Pazar, 7 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Vesâyet Akdinin Meydana Gelme Şartları - Vasiyet - 29. Sayfa

Vesâyet Akdinin Meydana Gelme Şartları:

 

1- Vasî İle İlgili Şartlar:

 

Vasînin; akıllı, ergin, hür, adaletli, ehliyetsizin işlerini yürütebilecek güç ve tecrübeye sahip olması, güvenilir ve Müslüman olması gerekir. Bu yüzden çocuk, gayri müslim veya malı telef edeceğinden korkulan bir fâsık vasî tayin edilse hâkim bu tayini iptal ederek, ehil olanını atayabilir. Ancak bunların hâkim kararına kadar yapacağı tasarruflar geçerli olur. Diğer yandan vasî tayin edildikten sonra çocuk ergin, gayri müslim Müslüman olsa veya fâsık tevbe etmiş bulunsa artık hâkim bunları vasîlikten azledemez.

İslâm devletinin tebealığını kabul etmiş olan ehl-i kitabın (zimmî) bir Müslümanı vasî tayin etmesi geçerlidir. Nitekim vekil tayin etmesi de böyledir. Ancak zimmînin miras malları arasında şarap veya domuz gibi Müslümanlarca değeri olmayan bir mal bulunursa, Müslüman vasînin, bunların satışını sağlamak için güvenilir bir zimmîyi vekil tayin etmesi gerekir. Bu, Hanefilerin görüşüdür. İmam Şâfiî'ye göre böyle bir vesâyet sözleşmesi geçerli değildir. Çünkü din ayrılığı Müslümanın zimmîden miras almasına engel olduğu gibi, onun zimmîye vasî olmasına da engel teşkil eder. Bir zimmî ise Müslümana vasî olamaz. Onun Müslümana vasî olamayışı, kâfirin Müslüman üzerinde velâyet yetkisinin bulunmayışı yüzündendir. Çünkü zimmî bu konuda haksızlık yağma ithamı altındadır. Kur'ân-ı Kerîm'de Müslümanların işlerini gayri müslimlere bırakmamalarını bildiren çeşitli âyetler vardır. Bazıları şunlardır:

"Allah mü'minlerin aleyhine kafirlere hiçbir yol vermeyecektir." (4/Nisâ, 141).

"Ey iman edenler! Sizden olmayanları sakın dost edinmeyin. Onlar size kötülük yapmaktan geri durmazlar. Sizin sıkıntıya düşmenizi isterler. Kinleri ağızlarından dökülür, sinelerinin gizlediği ise daha büyüktür." (3/Âl-i İmrân, 118).

"Ey iman edenler! Mü'minleri bırakıp da kâfirleri dost ve idareci edinmeyin. Kendi aleyhinizde Allah'a apaçık bir delil mi vermek istiyorsunuz?" (4/Nisâ, 144).

"Ey iman edenler! Yahudi ve Hristiyanları dost ve idareci edinmeyin. Onlar birbirinin dostudurlar. Sizden kim onları dost edinirse, şüphesiz onlardan olur. Şüphesiz Allah zâlim topluluğu hidayete erdirmez." (5/Mâide, 51)

Küfür ehlinden olunca en yakın hısımların bile bir mü'min üzerinde velâyet veya vesâyet hakkı bulunmaz. Âyette şöyle buyurulur:

"Ey iman edenler! Eğer küfrü imana tercih ediyorlarsa, bazılarınızı ve kardeşlerinizi dost ve idareci edinmeyin. Sizden kim onları dost ve idareci (velî) edinirse işte onlar, zâlimlerin ta kendileridir." (9/Tevbe, 23)

Diğer yandan vasînin erkek olması ve gözlerinin görmesi şart değildir. Bu yüzden kadın da küçüklerin ve akıl hastası gibi eksik ehliyetlilerin vasîsi olarak tayin edilebilir. Çünkü, o şahitlik yapma ehliyetine sahiptir. Nitekim Hz. Ömer (r.a) kızı için Hz. Hafsa (ö. 41/244)'yı vasî tayin etmiştir (Dârimî, Vesâyâ, 41). Hatta küçük çocuklar için annenin vasî yapılması başka kadınlardan daha uygundur.

Birden çok kişinin vasî tayin edilmesi de caizdir. Bunların birlikte veya ayrı zamanlarda belirlenmesi de mümkündür. Bu durumda iki vasîden birisi tek başına tasarrufta bulunamaz. Ancak vasî tayin edenin icazet vermesi durumu müstesnadır (İbn Âbidîn, Reddü'l-Muhtâr, V, 496. vd.; ez-Zühaylî, el-Fıkhu'l-İslâmî ve Edilletüh, Dimaşk,1405/1985, VIII,134, 135).