Pazar, 7 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Muhtelif - 16. Sayfa - Ikrah

2) Hırsızlık Cezâsı (Hadd-i Sirkat):

 

"Akıllı ve ergin (baliğ) bir kimsenin nisab miktarı bir malı, bulunduğu yerden çalması"na hırsızlık denir. Cezâsı Kur'ân-ı Kerîm'de bildirilmiştir: "Hırsızlık eden erkek ve kadının, yaptıklarına karşılık Allah'tan bir cezâ olarak ellerini kesin! Allah daima üstündür, hikmet sahibidir" (5/Mâide, 38).

El kesme cezâsının tatbik edilebilmesi için iki âdil şahidin şahitlik yapması ve hâkimin de sorgulaması (muhakemesi) neticesinde suçun sâbit olduğuna kanaat getirmesi gerekir. Hâkim şâhitlere sırasıyla: Hırsızlığın mâhiyetini, çalınan malın cinsini, kıymetini, nasıl çalındığını, hırsızlık yerini, hırsızlığın ne zaman yapıldığım, malı çalan şahsın kim olduğunu sorar.

Hırsızlığın nisâbı (el kesme cezâsını gerektirecek en az miktarı) Hanefî mezhebine göre on dirhemdir. Cezânın tatbik edildiği dönemdeki dirhemin değeri esas alınır (bk. el-Kâsânî, Bedâyiu's-Sanâyî', VI, 67; İbnü'l-Hümâm, Fethu'l-Kadîr; IV, 220, 230; Nesaî, Sârık, 10; Zeylaî, Nasbu'r-Râye, III, 359, 360).

El kesme cezâsı tatbikatına örnek olarak ve Allah hakkı olan bu cezâda herhangi bir şefaatçinin kabul edilemeyeceği konusunda şu hadisi zikredebiliriz: "Mahzum kabilesine mensup bir kadının hali Kureyş (kabilesin)i üzdü. Onlar: 'Kim Rasûlullah'a (gidip de) bu kadın (a şefaat) için konuşacak' dediler. Bir kısmı da: 'Bu işe Rasûlullah'ın çok sevdiği (sahâbî) Üsâme b. Zeyd'den başkası cesâret edemez' dediler. Üsâme (kadına şefaat için) Rasûl-i Ekrem'le konuştu. Bunun üzerine Rasûlullah buyurdular ki: "Yüce Allah'ın hadlerinden bir hadd(in yapılmaması) hususunda şefaat/aracılık mı ediyorsun?" Sonra kalkıp bize bir hutbe îrâd etti. Hutbesinde şöyle buyurdu: "Sizden evvelkilerden (şerefli/asil bir kimse hırsızlık yaptığında (suçluyu) bırakırlardı. (Şeref itibariyle) zayıf olan kimse çaldığında haddi tatbik ederlerdi. Allah'a and olsun ki, Muhammed'in kızı hırsızlık yapmış olsaydı elbette onun elini de keserdim" (Eş-Şevkânî, Neylü'l-Evtâr, VII,' 131, 136).