Muhtelif - 44. Sayfa - Islamin Hareket Metodu
2- Seyyid Kutub'un Tekfir Ettiği Ve Lailahe Illallah'a Gereği Gibi Şehadet Etmeyen Kimselerin Özellikleri Nelerdir?
Seyyid Kutub şöyle diyor:
"İslam, Allah'tan başka ibadete layık hiç bir ilah olmadığına şehadet etmektir.
Allah'tan başka ibadete layık hiçbir ilah olmadığına şehadet etmek ise; bu kainatı yaratan ve onda dilediği gibi tasarrufta bulunan tek yaratıcının, kulların ibadet şekillerini, bütün faaliyetlerini ibadet olarak kendisine sunacakları, kullaırın şer'i hükümleri kendisinden alacakları ve kendisine boyun eğecekleri tek varlığın yalnız Allah olduğuna iman etmektir.
Herhangi bir kimse Allah'tan başka ibadete layık hiçbir ilah olmadığına bu kapsamı ile şehadet etmeyecek olursa, gerçekte o şehadet getirmemiş ve henüz İslam'a girmemiş demektir. Adı, lakabı ve soyu ne olursa olsun, değişen birşey olmaz.
Eğer herhangi bir toprak parçası üzerinde bu kapsamı ile Allah'tan başka ibadete layık hiçbir ilah olmadığı şehadeti gerçekleşmeyecek olursa orası Allah'ın dinine göre yönetilen bir toprak parçası değildir ve İslam'a henüz girmemiştir."
(Fi-Zilal-il Kur'an c: 7 s: 239)
Müslümanların tanıdıkları kafirlerin çeşitlerine ek olarak Seyyid Kutub, müslümana bir tanım getirmektedir. Öyle bir tanımdır ki bu, bu tanımın kendisine uymadığı her bir kimse aynı şekilde kafirdir. Bu tanımı sınırlandıran ve belirleyen aşağıdaki dikkat çekici hususlardır.
a) Yüce Allah'ın birliğine, yartıcılığına, kainatın her türlü işlerinin yönettiğine (Kayyumiyetine) ve bunun gibi sıfatlarına iman etmek gerekir.
b) Namaz ve zikir gibi ibadet çeşitlerinin Allah'tan başkasına takdim edilmesi küfürdür. Müslüman bir kimse bu gibi ibadet çeşitlerini Allah'tan başkasına sunmayacağı gibi helal ve haram ile ilgili konularda da Allah'ın hükümlerinden başkasına boyun eğemez.
c) Helal ve haram ile ilgili hükümleri Allah'tan başkasından almak küfürdür. Müslüman bir kimse ancak Allah'ın helal kıldığını helal ve ancak Allah'ın haram kıldığını haram kabul eder ve şeriat diye ifade edilen helal haram hükümleri ile ilgili olarak O'nun hükümlerinden başkasına asla boyun eğemez.
İşte bu üç husus "la ilahe illallah"ın kapsadığı anlamın içine direkt olarak girer. O halde bunlar Tevhidin şartıdır ve ancak bunlarla birlikte kişi muvahhid olabilir, aksi halde olamaz.
Buna göre açıkca ortaya çıkıyor ki Seyyid Kutub hiç bir müslümanı tekfir etmiyor. Aksine o çoğu kimsenin kafir olduğunu farkedemediği bir kısım insan türünün kafir olduklarına dikkat çekiyor, o kadar...
Açıkca görüldüğü gibi anlaşmazlık ilk iki şartta değil, eğer varsa üçüncü şarttadır. O da teşrinin ve günlük hayatta insanların aralarında çıkan her türlü mesele ve ihtilaflarda başvurulacak kanunların kendisinden alınacağı makamın yalnızca Allah olduğunna itikad etmektir. Öyleyse teşri ve kanun koymayı ibadet şekilleri ile eşit değerde kabul ederken onun ileri sürmüş oduğu deliller nelerdir? Bunlara göz atalım.
İslami Okul Okulların En Önemlisi