Pazar, 7 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Muhtelif - 26. Sayfa - Vasiyet

2- Vasiyyi Mensup (Tayin Edilmiş Vasî):

 

Yukarıda söylenilen işleri yapabilmesi için hâkim tarafından tayin edilmiş olan vasîdir. Buna vasiyyu'l kadî (hâkimin vasîsi) da denilir (Bilmen, a.g.e., V, 6).

İslâm hukuku prensip olarak vasî tayin etme yetkisini babaya vermiştir. Şayet baba vefat etmeden önce birisini vasî seçmişse çocuğun mallarında tasarruf etmek onun hakkıdır. Şayet seçmemişse ve varsa, sıra dede (babanın babası) ve onun tayin ettiği vasîdedir. O da yoksa o zaman vasî tayini hâkimin salahiyetine girer. Demek oluyor ki, çocuğun malı üzerindeki tasarruf yetkisi sırayla, baba, babanın vasîsi, babanın vasîsinin vasîsi, dede, dedenin vasîsi, dedenin vasîsinin vasîsi ve hâkimin vasîsine aittir (Mecelle, madde, 974; Karaman, a.g.e., I,196). Anne, kardeş, amca gibi akrabaların küçüğün malı üzerinde tasarruf yetkileri yoktur (Karaman a.g.e., II, 276).

Vesâyet, mûsinin icabı ve vasînin kâbûlü ve meydana gelir. Tek taraflı bir irade yeterli değildir, dolayısıyla vasînin kabulü şarttır. Vasînin, âkil, bâliğ, hür ve taarrufa ehil olması gerekir. Bir gayri müslimin, Müslüman üzerindeki vesayeti caiz değildir.

Vasînin, çocuğun malı üzerindeki tasarrufu, küçüğün menfaatinin kesin veya muhtemel olmasına bağlıdır. Kesin zararına olan tasarrufları ise geçerli değildir. Buna göre, vasî, küçüğün malından hibe, tasadduk gibi bir yolla teberruda bulunamaz. Hibe ve sadaka kabulü gibi mutlak menfaat olan tasarruflara yetkilidir. Kâra da zarara da ihtimali olan alım satım gibi tasarruflarda gabn-i fâhiş derecede zararına olmayacak tasarruflarda bulunabilir (Karaman, a.g.e., II, 276). Şayet vasiyyi muhtarın küçüğün malındaki tasarrufunda hıyaneti görülürse, hâkim tarafından azledilir. Ama bir hıyaneti söz konusu olmazsa, bir görüşe göre azletemez, diğer bir görüşe göre azlederse geçerlidir fakat günahkar olur. Hâkim kendi tayin ettiği vasîyi ise istediği zaman ve hiç bir kayda bağlı olmadan azledebilir (Bilmen, a.g.e., V, 182).

Bir vasî vesayet işlerini tek başına görmekten aciz ise hâkim ikinci bir vasî tayin edebilir. Ayrıca baba veya dedenin de birden fazla kişiyi vasî tayin etmesi mümkündür. Bu durumda vasilerden birisinin tek başına tasarrufta bulunma yetkisi yoktur. Şayet bulunur da yetimin malı zayi olursa bu malı tazmin etmek zorundadır.

Vasîyi muhtar vesayeti kabul ettiği zaman, musînin vefatından sonra artık vesayeti terk edemez. Hâkimin tayin ettiği vasî ise istediği zaman kendisini vesayetten azledebilir. Ancak daha önce hâkime haber vermesi gerekir. Vasiyyi muhtar, ücret alamaz, vasiyyi mansup ise hakimin takdiri ile belirli bir ücret alabilir. Ancak, vasıyyi muhtarın da muhtaç olması kaydıyla yetimin malından yemesi caizdir (Bilmen, a.g.e., V, 205 ; Zûhayıs, a.g:e, VIII,148).

Vesâyet, vasî tayin eden kişi veya mercinin azli, çocuğun büyümesi, zamana bağlı olan vesayetlerde sürenin bitimi, belirli bir iş için vasî kılınması halinde o işin yapılmış olması, vasînin aklını kaybetmesi, fıska mübtelâ olması ve ölümü ile sona erer (Zühaylî, a.g.e., VIII, 149).