Alan ve satanın rızâsı,

2) Karşılıklı iyi niyet ve dürüstlük,

3) Ticâretin, taraflardan birine veya başkalarına zarar vermemesi.

Doğu kültürünü yansıtan bir alış-veriş anı.

Ticârette bulunması gereken bu vasıfları Kur'an şöyle zikreder; "Ey îman edenler! birbirinizin mallarını haksızlıkla değil, karşılıklı rızâ ile yapılan ticâretle yeyin, (haram ile) nefsinizi mahvetmeyin. Allah şüphesiz size merhamet eder. Bunu, kim aşırı giderek haksızlıkla yaparsa onu ateşe sokacağız. Bu, Allah'a kolaydır." (4/Nisâ, 29-30).

Hz. Muhammed (s.a.s.) Peygamber olduğu zaman Hicaz'da Arapların çoğu ticâretle uğraşıyordu. Peygamber (s.a.s.) vahiy gereği olarak düzenleyici bazı hükümler getirerek dürüst bir piyasanın teşekkülünü sağladı. Peygamberimiz, kendisi örnek bir tüccar olduğu gibi, ashâbına ve tüm müslümanlara ticâretle ilgili çeşitli tavsiye ve emirlerde de bulunmuştur. 

Evet Allah, şeriate uygun ve meşrû dairede çalışan, didinen, yorulan ve kazananları sever. Hz. Peygamber'in dünyasında ve O’nun amel ve aksiyon anlayışı içinde çalışma, amellerin en faziletlisi ve Allah sevgisine en çabuk ulaştıranıdır. O asla, “râhipler gibi kiliselere kapanın, evlenmeyi terkedin, yemeyi içmeyi bırakın, dünyayı boş verin, tâ Allah’a vâsıl olasınız...” dememiştir. Allah Rasûlü, insanlardaki evlenme ve hemcinsine alâka duyma duygusunu güdükleştirmemiş, saptırmamış, hapsetmemiş dolayısıyla da depresyonlara sebebiyet verecek yollara girmemiştir. O, bu duyguyu, olumluya,, meşrûya kanalize etmiş ve bu noktada dahi, Ümmet-i Muhammed’i, Allah’ın rızâsına ve hoşnutluğuna ulaştıracak yollar göstermiştir. O’nun terbiyesi; fıtratı, karakteri yönlendirme ve ona yaratılış gâyesine uygun hedefler bulma istikametinde olmuştur.