Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Tüketim Çılgınlığı ve İnsanımız - Israf - 48. Sayfa

Tüketim Çılgınlığı ve İnsanımız

 

Dünya nüfusuyla birlikte beklentiler de artıyor. Otomobiller, cep telefonları, televizyonlar, gazeteler, ev eşyaları, seyahat acentaları, tatil köyleri, lokantalar artıyor. Trafik kazaları, sosyal patlamalar, kuşak kopuklukları, uyuşturucu kullanımı ve boşanmalar da artıyor. Cinâyetler, intiharlar, depresyon, yolsuzluklar da katlanarak çoğalıyor.

Böyle yoğun tempolu bir üretim-tüketim-harcama-harcanma ortamında, kendimiz ve çevremizin bir taşıma kapasitesi olduğunu anlamak zorundayız. Sürekli harcamaya programlanan toplumun mânevî termostatlarının nereye kadar dayanacağını tahmin edebilir miyiz?

Tüketim çılgınlığındaki ısrarımız pek çoğumuzu yorucu, sıkıcı ve ahlâkî yönden şüpheli işlerde çalışmaya mecbur bıraktı. İnsanlar, kendilerini sürekli para harcamaya şartlandırınca, geçmişte asla vazgeçemedikleri bazı inanç ve duygularından fedâkârlıklar yapmaya başladı. Sabır, kanaat, şükür ve cömertlikte gereken performansa ulaşamadı. Yardımlaşma refleksleri yavaşlarken, çıkarcılık ve hırslar arttı.

Dünyadaki bütün kurum ve kuruluşlar ister istemez, üretim-tüketim-pazarlama zincirinin herhangi bir yerinde bulunuyor. Televizyon yayınları, uydu bağlantıları, internet ağları ve telefon operatörleri yalnızca bir şeye odaklanmış: Tüketim. Trafik felâketinin, sağlık problemlerinin, globalleşen açlık felâketinin, sosyal patlamaların tetikleyicisi olan tüketim çılgınlığı, durdurulması gereken en önemli felâketlerden biri olsa gerek. İlk bakışta fark edilmese bile, yapılan araştırmalar, dünyada çözüm bekleyen dev problemlerin kaynağında tüketim çılgınlığı olduğunu gösteriyor.

Etrafımızı kuşatan tüketim girdabından kurtulmak, sanıldığı kadar zor değil aslında. İlk olarak kendi tüketim anlayışımızı sorgulamak ve bu konudaki sessizliğimize meydan okumak, yanlışlarımızı itiraf etmek gerekiyor. Tüketim çılgınlığında kendimize de meydan okuyalım, çevreye de. Ve hemen şunları soralım: “Her an para harcamak zorunda mıyım? Almak istediğim şeyler, gerçek bir ihtiyaç mı, geçici bir heves mi? Alışverişlerime belli bir gün, belli bir saat aralığı tâyin edebilir miyim? Tüketim çılgınlığı beni mutlu ediyor mu?” Bu soruları sormak, çözümün en zor. Ama en önemli aşaması. Sorulardan sonrası daha kolay. Sonraları aşamalarda daha sâkin ve ve sâde bir yaşam modeli geliştirip bizimle aynı düşünceleri paylaşan kişilerle görüş alışverişi yapabiliriz.