Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Altıncısı - İslami Bilgiler - Islamin Hareket Metodu - 16. Sayfa

Altıncısı: Allah'tan Gelen Hareket Metodunun Yeryüzünde Belli Bir Hedefi Vardır:

 

Gayet açıktır ki müslüman dava adamının en yüce hedefi Allah'ın rızasını ve cennetini kazanmaktır. Buna ise tam olarak Allah'a itaat edip şeriatına ve hareket metoduna sımsıkı bağlı kalmakla ulaşır. Müslümanın kalbi Allah'a bağlı olduğu müddetçe hiçbir zaman umutsuzluk onu yakalayamaz. Dünya hedeflerine ise ulaşıp ulaşmamak önemli değildir.

Çünkü onun için önemli olan esas mesele Allah'a itaat ederek gösterdiği metoda göre hareket etmektir.

Rasululah (s.a.s) şöyle buyuruyor:

"Bazı rasuller kıyamet günü yanında iki kişi olduğu halde, bazıları ise yanında daha fazla kimse olduğu halde gelir. Allah-u Teala bu rasuller'in kavmini çağırtır. Onlara şöyle denir:

"Bu adam size tebliğde bulundu mu?"

"Hayır" derler. Rasule:

"Onlara tebliğde bulundun mu?" diye sorulur. "Evet" der.

"Bunda sana kim şahidlik eder?" denince,

"Muhammed (s.a.s) ve ümmeti" der.

(Ahmet b. Hanbel)

Allah-u Teala şöyle buyuruyor:

"Biz Nuh'u can yakıcı bir azab gelmeden önce "kavmini uyar" diye vahyederek kavmine rasul olarak gönderdik. Nuh şöyle dedi: "Rabbim! Kavmimi gece gündüz yılmadan imana davet ettim. Davetim onları senin yolundan daha çok uzaklaştırmaktan başka bir şeye yaramadı. Doğrusu ben bağışlaman için onları ne zaman imana davet ettiysem onlar parmaklarını kulaklarına tıkadılar. Beni görmemek için elbiselerine büründüler. İnkarlarında ısrar ettiler. Ve büyüklendikçe büyüklendiler. Sonra ben onları açıkça imana davet ettim. Sonra da onlara bazen açıktan açığa, bazen de gizliden gizliye hakkı tebliğ ettim''...       (Nuh:1-9)

Nuh şöyle dedi: "Rabbim! Kavmim bana isyan etti. Malı ve evladı kendisine zarardan başka birşey vermeyen kimseye uydu. Onlar büyük tuzaklar kurdular...''    (Nuh: 21-22)

Nuh şöyle dedi: "Rabbim! Kafirlerden yeryüzünde dolaşan tek kişi bırakma. Eğer onları yeryüzünde bırakırsan kullarını saptırırlar ve ancak günahkar ve kafir çocuklar doğururlar."   (Nuh: 26-27) 

"Şüphesiz ki biz Nuh'u kavmine rasul olarak gönderdik. Aralarında 950 yıl kaldı. Sonunda zulümlerinde devam ederlerken tufan onları yakalayıverdi. Fakat biz Nuh'u ve gemide bulunan mü'minleri kurtardık. Ve bu hadiseyi alemlere ibret yaptık."    (Ankebut: 14-15)

Bir rasul kavmine gönderiliyor, kıyamet günü geldiğinde ona ancak iki kişinin iman ettiği görülüyor. Nuh (a,s) dokuzyüz elli sene kavmini tevhide davet ettiği ve onların hidayete ermesi için her türlü davet tarzını denediği halde O'na inananların çok az olduğunu ve Nuh (a.s)'ın daha sonra onlara beddua ettiği bilinen bir hadisedir.

Bunları öğrendikten sonra İslami harekette harcanan emek ve zamanın, çalışmaların ürünüyle orantılı olmadığını daha iyi anlarız. Bu gerçeğin müslüman kafalara sağlam bir şekilde yerleşmesi gerekir.

Davetçilerin kafalarına yerleşmesi gereken başka bir gerçek daha vardır. Dava adamlarının yeryüzünde gerçekleştirmeleri gereken gaye bir taraftan Allah rızasını kazanırken, diger taraftan cahiliyyeti kökünden kazıyıp onun yerine Allah'ın nizamını yerleştirmek için bütün gücünü kullanmak olmalıdır.

"Bunları, eşyanın tabiatı gerektiriyordu. Hepsinden önce de diğer nizamların bağlılarının görüp anladığı kadarıyla bu karşı dikilmeler İslam nizamının tabiatı gereğiydi... Yeryüzünde Allah'ın ülkesini inşa etmek, kulları; kullara kulluk etmekten kurtarıp, kulları yaratan Allah'a kul etmek, bütünüyle insanların karşısına dikilen ve diledikleri inancı diledikleri şekilde tam manasıyla bir hürriyet havası içinde seçmelerini engelleyen putları yıkmak konusunda sonuna kadar direten İslam nizamının tabiatı gereğiydi bu çatışmalar..."

"Özel şart ve durumlar dışında Allah'ın nizamı ile cahiliyet nizamları bir arada barınamaz. Aralarında kesin ve belirgin bir ayrılık vardır. İslamın amacı kulları kullara tapmaktan kurtarıp Allah'a kulluğa sevketmektir. Bunu yaparken de önünü dikilen devlet, idari nizam gibi tüm maddi engelleri ortadan kaldırır. Kulları kullara kulluktan kurtarıp Allah'a kulluğa götürülebilmesi için, Allah onun hakim olmasını ister. Cahiliyet nizamları ise bu ilahi nizamı kendi bünyesinden atmak, Allah'a nizamıyla yeryüzüne yayılan hareketi söndürmek ve bu hareketin hükmüne son verme gayesindedirler."

(Fizilal-il Kur’an c: 10 s:170)

Bundan anlaşılıyor ki; Allah'tan gelen metod insanı sürekli olarak belli bir hedefe doğru yöneltir ve bunun üzerinde ısrarla durur. Bu hedef; İslam nizamının tümüyle yeryüzünde hakim olması, küfür ve şirkin tamamen ortadan kaldırılmasıdır.

Bu hedefe varmak için çalışıldığında, kalpler Allah'ın rızasını ve cennetini kazanmak gayesine bağlandığında mü'minlerin ruhlarında denge meydana gelir. Çünkü bu hedefe varmak için çalışmak Allah'ın rızasını kazanmak demektir. Bu hedefe varma meselesi ise mü'minlerin en çok arzu ettiği bir şeydir. Ancak bu, Allah'ın rızasını kazanmak için şart değildir. Allah insanı ancak gücünün yettiği şeylerden sorumlu tutar.