Muhtelif - 3. Sayfa - Islamin Hareket Metodu
1) İslam'a Yönelişten Önceki Aşama
Seyyid Kutub'un bu dönemde yazmış olduğu eserlere göz atanlar, bunları daha sonra İslami olgunluk döneminde yazmış olduğu eserleri ile karşılaştıracak olurlarsa bu büyük insanın hayatındaki büyük değişimi daha iyi anlarlar.
Yabancı kültürü tanıması, Akkad'ın düşünceleri, maddi durumu ve alabildiğine ince ruhluluğu, onun bu dönemini renklendiren ya da renklenmesinde büyük payı bulunan etkenler olmuştır.
18, 19 ve 20. asır Avrupa edebiyatının belirgin özelliği: ferdiyetçiliğe doğru yol alışı, fikri ve psikolojik bağımsızlığı geliştirmesi, özel bir takım değerler icat etmesi, mevcut değerlere karşı çıkmasıdır. Bu dönem edebiyatı bu nitelikleri ile diğer edebiyatlardan ayrılır. Bu nedenle elinde değişmez bir ölçü bulunmaksızın bu çağların edebiyatından yararlanmak isteyen bir kimse onun bilinmez alanlarında kaybolur ve sapık akımlarında kendisini yitirir.
Seyyid Kutub, bu kültürü yudumlamıştı. O bakımdan hayatının bu dönemlerinde bu etkiyi görebiliriz. Bir bakarsınız umutsuz, üzgün ve huzursuz bir adam olarak, hayata değersiz birşeymiş gibi bakar. Hayatta herhangi bir iyilik veya belirli bir hedef olmadığını hayatın içinde taşıdığı değer, düşünce , ölçü, duygu ve çabalarla birlikte en sonunda yok olacağını kabul eder...
Mesela şöyle der:
"Biz veya o, yeryüzünde gölge mi?
Peşpeşe yok olup giden hayaller...
Yok oluş için varlığın girdaplarında,
Kumların üstündeki kayak izleri gibi;
Yok olmak içindir... Herşey yok olmak için."
Şu beyit de bu duyguları andırıyor:
"Olan ve olacak her ne varsa,
Sessizliğin içinde ses veren bir nağmedir."
Bu beyitler bize Ömer Hayyam'ın yok oluş düşüncesini hatırlatmaktadır.
Bu anlamların Seyyid Kutub'un ruhunda kökleşmesine, Akkad'ın düşüncesi, felsefesi, edebiyatı ve Seyyid Kutub'un içinde bulunduğu büyük maddi sıkıntılar yardımcı olmuştur. Onun hassas ruhu, oldukça bereketli bir arazi gibiydi. Tohumu alıyor ve bunları geliştirip büyütüyordu.
Seyyid Kutub, bu dönemindeki şaşkınlık ve kayboluş durumuna ve ateizm düşüncesiyle içiçe olmasına rağmen Yüce Yaratıcı'nın varlığını inkar anlamında olan bu fikre hiçbir zaman sapmadı. Çünkü ateizm akli değil, psikolojik bir takım nedenlerden ortaya çıkar; bundan sonra insanı fikri gerekçeleri araştırmaya iter. Akkad'ın bu konuda kesin bir rolü ve fonksiyonu vardı. Seyyid Kutub ile materyalist düşünce arasındaki engel oydu. Nitekim Seyyid Kutub'un kendisi Üstad Ebu'l Hasan en-Nedvi'ye bunun böyle olduğunu açıklamıştı.
Akkad yalnızca Seyyid Kutub'un materyalizme kaymasını önlemekle kalmamış, aynı şekilde onun Marksist sosyalizmi kabul etmesini de önlemiştir. Çünkü Marksist sosyalizmin bütün şekilleri hürriyete tamamen zıttır.
Seyyid Kutub'un bu aşaması tekdüze bir aşama değildir. Onda son derece keskin dönemler olduğu gibi, dengeli ve yumuşak dönemler de vardır. İşte bu dönemde yazmış olduğu "Kur'an'da Kıyamet Sahneleri" adlı eseri onun bu dengeli dönemlerine rastlar. Söz konusu bu kitap, onun dindar ailesinde geçirmiş olduğu İslami geçmişine zaman zaman döndüğünün de ayrı bir delilidir.
İslami Okul Okulların En Önemlisi