Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Muhtelif - 6. Sayfa - Islam Musluman

2) Tefsir, Kelâm ve Dil Alimlerinin, Asıl Lügavî Mânâlara Verdikleri Şer'î anlamlar:

 

a) et-Taat: tâat itaat, ibadet, kulluk etmek. Bu anlamıyla "Din" karşılığıdır. Çünkü din taattır.

b) el-İzân: İzân, boyun eğmek, itaat etmek. Bu kelime Kur'an'da zâlim kişilerin, zulmü bırakıp itaat etmesi anlamında kullanılır. Zulümden dönüşü ifade eder.[1]

c) el-Hudû: Hudû, boyun eğmek itaat etmek. Bu kelime Kur'an'da kâfirler için kullanılır. Kâfirin küfrü bırakıp imana gelmesi ve İslâm'ı yaşaması, ibadet etmesi anlamındadır. Küfürden İslâm'a dönüştür.[2]

d) es-Sulh: Sulh. Bu anlamıyla, kişinin, Allah, cemiyet ve idare ile karşılıklı rıza ile barış içerisinde olması ifade edilir.

e) el-Emân: Emân, güvenlik. İslâm, fert ve cemiyete güvenlik sağlar.

f) el-Hulûs: Hulûs. Bu kelime iki anlamda kullanılır: Biri tehlikelerden beri olmak, diğeri ise saf, temiz ve halis olmaktır. İslâm, bir kurtuluştur, kalb dil ve tavırların tutarlı ve samimi olmasıdır.

g) el-Berâ'etu mine'ş-şevâibi'z zahire ve'l-bâtıne: Açık ve gizli lekelerden uzak olmaktır. Bu anlamıyla, ibadeti, taati ve inançları sadece Allâh'a ait tutmak, ihlaslı olmaktır,

h) el-Müslimûn, ehlu'l-İslâm: Müslümanlar. Bu anlamıyla kullanılması İslâm'dan mecazdır.

i) Ahdu'l-İslâm, el-Asru'l-İslâmî: İslâm dönemi, İslâmî asır.

j) el-İmân: İman. İman, İslâm'ın inanılması gereken umdelerine itikattır. İman, İslam'la aynı anlamda kullanılır, Mâturîdîlerde olduğu gibi biri diğerinin aynıdır.

İman ve İslâm terim olarak ayrıdır, fakat biri diğersiz olmaz. İmansız İslâm olmadığı gibi, İslâmiyetsiz iman olamaz. Eş'ârîlerin kanaati budur.

İman ve İslâm ayrı ayrı şeylerdir. İmân bir inanmadır. İslâm bir otoriteye zorunlu itaattir. Bu durumda imânda kişi zorlanamaz. İslâm'da şekil olarak zorlanır. Hanbelîlerin kanaati budur. Fiiliyatta bu zorunluluğa "istislâm" derler.

k) el-İstislâm: İstislâm, zorunlu olarak itaat. İslâmda "istislâm" fikrinde olanlar, fiiliyatta zorlama olacağını kabul ettikleri gibi, bunların bazısı iman rükünleri içindeki kadere imanın yani hayır ve şerrin Allah'tan olduğunu kabulde, ferdin başına gelen imtihan yollu belâ, sıkıntı, darlık ve âfete itirazsız kabülünü de kasdederler.

l) el-mâlul-meşrûah: Dinin cevaz verdiği ameller, işler anlamında bazan kullanılır. [3]

 


 

[1] en-Nûr: 24/49.

[2] eş-Şuarâ': 26/4.

[3] Şamil İslam Ansiklopedisi: 3/183-184.