Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Muhtelif - 31. Sayfa - Islamin Hareket Metodu

6- Birinci Adım: İslami Akideye Davet.

 

İnsanlara İslam'ı anlatırken anlatmaya nereden başlayalım ve nasıl anlatalım? Bu sorulara çeşitli cevaplar verilebilir.

Mesela:

1) İnsanlara anlamadıkları İslam'i meseleleri açıklayarak başlamaktır. İslam'da hüküm, iktisat vb. meseleler gibi.

2) Belli bir konu üzerinde durmadan, İslam'ı ayrıntılı bir şekilde insanlara anlatmak. İbadet ve ibadetle ilgili bütün meseleleri ayrıntılarıyla anlatmak, akide ve akideyle ilgili bütün meseleleri ayrıntılarıyla anlatmak...Kısaca bütün İslam'i meseleleri ayrıntılarıyla anlatmak.

3) İslam'ı anlatmaya yalnız akideyle başlamak ve ancak akideyle ilgili meseleler zihinlerde ve kaplerde iyice yerleştikten sonra diğer İslam'i meselelere geçmek.

Yukarıda zikrettiğimiz cevaplardan en doğru olanı üçüncüsüdür. Bunun böyle olduğuna dair iki delil vardır.

a) Hicretten ve İslam'i devlet kurulmadan önce Mekke'de inen ayetler.

b) Rasulullah (s.a.s)'in Mekke'deki hayatı.

Kur'an'ı Kerim'in Mekke'de nazil olan ayetlerine bakacak olursak yalnızca akideden ve akidenin gereği olan ibadet, ahlak ve şahsi davranışlardan bahsedildiğini görürüz. Halbuki Mekki ayetlerin inişi on üç sene sürmüştür.

Bu ise hem dikkat çekici hem de üzerinde önemle durulması gereken bir durumdur.Şayet gaye özellikle yalnız bu konu üzerinde durmak olmasaydı, teşri ve düzen ile ilgili ayetlerin bir merhalede indirilmeleri gerekirdi. Çünkü bu süre, bu gibi konulara dair ayetlerin inmesine elvereşli olabilecek bir zamandır.

Seyyid Kutub şöyle diyor:

"Allah'ın dinini ve bu dinin pratik hayatta var oluşunu temsil eden, Allah nizamını yerleştirmek isteyen dava erlerinin bu çok önemli husus karşısında durup düşünmeleri gerekir. Evet Kur'an'ın tam on üç yıl boyunca Mekke'i Mükerreme'de akideyei yerleştirmek içen sarfettiği gayret karşısında iyice düşünmelidirler... Sırf bu husus üzerinde çaba sarfedip de, İslam nizamının üzerine yerleştiği ve İslam cemaatinin hükmüne boyun eğdiği, prensiblerin üzerine bina edildiği diğer hususlar üzerinde niçin durmadığını iyice kavramaları gerekir...

Hikmeti ilahi akide davasını, risaletin gelmeye başladığı ilk günden itibaren en önemli dava olarak sundu. Rasulullah (s.a.s)'e bu dava yolunda ilerlerken, ilk adamlarının insanları " lailahe illallah'a şehadet etmeye" davet ederek anlatmasını, insanlar Hak olan Rablerini tanıtmasını ve O'ndan başkasına ibadet etmemelerini anlatarak davasını yürütmesini emretmişti"

(Yoldaki İşaretler s: 21-22)

Allah'u Teale islam akidesinin zihinlerde iyice yerleşmesini istediğinden, Kur'an'ın birçok yerinde, defalarca bu mesele üzerinde durmuştur. Ve bu ayetler her defasında değişik bir sunuş tarzıyla sunulmuştur.

"Rasulullah'a tam on üç yıl boyunca inmeye devam ederek tek bir davadan bahsetti Kur'an. Evet değişmeyen tek bir davadan... Dava değişmez ama sunuş tarzı değişebilir... Zira Kur'an'ın üslubu her sunuşta yeni bir tarzdadır ve onu işiten sanki ilk defa onunla karşılaşıyormuş gibi oluyor."

(Yoldaki İşaretler s: 20)

Kur'an'ı Kerim akideyi sunarken insanın yalnız fikri cephesine hitap etmekle kalmaz, bütün yönleriyle insan benliğine hitap eder.

"Genellikle bütün akideler, özellikle de İslam akidesi kendisine has bir üslup takip ederek, insanını varlığına hitap eder. Bu üslup, canlılığı, tesiri, direkt dokunuşları ve sunduğu duyguları ile diğerlerinden büsbütün ayrılır. Onun insan ruhunda bıraktığı tesirleri tam anlamıyla ifade edebilmek güçtür.

Büyük gerçekleri anlatan duyguları yazı her ne kadar ifade edemese de insanda bir takım hisler bırakır. Ayrıca İslam düşüncesi insanın benliğine bütün yönleri ile hitap eder, bilgi kaynaklarını ve enerjileri stoklarını gözönünde bulundurur. İnsanın sadece fikri cephesine hitap etmekle kalmaz."

(İslam Düşüncesi s: 16)

Kur'an'ı Kerim'in Mekki ayetleri değişik tarzlarda ve sürekli olarak şu iki meseleyi gerçekleştirinceye kadar akide üzerinde durmaya devam etmiştir.

1) Akidenin yeterince anlatılmasını sağlamak:

Bu büyük bir meseledir. Bu sebeple büyük bir çabaya ve uzun bir zamana ihtiyaç vardır.

2) Akidenin kalplerde ve zihinlerde tamamen yer etmesini sağlamak.

"Mekke'i Mükerremede nazil olan Kur'an ayetler, sosyal hayatı düzenleme konusunda ayrıntalarla ilgili şeylerden başka bu önemli davayı aşacak hiçbir özellik zikretmiyordu. Nihayet Allah-u Teala yeteri kadar bu hususun açıklanmış olduğunu bildirdi. Böylece insanoğulları arasından seçilmiş bir kitlenin gönüllerde bu dava tam ve mükemmel olarak yer etti. Ve Allah bu dinin o esaslara ikame edilmesini takdir etti. Bu grubun vazifesi de bu ilahi dinin muhtevası içeresinde ortaya çıkan pratik bir nizam kurmaktır."

(Yoldaki İşaretler s: 21)