Muhtelif - 32. Sayfa - Vasiyet
4- Vesayet Akdinin Yapılışı:
Vesâyet akdi icap ve kabul ile meydana gelir. Vasî tayin edenin; "Sen benim vasîmsin" "Sen benim malımda vasîmsin" veya "Sen benim vefatımdan sonra vekilimsin" yahut, "Vefatımdan sonra çocuklarımı sana teslim ettim, onların işlerini sen yönet" gibi ifadelerle yapılacak teklif karşı tarafça da kabul edilince vesâyet sözleşmesi meydana gelir.
Vasî vesâyet teklifini, vasî tayin edenin bilgisi altında reddetse bu red geçerli olur. Eğer vasî tayin edenin bilgisi yoksa onun bakımından aldanma olmaması için red onun bulunmadığı mecliste geçerli olmaz. Vasî tayin edilen susar ve bu arada vasi tayin eden ölürse, vasînin red veya kabul hakkı vardır.
Vesâyet sözle olduğu gibi fiil ile de gerçekleşebilir. Meselâ; bir kimse vasî tayin edildiğini bilmeksizin mirasçıların bir malını satsa veya onlara yarayışlı bir şey satın alsa veya ölenin bir borcunu ödese yahut alacağını tahsil etse vasîliği fiilen kabul etmiş sayılır.
Vasînin görev alanına vasî tayin edenin çocukları girdiği gibi bu çocukların ölümü halinde onların çocukları da girer. Vasî ile birlikte nâzir tayini de câizdir. Nâzımı tasarrufa yetkisi yoktur. Ancak onun bilgisi olmadıkça vasî tek başına tasarrufta bulunamaz. Aksi halde yetimin malında meydana gelecek zararı tazmin etmesi gerekir.
Vesâyet görevinin, Allah'a yaklaşmak amacıyla ücretsiz yapılması gerekir. Ancak vasî tayin eden, vasî için vasiyeti infaz bedeli olarak bir ücret belirlese bu iş sözleşmesi geçerli olmaz. Çünkü bu sözleşme vasî tayin edenin ölümünden sonra yürürlüğe girmesi gerekeceği için böyle bir iş akdi geçersiz olur. Ancak böyle bir ücret bir atıyye olarak mirasın üçte birine kadar olan bölümünden verilir. Yine vasî tayin eden; "Benden sonra çocuklarım üzerinde vasî olması için sana şu kadar ücret verdim" dese bu şart bâtıl olur, fakat başka bir açıdan ona hizmeti karşılığında belli bir malı veya ücreti vasiyet yoluyla bırakmış olur (Ömer Nasuhi Bilmen, İstilahatı Fıkhıye Kamusu, İstanbul 1969, V, 179,180).
Diğer yandan vesâyet akdinin bir sreye ve şarta bağlanması caizdir. Meselâ; "seni bir yıl süreyle veya oğlum erginlik çağına girinceye veyâ Ahmed dönünceye kadar vasî tayin ettim" denilse sınırlı bir süre için vâsi tayini söz konusudur. Şarta bağlama ise şöyle olur: "Ben ölürsem, seni vasî tayin ediyorum" demek gibi. Çünkü vasî tayininde bir takım bilinmezlikler ve tehlikeler söz konusudur. Nitekim Hz. Peygamber (s.a.s) Zeyd b. Hârise'yi Mûte Gazvesine gidecek olan bir askeri birliğe komutan tayin etmiş ve şöyle buyurmuştur: "Zeyd'in başına bir felâket gelirse, ondan sonra Cafer, Cafer'in başına felâket gelirse Abdullah b. Revâha (r.anhüm) komutayı ele alsın." (Buhârî, Cihâd, 7, Fedâilü Ashâbi'n-Nebî, 25, Cenâiz, 4; Ahmed b. Hanbel, III,113.118, V, 299, 301).
İslami Okul Okulların En Önemlisi